Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

Replika telefonlar vesilesi din bilgisi5

Replika telefonlar vesilesi din bilgisi5
replika telfonlar ve replika telefon sizler icin hazırladı.
Zekeriya peygamberden bahseden «Başımın saçı tutuştu»29 âyetindeki «işteale» yani, «tutuştu» kelimesi istiaredir. Çünkü tutuşmak ateş için bahis konusudur. İhtiyarlık da baştaki saçları yavaş yavaş ağartır. Bu, kömür içinde bulunan ateşin, ağır ağır ve devam ederek ateşi tutuşturmasına benzer. Ateşin meydana getirdiği ışık ile ihtiyarlık sonucu saçların beyazlaşması arasında açık bir münasebet vardır.
«Bilâkis biz hakkı bâtılın üzerine atarız, hak bâtılı ezer ve bâtıl hemen yok olur.»30 âyetinde atmak ve ezmek, iptal etmek istiaredir. Mâna şöyledir: Biz, bâtılı ortadan kaldırması için, bâtıl karşısında hakkı gösteririz. Burada, atmak (kazf) kelimesi çok beliğdir. Zira hakkın bu kuvvetle, bâtıla karşı indiğini belirtir. Aslında, dimağa varacak derecede başı yaralamak mânasına gelen (Yed- meğu) kelimesi de, hak ve bâtıl arasındaki şiddetli mücadeleyi, bu mücadelede bâtılın başının isabet alıp kırılacağı ve derhal öleceğini ilham eder.
Kur'ân-ı Kerîm’deki «Ve ağaran tanyerine andolsun ki,»31 âyetindeki «teneffese» kelimesi müsteardır. Bunun hakikat mânası, sabahın yayılmasının başlaması demektir. «Teneffese» kelimesi burada daha beliğdir. Sanki tabiat sakin sessiz, hayat ve hareket hissedilmiyor. Sabah yaklaşınca kâinat uyanıp, hayat her yerde deprenmeğe başlıyor. Bir başka yönden, güneşin doğması, kâinatta yavaş yavaş nefes ve canlılığın başlamasına benzetilmektedir.
Keza, Kur’ân-ı Kerîm’de, «O gün onlan deniz dalgalan gibi birbirine çarparak çalkalanır halde bırakırız, sura da üfürülür, biz onların hepsini toplarız.»31/A âyetinde dalgalanma mânasına gelen «ye- mûcii» fiili ızdırap mânasında istiare ilarak kullanışını da aşarak, hayalde sonu gözle görülmeyecek bir insan topluluğunu canlandırır. Bu topluluk, deniz dalgaları gibi birbirine çarpar, dalgalanır. Âyetteki fiil bu mânayı ilham eder. Zira deniz dalgalanması aslında suyun harekete geçirilmesi demektir.
«Musa’nın hiddeti susunca»32 âyetindeki sükût, zâil olmak mâ- nasınadır. Burada sükût, yani susmak istiaredir. Çünkü susmak kelâmın bitmesi demektir. Bu kelime sanki hiddeti, Hz. Musa'yı hareket ve infiale sevkeden bir insan gibi tasvir etmiş, sustuğu zaman is-* sevk ve teşvik ortadan kalkmış olmaktadır.
(31/A) Kehf 100 (32) A’râf 154
Meryem 4
Enbiya 18
Tekvir 18

replika telefonlar, replika telefon,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder