Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

Replika samsung galaxy note3,den islam bilgileri

 replika samsung

Replika samsung galaxy note3,den islam bilgileri ve bugün replika samsung bizim icin yine güzel yazılarını paylasmaya devam ediyor ve sizler icin replika samsung diyorki ahmed Yesevî (r.aleyh) daha çocukluğundan îtibâren, Resûlullah efendimizin sünnetine yapışmakta hiç gevşeklik göstermemiştir. 63 yaşına geldiği zaman, Resûlullah efendimize olan sıkı bağlılıklarından dolayı, bu yaştan sonra yeryüzünde bulunmayı münâsib görmeyip, yer altında kendisine mahsus merdivenle inilen bir hücre yaptırmıştır. Bu durumu dîvânında şöyle anlatır:Altmışüçte nidâ geldi: Kul yere gir.Hem cânınım. cânânınım. cânını ver.Hû kılıcını ele alıp nefsini kır'Yâ Rabbi! Dîdârını görür müyüm.Kul Hâce Ahmed. nefsi teptim, nefsi teptim; Ondan sonra cânânımı arayıp buldum, ölmeden önce can vermenin derdini çektim.Ey Allah ım! Dîdârını görür müyüm?

Mezâra benzeyen bu hücrede vefâ-tına kadar devamlı ibâdet, tâat ve Allahü teâlâyı düşünmekle meşgûl oldu. Gelenlere ilmi burada öğretirdi. Kendisini vefât etmiş, kabre konmuş şekilde hissederek. huşû ile ibâdetlerini yapardı. Burada evliyâlık yolundaki makam ve dereceleri kat kat arttı.Ahmed Yesevî’nin halîfelerinden Seyyid Mensûr Atâ, Hâce hazretlerinin yer altındaki çilehâne denilen hücresini görünce, önce çok üzüldü."Herhâlde bu dar yerde çok sıkıntılı bir hâldedir” diye düşündü. Bu düşünce içinde iken birden bire, daracık zannettiği yerin bir ucunun doğu, diğer ucunun da batıda olduğunu gördü. Bu hâl karşısında düşüncelerinin yersizliğini anlayıp, kendi kendine: "Allahü teâlâ, evliyâsına sıkıntı çektirmez. İnsanların onları sıkıntı ve acı içinde zannetmeleri, hakîkatte Allah adamları için nîmettir. Saâdet sâhipleri görünüşte çok acı zannedilen o sıkıntılardan pek çok zevk ve tad alırlar, râhat gibi göründükleri zaman o tadı duymazlar. Allahü teâlâ, böyle bir kulu için, daracık hücreyi çok geniş yapar.Pîr-i Türkistan Ahmed Yesevî hazretleri, 1193 (H.590) senesinde vefât etti. Bâzı kaynaklarda da 1166 (H.563) senesinde vefât ettiği yazılıdır. Kabn, Türkistan diye anılan Yesî şehrindeki Seyhun nehrinin sağ sâhilindedir. Kabri üzerindeki muazzam türbeyi ve külliyesini Tîmûr Hân (1370-1405) inşâ ettirmiştir.Ahmed Yesevî hazretlerinin, kabri üzerine türbe ve külliyesini inşâ ettiren Tîmûr Hân’a, Buhârâ’yı feth etmesini işâ-ret buyurması, zaferini müjdelemesi gibi vefâtından sonra da bir çok kerâ-meti görüldü.Şöyle anlatılır: Tîmûr’un torunlarından Ebû Sa’îd Mirzâ’nın (1451-1469) daha adı sanı işitilmemiş iken, evliyânın büyüklerinden, insanların îtikâd, ibâdet ve ahlâk husûsunda doğruyu öğrenip yapmalarını sağlayan ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşturmak için rehberlik eden Ubeydullah-ı Ahrâr (r.aleyh) bir gün Fikret denilen yerde kâğıt kalem istedi. Kâğıt üzerine birkaç isim yazdı. Bu sırada “Sultan Ebû Sa’îd Mirzâ” diye bir isim yazıp cebine koydu. Hâlbuki, o zaman Ebû Sa’îd Mirzâ’nın hiç bir yerde nâmı ve nişânı yoktu. Yakınlarından biri, Ubeydullah-ı Ahrâr’a sormaya cesâret gösterip: “Bir takım isimler yazdıktan sonra, Ebû Sa’îd Mirzâ ismine alâka gösterip onu cebinize koydunuz. Bu isim kime âittir?” dedi. Ubeydullah-ı Ahrâr da; “Bu o kimsedir ki; siz, biz, Semer-kand, Taşkend ve Horasan yakında onun tebaasından oluruz’’ buyurdu. Kısa zaman içinde, Türkistan’dan Mirzâ Ebû Sa’îd’in sesi yükseldi. Mirzâ Ebû Sa’ îd, Ahmed -Yesevî hazretlerini gördüğü rüyâsında, Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerine kendisi için Fâtîha okumasını işâret ettiğine şâhid oldu. Sultan Ebû Sa’îd, Ahmed Yesevî hazretlerinden kendisine Fâtiha okuyan zâtın ismini sordu ve sîmâsını zihninde tuttu. Uyanır uyanmaz Ubeydullah-ı Ahrâr’ı sorup araştırdığında; Evet, Taşkend’de buyurduğunuz gibi bir azîz vardır" dediler. Atına binip, mâiyyeti ile birlikte yola düştü. Bu sırada
Ubeydullah-ı Ahrâr, Fikret’e doğru yola çıkmıştı. Sultan, onun Fikret’e gittiğini duyup, oraya yöneldi ve Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri ile, Fikret yakınlarında karşılaştı. Sultan; “İşte rüyâda gördüğüm azîz!" diyerek, atından inip ellerini öptü. Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri Sultan’a alâka gösterip, sohbet etti. Sultan bu sohbetin câzibesi ile Ubeydullah-ı Ahrâr’dan kendisine Fâtiha okumasını istedi. “Fâtiha bir kere okunur" buyurarak, Sultan’ın gördüğü rüyâya işâret etti. Bu görüşmesinden sonra. Sultan Ebû Sa’îd Mirzâ’nın etrâfında çok asker toplandı. Semerkand’ı almak istedi ve mes’e-leyi Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerine arzetmek üzere huzûruna kadar geldi. Maksadını anlatıp, himmet istedi. “Ne niyet ile fethetmeyi istiyorsun? Eğer İslâmiyet’i kuvvetlendirmek ve tebeaya şefkat göstermek niyeti ile giderseniz, zafer sizindîr" buyurdular. Sultan bu şartı kabûl edip, İslâmiyet’e hizmet edeceğine ve tebeaya merhamet ve şefkat göstereceğine dâir söz verdi. Bu teveccühler sâyesinde zafer kazanıp Semer-kand’a zamanla da bütün Mâverâün-nehr’e hâkim oldu.
Ahmed Yesevî hazretlerinin, Hindistan’da büyük bir Islâm devleti kuran Bâbürlüler ve Tîmûroğulları da denilen Gürgâniyyelerden Nâsirüddîn Hümâyûn Şâh (1530-1556) hakkındaki kerâmeti şöyledir: Ahmed Yesevî hazretlerinin yolunda olanlardan Şeyh Seyyid Mensûr Atâ, Türkistan denilmeye başlanılan Yesî’ye geldi. Hocasının kabrini ziyâret etti. Onunla râbıta, yâni mânevî konuşma yaparken, Hâce Ahmed Yesevî buyurdu ki: “Çağatay pâdişâhı (Hümâyûn Şâh) Semerkand’ı zabt edip, o diyârı hâkimiyeti altına almak istiyor. Lâkin evli-yâlar buna râzı değil, onu Hindistan’a havâle ediyorlar. Onun o havâlideki zaferleri için türbemizden bir alem (işâret, bayrak) al götür." Hâce’nin bu emri üzerine Seyyid Mensûr, alemi alarak Hümâyûn’un hükümet merkezi olan Kâbil’e gitti. Hakîkaten, Hümâyûn Şâh, atası olan Tîmûr Hân’ın kabrinin bulunduğu Semerkand’ı zabt edip, Şeybânîler hânedânlığına son vermek istiyordu.Hümâyûn Şâh’ ın yanına gitti. Başından geçenleri anlattı. Hümâyûn Şâh, Şeyh Seyyid Mensûr Atâ’yı dâvet edince, Şeyh Ahmed Yesevî’nin gönderdiği alemle berâber huzûra geldi. Sultan onu karşıladı. Sonra Mensûr Atâ sohbette bulundu. Sohbet esnâsında Hümâyûn Şâh’a; ‘‘Mâverâünnehr evliyâsı, size Hind fethini müjdeliyorlar. Ahmed Yesevî hazretleri de nusret için bunu gönderdi. Kabûl buyurunuz” dedi. Bu müjdeye sevinen Hümâyûn Şâh, Hindistan’a yürüyerek fütûhatta bulundu. Zamânımızda Hind yarımadası ve havâlisinde yaşayan dört yüz milyon müslümanın bulunmasına zemin hazırladı. Hânedânlığı 1858 senesine kadar sürdü. Bu zaman zarfında yüz binlerce âlim ve velî yetişti, muazzam san’at eserleri yapıldı.Hâce hazretlerinin çocukları ve torunları, Türk-İslâm âleminin her tarafına yayıldı. İbrâhim ismindeki oğlu daha küçükken vefât ettiğinden, nesli, kızı Gevher Şehnâz Hâtun’dan devâm etti.Hâce hazretleri herkese iyilik eder, hiç kimseye sıkıntı vermezdi. İnsanların saâdeti ve râhatı için çalışırdı. Dergâhı fakir ve yoksullar, yetim ve çâresizler için sığınaktı.Tasavvuf yolunda Ahmed Yesevî
hazretlerine bağlananların bâzı husûsi-yetleri vardır. Yeseviyye yolunda bulunan bir talebenin, riâyet etmesi lâzım olan belli başlı edebler şunlardır:

1-Kendisine dîni öğreten hocasının üstün olduğunu bilip, bütün işlerini ve hareketlerini, kendi bildiğine göre değil; hocasına tâbî olup, teslimiyet göstermelidir.

2-Talebe hocasının sözlerini, rumûz-larını ve işâretlerini hemen anlamalı, gâyet uyanık, zekî ve dikkatli olmalıdır.

3-Hocasının bütün sözlerinden ve işlerinden râzı ve ona itâatkâr olmalıdır.

4-Hocasının husûsî hizmetinde veya bildirdiği, emrettiği bir hizmeti yaparken gâyet dikkatli, ağır başlı olmalı, gevşek davranmamalıdır. İsteksizlik, gevşeklik hâli, hocasının rızâsızlığına sebeb olabilir. Onun rızâsızlığı ise, silsile yoluyla Peygamber efendimize, dolayısıyla Allahü teâlâya gider.

5-Sözünde sağlam ve güvenilir ve vâdinde sâdık olmalıdır. Hocasının büyüklüğü husûsunda hüsrânına sebeb olmaması için hiç bir zaman şek ve şüpheye düşmemelidir.

6-Ahde vefâ ve hocasına olan tabîiy-yet ve teslîmiyetinde kusûr etmemelidir.

7-Hocasının ufak bir işâreti ile bütün mal ve mülkünü onun emrettiği yere fedâ etmeye hazır olmalı, bunda en ufak bir tereddüt hâli bulunmamalıdır.Replika samsung sizler icin bugünlük bukadar bilgi paylastı ve sizinle devam olarak yazılarını paylasmaya devam edecek.




replika telefonlar, replika samsung, replika s4, replika iphone, replika samsung s4, replika telefon,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder