Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefonlar,dan osmanli tarihi2

 replika telefonlar

replika telefonlar,dan osmanli tarihi2 evet arkadaslar sizler icin replika telefonlar aramıza katıldı ve size güzel osmanlı bilgilerini sunmaya devam ediyor ve size replika telefonlar diyorki yapılan sorgulama esnasınaa, âdişâhm yanında yıllardan beri jlunduğu hâlde, onun aley-nde çalışan ve Hüseyin Avni aşa’yla İşbirliği yapan Arz-ı yâz kalfa, sultan Abdülazîz Han’ öldürülmediğini ve intihâr etti-ni ısrarla söyledi, Hazînedârlar-ın Zevkyâb kalfa; “Odaya hep îrâber girdiğimiz zaman henüz İkan hayatta idi ve; "Allah’’ diye liyordu. Odada kimse yoktu, ıkat bir adam pencereden
iyordu...’’ dedi. Ferik Dr. Marko ışa ise, ifâdesinde; "Kuzgun-k’ta yalımın penceresinden laköy’e bakıyordum. Zîrâ fev-lâde bir hâl vardı. Hâkân’ın ngi odada bulunduğunu bili-rdum. Bu odanın penceresin-n pehlivan yapılı bir adam adı. Atlayanı, o zaman sultan dülazîz zannetmiştim” dedi. İtan Abdülazîz ve beşinci ırâd’ın ikinci mâbeyncileri olan iri ve Seyyid beylerin ifâdele-9 başvuruldu. Rakım ve Rey-n ağalar da; “Hâkân’ın ¦narları kesilirken gözcülük ğimizi kabûl ediyoruz" dediler, la sonra Fer’iyye muhâfaza-da bulunmuş olan karakol nandanı miralay izzet, binbaşı ¦nık Paşazâde Ali ve binbaşı :ip beyler de vazife mahalle-len İstanbul’a getirildiler. Sul-beşinci Murâd’ın cülûsu rine sarayda mâbeyn müşiri 1 Dâmâd Nûri Paşa ile yine lyda onunla berâöer buiu-Dâmâd Mahmûd Paşa da irme hâdisesiyle alâkalı bulu-ık sorguya çekildiler. Daha 'a Abdülazîz Han’ın hal’inde ıci derecede rolleri bulunan- ' an o zamânın sadrâzamı olan «lanisa’da bulunan Mütercim jî Paşa, hastalığı sebebiy-stanbul’a naklolunamıyarak r vâli konağında ifâdesi alının sonra Manisa’ya iâde li. Midhat Paşa ise, İzmir’deki rada şeyh-ül-harem-i hazret-i Nebevi hizmetiyle vazifeli olarak Medîne-i münevverede bulunduğundan, İstanbul’a getirilmeyerek gıyâbında hüküm verildi.Yapılan tahkîkât neticesinde, bahçıvan ve uşak olarak üç kişinin yüzer lira aylıkla Abdülazîz Han’ın hizmetine tâyin olunmaları, sultan Abdülazîz Han’ın icâbında kendisini müdâfaa edebileceği palasının bir tertiple alınması, üzerinde daha hayat eseri varken doktorlara odasında muâyene ettirilmeden bir pencere perdesine sarılarak alelacele Fer’iyye karakoluna indirilmesi, vefâtı hakkında on dokuz tabip tarafından verilmiş olan raporun yazılı ve sarîh olmaması ve bileklerini keserek intihâr ettiği söylenen makasın bu yaraları vücûda getirebileceği kaydıyle yetinilerek kapalı ifâdede bulunulması, Hüseyin Avni Paşa’nın; "Buavâm cenâzesi değildir. Size her tarafını muâyene ettirmem’’ demek sûre-tiyle tam muâyeneye mâni olması, cenâze görülmeden yalnız Fahri Bey’in sözüyle iktifâ olunmak sûretiyle şer’îîlâm yazılmış olması, Abdülazîz Han’ın hizmetine tâyin edilen pehlivan Mustafa’lar ve Hacı Mehmed’in vak’adan sonra cüz’î bir maaşla emekliye sevk edildikleri hâlde muhâkemeleri dolayısıyle yalandan; “Yüksek maaşlarla memleketlerine gönderilmiştir" diye halka îlân edilmesi, Abdülazîz Han’a karşı büyük kin besleyen Hüseyin Avni Paşa’nın vefât günü Kuzguncuk’taki yalısından ilk olarak Fer’iyye’ye gelmiş olması, Abdülazîz Han’ın hizmetine tâyin olunarak henüz Fer’iyye Sarayı’na girmeden karakolda yatmış olan üç şahıstan Mustafa Çavuş’la, Hacı Mehmed’in, sorgu esnâ-sında Fer’iyye Sarayı’na girerek sâbık hükümdârı öldürmüş cesınoe nazırlanan raputci 5 Abdülazîz Han’ın ölümünün hâr olmayıp, kati olduğu an lınca, sultan ikinci Abdülhs Han bu raporu; şeyhülislâm U nizâde Ahmed Es’ad Efendi, c liye nâzın Mahmûd Nedîm F Tunuslu Hayreddîn Paşa ve Ş yı devlet tanzîmât dâiresi Mahmûd Celâleddîn Bey meydana gelen bir hey’etin t( ve karârına havâle etti. Bu h de raporu müzâkere etti ve î pâdişâhın katledilmesinde olanların tevkif edilmesi yö deki karârını pâdişâha arzetti tan ikinci Abdülhamîd Han nunla yetinmeyerek, bu işin kîki ve yapılması gereken mu le hakkında bir karar verilnr ikinci olarak; sadrâzam Saîd şeyhülislâm Ahmed Es’ad El dâhiliye nâzın Mahmûd N Paşa ve hâriciye nâzın Asım lardan meydana gelen b havâle etti. Bu hey’et de eleyi tedkîk ettikten sonr Nisan 188Tde bir arîza ile 1 Abdülazîz Han’ın sûikasdc ban gittiğini ve kati fâili meydana çıktığını, bu kimî derhâl muhâkeme edilme gerektiğini ve muhâkeme r linin neresi olacağının seniyye ile bildirilmesini ist Sultan Abdülazîz’in şeh meşinde rolleri bulunn” maznûn (sanık) olup tutul« lunan, Dâmâd Mahmûd \ mâd Nûri paşalar. Abı Han’ın ikinci mâbeyncisi F sultan beşinci Murâd’ın mâbeyncisi Seyyid, hal’ sında Fer’iyye karakol kum. lığında bulunan miralay bunun maiyyetinden t Necîb ve binbaşı Ali beyle tan beşinci Murâd’ın se hizmetinde bulunmuş olaı van Mustafa Çavuş.Hüseyin Avnı Paşa ve Bey’le karakolda oturup [kerede bulunduğunuzu üşler. Ne konuştunuz?" diye ıca; "Ben onların müzâkere-katılmadım. Beni sâdece I almam için çağırmışlardı” "Palayı teslim ettiğiniz ı kimdi?" diye sorulunca da; ni bilmiyorum" cevâbını Reis; “Vâlide Sultan, ifâde-pala verilmediği takdirde, alınacağını tehdîd eder a söylediğinizi bildiriyor, n’ın tek müdâfaa vâsıtası ve hakkında müşirlerin topak müzâkere ettiklerini söy-ıniz bu palayı nasıl olur da i bilmediğiniz bir çavuşa Breden verirsiniz? Bu ifâde-kabûl edemem” deyince. Bey; "Saray askerle kuşatıl-Hepsinin ismini bilemez-Verdiğim asker palayı te merciine teslim edecekti"
onra binbaşı Necîb Bey ve İŞİ Ali Bey sorguya çekildiler iki binbaşı da kâtilliği reden Bunlardan sonra sorgu-alınan Dâmâd Mahmûd 'nın sorgusunu, yorulduğu jeri çekilen Sürün Efendi’nin e ikinci reis Hristo Forides , Dâmâd Mahmûd Paşa da ine yöneltilen ithamları red-Dâmâd Nuri Paşa’nın sor-ınu da ikinci reis yaptı, âmâd Nûri Paşa ise ifâde-î; Seyyid Bey’in getirdiği üç vanı, sultan Abdülazîz Han’ zmetine tâyin ettiğini, pehli-»ra özel bir tâlimât vermedi-pehlivanlar yanına geldiği m Dâmâd Mahmûd Paşa, sseâde ağası Süleymân Ağa ir iki şahsın hazır bulundu-j. sultan Abdülazîz Han’ın line kastettiği haberi kendine ırılınca, derhâl vak’a mahal-gıttiğini ve sâbık Hâkân’ın Sultan beşinci Murad ın iKincı mâbeyncisi Seyyid Bey de ifâdesinde: pehlivanları kendisinin seçmediğini, Midhat Paşa’nın bu pehlivanlar hakkında fikir ve mütâlâasını sorunca bildiklerini söylediğini bildirdi. Sonra albay izzet Bey’in sorgusu yine ikinci reis tarafından yapıldı. Daha sonra Midhat Paşa’nın sorgusuna geçildi. Malta köşkünde dinlenmekte olan Midhat Paşa, elinde defterler, kâğıtlar olduğu hâlde salona girdi. Sorguyu yapacak olan ikinci reis Hristo Forides, isterse oturarak da ifâde verebileceğini söyledi. Fakat Midhat Paşa ayakta ifâde vereceğini söyledi. Ayrıca, bu çeşit mahkemelerin bütün dünyâda kapalı celsede yapılmasının usûl olduğunu, açık celsede muhâkeme edilmekten sevinç duyduğunu belirtti.
İkinci reis Hristo Forides’in sultan Murâd’ın sözlü irâdesi üzerine sarayda bir komisyonun kurulup kurulmadığına dâir sorusuna önce cevap vermedi. Fakat daha sonra; bütün nâzırların bir araya gelmesindeki zorluk karşısında o fevkalâde zamanda kendisiyle birlikte Rüşdî Paşa. Hüseyin Avni Paşa, Mahmûd Celâleddîn Paşa ve 'Hayrullah Efendi’den müteşekkil bir komisyon kurulduğunu, Fer’iyye’ye naklin sultan Abdülazîz’in kendi isteğiyle olduğunu, pehlivanların tâyini mes’elesiyle ilgili yukarıdaki komisyonun bilgisi bulunduğunu. sultan Abdülazîz’in ölümünü Bâb-ı âlî’de iken öğrendiğini ve hemen Fer’iyye karakoluna geldiğini Fahri Bey’in kendisine Hâkân’ın intihâr ettiğini söylediğini ve buna kendisinin de inanmadığını söyledi.Sürûrî Efendi yerini aldı ve ilk günün ikinci celsesini açtığını bildirdi. Harem ağalarından Reyhan Ağa’yı şâhid sıfatıyla sorguya çekti. Reyhan ağa ifâdesinde: "Sultan merhûmu öldürüyorlardı. Fahri Bey, Pâdişâh’ı omuzlarından tutmuş, Cezâyirli Mustafa ile Hacı Mehmed birer bacaklarına oturmuşlardı. Mustafa Pehlivan da kollarını kesiyordu. Ali Bey’le Necib bey yalınkılıç kapıda bekliyorlardı. Bu manzara karşısında aklım başımdan gitti. Her şey bir anda olup bitti. Hemen aşağı kaçtım. Orta katta Arz-ı niyâz kalfa ile Dâmâd Mahmûd Celâleddîn Paşa’yı konuşurlarken gördüm" dedi. Sonra Râkı m Nesîb Ağa dinlendi o da aynı şeyleri söyledi. Sonra dinlenen Nâfiz Ağa da aşağı yukarı aynı şeyleri tekrarladı. Ferîd Ağa adında bir harem ağasının İstanbul’da olmadığı için yazılı ifâdesi okundu. Hâriciye kâtiplerinden Mahmûd Celâleddîn Bey dinlendi. Hüseyin Ağa şâhid olarak çağrıldı. Sultan Abdülazîz’in nâşının yıkandığının ertesi günü yıkayan Ömer Efendi’ nin nâşda sol memenin civârında kan sızan bir yara gördüğünü, kendisine ve başkalarına anlattığını beyân etti. replika telefonlar sizler icin hazırladı ve sundu yarın kaldıgımız yerden devam edecegiz.




replika telefon, replika telefonlar,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder