Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

samsung replika,dan osmanli tarihi3

 samsung replika


samsung replika,dan osmanli tarihi3 evet arkadasalar sizinde bildiginiz gibi samsung replika sizler icin elinden gelen yazıları paylasıyor ve samsung replika diyorki Birinci Dünyâ savaşı içinde Kafkas cephesinde Türk-Rus muhârebelerinin Sarıkamış yakınlarında geçen ilk safhası. Enver Paşa’nın sırf Kafkas fâtihi ünvâ-nını kazanmak için gerçekleştirdiği bu harekâtta büyük çoğunluğu soğukdan donan 90.000’ den fazla, subay, astsubay ve er şehîd oldu.terakkî komitesine mensup üç-dört kişinin, başta hudutsuz bir ikbâl hırsından başka his ve meziyeti bulunmayan Enver Paşa olmak üzere, Talât ve Cemâl paşaların cehâlet, gaflet, hattâ hıyânet kelimeleriyle anlatılabilecek korkunç mâcerâ-perestlik ve hamâkatleri netîce-çeşitli cephelerdeki yükünü azaltmaya gelmişti. İngilizlerin çok az bir kuvvetle ellerinde tuttukları Mısır'ı fethetmekle Cemâl Paşa vazifelendirildi. Yapılan bu hareketle Almanlara karşı savaşacak külliyetli mikdârdaki İngiliz askeri bölgeye çekildi, ingilizlerin kuvvetle tahkim ettikleri Süveyş'e şuursuzca saldırılarak binlerce müslüman evlâdı hebâ edildi (Bkz. Kanal harekâtı).Kafkas cephesinde ise. ilk tecâvüz Ruslar tarafından vâkî oldu. 31 Ekim 1914’de Doğu Bâyezîd’in şimâl hududundan saldıran Rus kuvvetleri, sonra Kars’ dan hareket ederek 1 Kasım 1914'de Türk hududunu geçip Pasin ve Eleşkirt’e doğru ilerlediler. 6 Kasım 1914’de ilk Türk-Rus karşılaşması oldu. Kanlı çarpışmalar sonunda Ruslar püskürtülerek Köprüköy muhârebesi kazanıldı. 11 Kasım’dan 19 Kasım’a kadar mukâbil Türk taarruzlarıyla Ruslar Azap köyü muhârebesini de kaybettiler. Ancak cephâne yokluğu, şiddetli soğuk yanında, askerin donanımının yetersizliği gibi sebepler düşman kuvvetlerinin tâkibine fırsat vermiyordu.
Cemâl Paşa’nın şâşâlı bir şekilde Mısır’ın fethine gitmesi sonunda başarılı olacağını ve kendisinin gölgede kalacağını sanan genç ve tecrübesiz harbiye nâzın Enver Paşa. Kafkas cephesindeki bu ilk muvaffakiyetlerden ümitlendi. Büyük bir kumandan edâ-sıyla, şark cephesinde Kafkasya’yı ele geçirerek, buradaki muhtelif milliyetleri Rusya aleyhine isyâna teşvikle, büyük muvaffakiyetler elde ederek şan ve şöhret kazanmak hevesine kapıldı. O güne kadar bir alaya bile komuta etmediği hâlde büyük kumandan olduğuna inanan Enver Paşa, bu maksâdını gerçekleştirmek için, ^A Aralık 1Q14’riP KÖOrÜkÖV’e
dan bu cephede yapıl taarruzla Rusların Alma sindeki bir kısım kuvveti kaslara çekmelerini sa Bu suretle Fransa ce korkunç muhârebeler ] olan Almanya’nın, Rus < deki yükü hafiflemiş ola 16 Aralık’ta Köprükö) nan üçüncü ordu kar£ bir toplantı düzenleyc Paşa, kendisi gelmeden geye gönderdiği alb Hakkı’nın bölgenin v€ durumunu iyice araş kendisine gönderdiği iyi raflarına dayanarak h Sarıkamış ihâta (kuşatı kâtını anlatmaya başlad dığı bu harekâtı akı hocası olan üçüncü or tanı Haşan İzzet Paşa ve may başkanı yarbay Fel görüşmek istiyordu. 1 general Bronsart von dorf, yarbay Feldman Paşa’nın yâveri binb; (Orbay) da katılmıştı.Enver Paşa’nın anlî göre; on birinci koloı duğu bölgede, yâni K< doğusunda kalacak v dikkatini üstüne çekm( teri saldırıları yapacakt albay Yûsuf izzet kon ikinci süvârî tümeni A nın güneyinden Rus güney kanadına saldır rın bu kanada kuvvet k sağlayacaktı.İhsan Paşa, dokuz duşuyla Bandız üz( rıkamış’a saldırırken, başı Strange komuti müfreze de Artvin Kars’a sarkacaktı.Sadrâza-ıbûlü, dîvânhânede 5r dîvânhâneye gir-başta vezirler olmak erkânı kıyâm eder r), elçi tahtına otur-lâlde kendisini kabûl amin eteğini öptük-ı^ânhâne kapısı hâri-afa otururdu. Bu Lİslüman devletlerin ında idi. Hıristiyan ındaki resmî kabûl ti.pâdişâh huzuruna asında sadrâzamla r de huzurda bulu-’.ıiiar daha evvel lil olurlardı. Daha ıkâb-ı hümâyûn ağa-a arz odasına getiri-jlürdü. Elçi, getirdiği irlerin en kıdemlisi iyle aşağıda duran eder ve vezirler bir-nek sûretiyle sadrâ-dikten sonra, huzurdan çıkar, doğruca ikâmetgâhına dönerdi. Bunun üzerine sadrâzam, nâmeyi koyduğu yerden alır, tercüme ettirerek sûretini hünkâra takdim ederdi.Pâdişâhların sefere çıkmadığı durumlarda, sadrâzamlar serdâr-ı ekrem, (başkumandan) ünvâ-nıyla orduya kumanda ederlerdi.Sefere me’mur olan serdâr-ı ekrem, hareketinden evvel şeyhülislâmla berâber pâdişâh tarafından kabûl edilerek; kendisine hil’at giydirilir, beline mücevherli hançer ve başına otağa veya sorguç takılır, eline bizzat pâdişâh tarafından sancak-ı şerîf verilerek muvaffakiyet temenni edilirdi.
Sadrâzam, omuzunda san-cak-ı şerîf olduğu hâlde pâdişâhın huzûrundan çıkardı. Sefer ekseriyâ Avrupa’ya yapıldığı için, mükemmel bir alayla sancak-ı şerîf yanında salât-ü selâm getirilir ve Oâvûdpaşa'daki ordugâhaSadrâzam sefere çıkarken merkezde, rikâb-ı hümâyûn veya sadâret kaymakamı denilen bir vezir bırakılırdı. Sadrâzamın geri dönüşüyle kaymakamlık sona erer, sadâret kaymakamlarına kubbe vezirliği verilirdi. Sadrâzamın azledilmesi ve değiştirilmesi gerektiği veya vefât ettiğinde, mühr-i hümâyûn, kapıcılar kethü-dâsıyla yeni tâyin edilen sadrâzama gönderilirdi. Yeni sadrâzam İstanbul’da değilse, emîn bir görevliyle yollanırdı. Yeni sadrâzama Anadolu’dan geliyorsa Üsküdar’da; Rumeli’den geliyorsa Eyyûb’de yemeklik denilen ziyâ-fet verilirdi. Devlet erkânı tarafından tebrik edildikten sonra da Paşa kapısı ricâli yanına girerdi. Pâdişâh sadrâzamlara; tâyinden bir kaç gün sonra, bir hatt-ı hümâyûnla yapılacak işler hakkında genel bir tâlimât verirdi.Vezîriâzamların iç ve dış halkı denilen kalabalık maiyyetleri ve kendilerinin besledikleri askerî kuvvetleri vardı. Buna kapı halkı denilirdi. Ayrıca maiyyetinde bulunan; kethüdâ, reîsülküttâb, çavuşbaşı, tezkireci, mektupçu, âmedci, teşrîfâtçı, divitdâr ve telhise! gibi vazîfeliler de sadrâzamın saray ile irtibâtını sağlarlardı. Vezîriâzamların kapı halkı, asker olanlar hâricinde 300 ilâ 1000 kişi arasında değişirdi.
Sadrâzamların, bu kadar kalabalık maiyyetleri dolayısıyla masrafları çoktu. Bu sebeple sadrâzama gelir olarak haslar tahsîs edilirdi. Bu gelir bir veya bir kaç mahallin rüsûmundan (vergiler) ibâret olup, sadrâzamlar bunları her sene voyvoda denilen me’murtarı vâsıtasıyla tahsîl ettirirlerdi. Fâtih’in kânunnâme-sinde, vezîriâzamın yıllık gelirinin bir milyon iki yüz bin akçe olduğu görülmektedir. Sadrâzam emekli olması hâlinderâ Kars bir kaleydi ve tahkim lilmiş mevzilerinde üç yüz top irdi. Bu yüzden Kars'ın alınması raz zor olabilirdi. Bu engeli de ne albay Hâfız Hakkı aşacaktı, olordusuyla Oltu'yu alınca geri îkilecek olan Rus kuvvetlerini Ts cepheden bir savaşa zorlaya-ak ve Kars yönünü tıkayacaktı.
Sarıkamış'ta kuşatılacak olan us ordusunun yok edilmesini maçlayan plân gerçekleştiği tekirde. otuz altı yıldır Rusların linde olan Kars kurtarılacak, 878 Berlin andlaşmasının öcü alılacak ve Kafkasya’da fırsat bekle-'en milyonlarca Türk ayaklan-iırılacaktı. Ayrıca Mısır, İran ve \fganistan’a yapılan seferlerin neyveleri de toplanacaktı. Fakat Avrupa’da barıştan bahsedilmesi, Daşlanan büyük işlerin yarıda kalmasına yol açacaktı. Bunun için bir an önce saldırıya geçmek, ilkbahara kadar elden geldiğince Kafkasya içlerine dalmak gerekiyordu. Savaşın kısa sürede bitme ihtimâlinden sıkılan Enver Paşa, sözlerini: “ilkbaharda barış olunca bizim de elimize bir şeyler geçmiş olmalı” diye bitiriyordu.
Haşan İzzet Paşa’ya göre ise; bu plânın tatbiki mümkin değildi. Karakışda kar içinde böyle bir harekât iyi sonuç vermezdi. Kış şiddetini kaybetmeli, yollar harekâta elverişli duruma gelince düşman üzerine gidilmeli idi.Enver Paşa beklemediği bu fikir karşısında çok sinirlenmiş, söylenmeye başlamış ve; "Eğer hocam olmasaydınız, sizi îdâm ettirirdim!” demekten kendini alamamıştı.Enver Paşa’nın tehdidine rağmen Haşan İzzet Paşa 150.000 kişilik koca bir ordunun sorumluluğunu bir an bile aklından çıkaramadığından, görüşlerini ayrıntılı şekilde ortaya koydu, önce taktikSarıkamış ihata (çevirme) manevrası. Dünyâ Savaşılma mühim safhalarından biridı Osmanlı DevletVnin harbe katılışı kesin oları belirlendikten sonra, DoğuAnadolu*da açılan ı cephede Türk ordusu büyük bir hezimete (yen giy e) uğramış ve bu manevra târihe ‘*Sankan Fâciası” olarak geçmiştir.
Târih kitapları, araştırmalar, askerî koni ranslar ve hâtırâtla teferruâtlı (geniş) bir şekil işlenen bu harekât, halk arasında yakılan dest ve ağıtlarla da edebiyâtımıza geçmiştir, i askerî harekâtı anlatan önemli hâtıralardan b de kaymakam, (yarbay) Şerif (tldem)*in yazdi Sarıkamış İhâta Manevrası ve Meydan Muhâi besi adlı eseridir. Bu eserin bir bölümünde şÖ2 yazmaktadır:Pek yorulmuş, nâ-tüvân (güçsüz) düşn idik. Tam yayla üstünde keskin bir rüzgâr arkasından da şiddetli bir tipi başladı. Bu and îtibâren göz gözü görmez oldu. Kimsenin ki şeye muavenet (yardım) etmesi ve hattâ söz söy mesi, sesini işittirmesi imkânı kalmadı ve uz\ nihayetsiz denecek kadar uzamış olan yol ki dağıldı. Asker enginlerde,dere içlerinde, orm bucaklarında nerede kara bir nokta, nen dumanı çıkar bir ocak gördü ise oraya saldıı Ve kolordu inhilâl (çözülüp dağılma) etti. Zâbii (subaylar) çok uğraştı. Fakat kimseye söz işit kolorduya saldırırlarsa!..O zaman bu kolordu ezilecek ve belki de tamâmen yok olacaktı.
Ayrıca ordunun noksanları giderilmemiş^i. Birliklerin çoğuna kışlık giyecekler verilemediği gibi gerekli yiyecek stokları yapılamamıştı. Bu eksiklikler tamamlanmadan. ne kadar süreceği belli olmayan bir kış saldırısına kalkışmak hatâlı olurdu. Saldırının yapılacağı bölge dağlık olup, aşılması güç sırtlarla doluydu. At arabalarının ve topların geçeceği doğru dürüst yol yoktu. Bu yüzden harekât ancak dağ toplarının geçebileceği küçük geçit yollarından yapılacaktı. Saldırı ve kuşatma plânı kâğıt üzerinde güzeldi, inandırıcı sayılabilirdi. Ama haritada minik r.i7nilerle Gösterilen o koca tepeleri aşmakla elli-altn metrelik bir yürüyüş olı yordu. Bu dikkate alı dağlar, tepeler nasıl a geniş yaylı kuşatmala düşünülüyordu?Birlikler, yiyecek ve c lerini yanlarında götür yük hayvanlarının sırtınd. çaktı. Hayvanlar hem keı de savaşçıların yiyecekle mak zorunda olduklarını manın verimi çok düşük Üstelik, gerilerden yiyece hâne desteği yapma in pek yoktu.Devlet idâresi ve teşkilâtını iyice öğrenmek için Anadolu’nun çeşitli yerlerinde sancakbeyliği yaptı. Vâlilik yıllarında tahsiline devâmla bilgi ve kültürünü ziyâdesiyle arttırdı. Tasavvuf ehli olup ilim ve sohbet meclislerinde çok bulunurdu.Sultan Süleymân Han, Macaristan seferine çıkıp Zigetvar kalesinin fethi öncesinde vefât edince, Pâdişâh’ın ölümünü gizli tutan vezihâzam Sokullu Meh-med Paşa, veliaht Selim’e haber göndererek saltanata dâvet etti. Selim Han bu haberi aldığında, Kütahya sancakbeyliğinde bulunuyordu. Sür’atle harekete geçen Selim Han, yanında hocası Birgili Atâullah Efendi, lalası Tütünsüz Hüseyin Paşa ve müsâbihi (sohbet arkadaşı) Celâl Bey olduğu hâlde İstanbul'a gelip 30 Eylül 1566’da tahta cülûs etti. Seferde bulunanlar dışında İstanbul’daki devlet erkânı ile şeyhülislâm Ebüssü’ûd Efendi, ikinci Selim Han’a brat ettiler. Ertesi gün Eyyûb Sultan, Fâtih Sultan Meh-med Han, ikinci Bâyezid Han ve Yavuz Sultan Selim Han türbelerini ziyâret eden Selim Han, fakirlere her türbede 30.000 akçe sadaka dağıttı.samsung replika sizler icin hazırladı ve sundu.


replika samsung, samsung replika,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder