Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika note 4,den islam bilgisi45

replika note 4,den islam bilgisi45 


bugün sizin icin replika note 4 elinden gelen gayreti gösterdi ve sizin icin replika note 4 islam yazıları hazırladı replika note 4 diyorki
gelen bazı etkenler de öğrencilerin başarıla-nnı düşürmektedir. Araştırmalara göre öğrencileri başansız kılan etkenler şunlardır;
1.Yoksul bir ailenin çocuğunun okulda başanlı olma olasılığı azdır.
2.Aile ortamının çocuğun geiişmesinç elverişsiz olması, okuldaki başarısını da azaltmaktadır.
3.Ailedeki değerlerle okulun öğrettiği değerlerin çatışması, çocuğu başansızlığa itmektedir.
4.Toplumda azınlıkta olan ailelerin ço-cuklan, okulda daha düşük başarı göstermektedir.

5.Kırsal yörede büyüyen çocuklar, okullarda daha az başanlı olmaktadır.
6.Ailenin düi ile okulun dili birbirini tutmadığında, çocuk daha az başanlı olmaktadır.
7.Okulun öğrenme ortamım zedeleyen araç, gereç yokluğu, kalabalık sınıf, uygun eğitim teknolojisinin kullanılmaması, ağu eğitim programı, iyi yetişmemiş öğretmen, süre azlığı gibi durumlar öğrencinin başarı-sınıazaltmaktadır.
Planlı eğitim yapan okulu, halk eğitimini, hizmet içi eğitimi içinde yaşadığı toplumun etkilerinden sojoıtlamak olanaksızdır. Öbür yandan eğitilen kişi, eğitim yerine tüm kültürel değerleriyle, sorunlanyla birlikte gelir. Eğitilen, eğitim yeri ile toplum arasında canlı bir bağ kurar. Bu yüzden eğitim, çevrenin sürekli etkisi altındadır.
Eğitimin sorunlanna çözüm seçenekleri aranırken, toplumun, eğitenlerin, eğitilenlerin, eğitim yerinin tüm etkenlerinin göz önünde tutulması gerekmektedir.
Öğrenirken İnsana Yardım ‘
Gerekir mi
Bir eğitim programının amacına ulaşabilmesi için eğitilenlerin öğrenmesini engelleyen sorunlanndan annmalan gerekmektedir. Öğrenmeyi engelleyen sorunlar, öğrenenin kişisel sorunlan olabildiği gibi, eğitim sırasında öğreneceği davranışlarla ilgili sorunlan da olabüir. Bu iki soran kaynağını birbirinden ayırmak olanaksızdır. Bu yüzden eğitilenin öğrenmesini ve kişilik gelişimini engelleyen sorunlannı bir bütün olarak görmek gerekmektedir.
Öğrenmeye yardımın amacı, eğitilen kişinin karşılaştığı sorunlannı çözmesine yardım etmektir. Eğitüenin sorunlannı çözmesine yardım etmek, onun yerine sorunu çözmek değildir. Eğitilenin, kendi gücünü tanımasına, gereksinmelerini bilmesine, sorunlan içm çözüm seçeneklerini aramasına, sorununa ussal yaklaşmasına, kendi gücünü geliştirmesine, kendini değerlendirmesine yardım, aynı anda onun soranla-nnı çözmesine yardım demektir. Bu yardıma, eğitimde rehberlikÛQ.n\\\r.
Rehberliğin bu denli önemli olması yüzünden son çeyrek yüzyıldan beri okullarda rehberlik hizmetinin açılmasına ve yay-gınlaştınlmasına çalışılmaktadır. Yasalarda, yönetmeliklerde, birçok şûra kararla-nnda rehberliğin etkili kılınmasından söz34
EĞİTİME GİRİŞ
edilmektedir. Ancak okullarda rehberlik uzmanlannın bulunmayışı, bu amaçla ata-nanlann rehberlik uzmanı olmayışı, okulla-nn kayıtsızlığı rehberlik hizmetlerinin istenen düzeyde verilmesini engellemektedir.
Özürlüler Öğrenebilir mi
Bir eğitim programına almanlann tümü de özürsüz değildir. Eğitilenlerin bir kesiminin görme, işitme, konuşma, beden yönünden özürlü olması doğaldır. Kimi kişi üstün kimisi de geri zekâlıdır. Böyle birbirinden özel yönde aynlan kişilerin eğitimi de özellik gösterir. Herhangi bir özürü ya da özelliği yönünden başkalanndan oldukça aynhk gösteren kişilere verilen eğitime özel eğitim denir. Her yüz kişiden on üçünün özel eğitimi gereksediği varsayılmaktadır.
Türkiye'de körler, sağırlar, ortopedik özürü olanlar için ayn okullar vardır. Ama bunlar, bu tür özürü olanlann tümünü alacak genişlikte değildir. Aynca bunlann dışında diğer özürleri olanlar da vardır. Bunlar için ayrı eğitim yerleri açılmış değildir.
Özel eğitim uzmanlan, özel eğitimi gereksinen insanlarm, diğer insanlardan ayn olarak eğitilmesinin sakıncalı olduğunu söylemektedir. Bunların toplumdan soyutlanması olanaksız olduğuna göre eğitimlerinin de diğerleriyle birlikte yapılmasının gerektiği savunulmaktadır. Ancak bunlara, özürlerine ya da özelliklerine göre ayrıca bir özel eğilim uzmanı tarafından yardım edilmesi önerilmektedir. İşte eğiüm yerlerinde ve okullarda, özel eğitim uzmanlanna gereklilik bu yüzden doğmaktadır.
Türkiye'de özel eğitimi gereksinen kişilere özel eğitim olanaklannın açılması çok dar sınırlar içinde kalmaktadır. Özellikle okullarda bu tür öğrencilere yardım edecek özel eğitim olanaklannın açılması, uzman-lannçalıştınlmasıgerekmektedir.
Eğitimde Disiplin Nedir
Eğitimde eğitilene hangi davra-
nışın yapılması gerektiğini öğretmek; eğitilenin bu davranışı yapıp yapmadığını denetlemek; beklenenden iyi yaptığında onu ödüllendirmek; beklenenden kötü yaptığında da ceza vermektir. Bu anlamda disiplin, öğretmek demektir; disiplinin sonucu da öğrenmeyle e§ anlamlıdır.
Disiplinin amacı, eğitilene kendi davranışını denetleme, değerlendirme yeterliği kazandırmaktır. Eğitilen, toplumun, eğitim yerinin koyduğu kurallara uymayı bu yolla öğrenir. Eğitilen başkasının baskısı, denetimi olmadığında da, bu kurallara uygun olarak davranmak zorunluluğunu özdenetim yoluyla duyabilir.
Bir eğitim yerinde eğitilenin disipline uyması isteniyor ise şunlar yapılmalıdır;
1.Disiplin kurallan, anlaşılacak biçimde öncedenkonulmalıdır.
2.Disiplin kurallan, kararlı biçimde kesiksiz uygulanmalıdır.
?t. Disiplin kunıllan, yansız, adil uygulanmalıdır.
4. Disiplin kurallan. us.sal, insancıl, dc-mokratikolmahdır.
İnsanlar; disiplinli yaşamayı istemektedirler. İnsanlann karşı olduğu disiplin değil, disiplin kurallannın yanlı ve kararsız uygulanmasıdır. İnsanlar yalnız başlarına olduklannda bile kendilerine özgü kurallar geliştirerek disiplinli yaşamaktadu-. Oysa bir toplumda yaşadıklannda disipline daha büyük gerekseme duymaktadırlar. Bu yüzden adil ve demokratik disiplin kurallan yaşamın bir parçasıdır.
Eğitim İnsanı Ne Kadar Etkiler
Bir insanın ömrü içinde gördüğü planlı eğitimin süresi çok az yer tutar. Okullar, bir günlük sürenin en çok sekiz saatini; bir yıllık sürenin de en çok iki yüz gününü alır. Ayrıca okul, hizmet içi eğitim, halk eğitimi, insanın ömründe belli bir süreyi alır. Kimi insanın planlı eğitimden aldığı pay çok az iken, kiminin biraz dalıa çoktur. Üstelik kimi insan bu fırsattan da yoksundur. Bütün bunlara karşın insan yine de eğitimden büyük bir oranda etkilenir.
Eğitim, insanın kendi başına kazandığında, edindiğinde çok uzun yıllar alacak olan bilgiyi, beceriyi, kısa sürede insana kazandırmak için vardır. Eğitim, geçmiş kuşaklann ömürlerini harcayarak edindikleri bilgi, beceri birikimini, kısa sürede, düzenli bir biçimde, insana kazandırmak için uğraşır.
Bundan bin yıl önce bilginlerin bile ulaşamadığı bilgi düzeyine, çağımızda ilkokul öğrencileri ulaşmaktadır. Bugün bir lise öğrencisinin bildikleri yüzyıl önceki bilginlerin bildiğinden çoktur. Bir üniversite öğ-
rencisinin bilgi düzeyi, iki kuşak öncesi bir üniversite öğretim üyesinin bilgi düzeyinden yüksek olabilmektedir. Böylece eğitim, insanları bir önceki kuşakdan daha bilgili, dahabecerili yapabilmektedir.
Bilgili, becerili olmak demek,yete/7/ olmak demektir. Bir insan işinde, mesleğinde, günlük uğraşılannda daha yeterli olduğunda, başansını giderek artmyor, kendini daha iyi, daha güzel bir yaşama götürüyor demektir.
İnsanın gördüğü öğrenim düzeyi ile işinde, mesleğinde elde ettiği başan düzeyinin arasında bir bağıntı vardır. İnsan ne denli yükseköğrenim görmüş ise işinde, mesleğinde o denli başan sağlamaktadır.
Öbür yandan insanın kazancı, toplum içindeki yeri, gereksinmelerini karşılaması da gördüğü öğrenimle bağlanülıdır. İnsanın öğrenimi arttıkça bunlardaki düzeyi de artmaktadır.
Eğitim, insanı yüceltmektir. Eğitim, insana kendisinin ne olduğunu göstererek insanın kendini tanımasına, bilmesine, bulmasına yardım etmektir. Bu yüzden insan, eğitimi değerli bulmakta; aramaktadır. Çağımızda, eğitimsiz kalmak, aç kalmak, susuz kalmak gibi insanın yaşamını tehlikeye sokmaktadır.
insanın kalıtımla getirdiği yetenekler, eğitimin dayanağı olmaktadır; ama insanın davranıştan, eğitimin ürünüdür. İnsanın kalıtımla getirdikleri, eğitim yoluyla davranışa dönüşür. Kaktım, yalnız başma insanda istenilen davranıştan yaratmaya elverişli
değildir. Üstelik eğitim, insairtda yeni yeterlikler de yaratabilir. Bu anlamda eğitim, çevre,etkeni olarak kalıtıma dayanmak zorunda, fakat kalıtımdan dalıa etkili olarak iiTsahı, yeteneklerinin sının içinde, istediği yönde değiştirme gücüne sahip bulunmaktadır. Bu yüzden insan, eğitim (çevre) ile kalıtımın ürünüdür.
Eğitim, insanm kalıtımla getirdiği temel gereksinmelerini ve yeteneklerini yönlendirebilmekte; bunlan kendi sınırlan içinde en üst düzeye ulaştırabilmekte ve geliştirebilmektedir.
Öte yandan eğitim, daha önce edinilen bazı davranışlan değiştirmede, kendi kusurlarını ortadan kaldırmada kimi kez ye-
tersiz kalmaktadır. îlk çocukluk yıllannda, çocukta yerleşen bazı kişilik özellikleri, daha sonraki yıllarda çocuğa yapılan eğitimle ortadan kaldırılamamaktadır. Ancak, sonradan yapılan eğitim, kusurlu eğitimle çocukta yerleşen, istenmeyen kişilik özelliklerini başka istenilen kişilik özellikleriyle sıvayabilmekte; beğenümeyen davramşla-nn toplumca beğenilen bir alanda yapılmasına yön verebilmektedir. Sözgelimi, ilk çocukluk çağında kavgacı bir kişilik özelliğine sahip olan bir kimsenin bu davranışı ya başka istenilen bir kişilik özelliği ile kapatabilmekte, ya da kavgacılığım doyurabileceği bir alana, boksa, güreşe yöneltile-bilmektedir.
OKUMALÎSTESÎ
ADLER, Alfrei Güç Çocuğun Eğitimi. Çev. N. Önal. İstanbul: Varbk Yay., 1966.
ADLER, Alfred. insan Tabiatını Tanıma. Çev. A. Yörükân. Ankara : Tur Yay., 1973.
B AKIRCIOĞLU, Rasim. Temel Eğitim ve Orta Eğitimde Rehberlik. Ankara : Demetevler P.K. 34, 1982.
Başaran, İbrahim Ethem. Eğitim Psikolojisi: Modern Eğitimin Psikolojik Temelleri. Ankara : Umut Sk. No : 17-1, Oncebeci, 1992.
BAYMUR, Fenha. Lise ve Dengi Okullara Devam Eden Öğrencilerin Problemleri. Ankara : MEB Yay.. 1961.
BAYMUR, Feriha. Okullarımızda Önemli Bir Sorun: Rehberlik. Ankara : Hacettepe Üni., 1971.
BERKTİN, Cezmi Tahin Eğitim Amaçları, Çocuklarımız ve Biz. Ankara : T. Iş Bank., 1969.
BERKTİN, Ce2ani Tahir, Çocuklarda v^ Gençlerde Davranış Bozuklukları. Ankara : T. İş Bank., 1974.
BlNBAŞIOĞLU, Cavit Rehberlik. Ankara : Binba-şıoğlu Yay., 1975.
BLOOM, Benjamin S. insan Nitelikleri ve Okulda Öğrenme. Çev. D. A. Özçelik. Ankara : MEB Yay., 1979.
ÇAĞLAR, Doğan. ÖğrenciyiTammaTekniklerinden Gözlem. Ankara: Kalite MaL, 1975.
ÇAĞLAR, Doğan. Sosyometrik Metot. Ankara. Çağdaş Eğ. Kitaplan, 1977.
EKŞi, Aysel. Gençlerimiz ve Sorunları. İstanbul; I. Ü., 1982.
ENÇ, Mitat - Doğan ÇAĞLAR - Yahya ÖZSOY. Özel Eğitime Giriş. Ankara. A. Ü. Eğitim Fak., 1975.
ERCAN, Ahmet Rahmi. Çocuklarımızı Başarıya Ulaştırma Yolları. Ankara : T. Iş Bank., 1975.
ERDENER, Sabahattin, insan ve Eğitimi. Ankara: Ayyddız Mat., 1967.
fidan, Nurettin. Öğrenme ve Öğretme (Kavramlar, ilkeler. Yöntemler). Ankara : Gül Yay., 1986.
FROMM, Erich. Sevgi ve Şiddetin Kaynağı. Isumbul : Payel Yay., 1979.
Toplum ve Eğitim 2
Başlangıçta, çocukların eğitiminden aileler sorumlu iken, insan toplulukları toplum niteliğine kavuştukça, toplumlar da çocuklann eğitiminden sorumlu olmaya başlamışlardır. Böylece toplumlar, kendilerini yaşatacak olan yeni kuşakların toplumsal davranışlannı biçimlendirmede sorumluluk yüklenmişlerdir.
Her toplumun, üyelerinden geliştirmesini istediği kişilik özellikleri (in.san modeli) vardır. Her üye de, kendinin ve toplumun istediği, beğendiği kişilik özelliklerini geliştirirken, toplumun kendisine yardım etmesini ister. Bu karşılıklı istekler, toplumda eğitim kurumunun oluşmasına ve eğitimin toplumsal birimlerinin (örgütlerinin) ortaya çıkmasına yol açmıştm Bu toplumsal birimler, toplum üyelerinin hem kendilerinin istediği hem de toplumun istediği kişilik özelliklerini planlı bir eğitim süreciyle onlara kazandırmaya çalışırlar. Böylece, toplum eğitimi: eğitim de toplumu geliştirir.
Bu Ünite'de, toplumun ne olduğu, toplumun eğitime etkisi ve toplumun eğitim gereksinmesi ele ahnmıştır.
Birinci orta başlık altında, toplumun niteliği, toplumun bir dirik sistem olarak amacı, girdileri, girdilerin kendi gücüne çevrimi, çıktılan, kendine çekidüzen verme çabalan, çevresi ve alt sistemleri, sistem kuramına göre ele alınmış ve bu sistem öğelerinin eğitimle ilişkisi kısaca açıklanmıştır.
ikinci orta başlık altında, eğitimle etkileşen önemli toplumsal kurumlardan, evlilik, hukuk, iş, din, güvenlik ve sağlık kurumlan kısaca tanıtılmış ve eğitimin bir toplumsal kurum olarak kendisi de aynca ele alınmıştır.
Üçüncü orta başlık altında, toplumun eğitime başvurma nedeni olan ve eğitimden beklediği, insanlan toplumsallaştırma, kdltiirleme, toplumda oluşan değişimlere uyarlama, toplumsal düzen için gereken toplumsal ilişkileri geliştirme konuları, bu üniteye aynlan yerin elverdiği oranda işlenmiştir.
TOPLUMSAL YAPI
İlk insan topluluklan, birbirine akraba topluluklar, zamanla toplamlara dönüştü-aile ve obalardan oluşmaktaydı. Varlık, silah, din ve insan güçlerine dayanarak erklerini artıran krallar, bu topluluklan birleştirerek, kan bağına dayanmayan daha büyük insan topluluklan oluşturdular. Bu
Üyeler. İnsanın, bir toplumun üyesi olabilmesi için kendini bütün varlığı ile topluma ilişkin (ait) görmesi; bir bütünün vazgeçilmez parçası olduğunu algılaması gerekir. Bir toplum, ortak amaçlaıia bir araya gelen; ortak yaşam biçimini paylaşan; gereksinmelerinin toplum ortaınında doyurulacağına inanan; bireysel çıkarlann karşılıklı işbirliği ile doyurulacağım bilen insanlardan oluşur.
Doğal çevre. însanlann toplum olabilmesi için doğal bir çevrenin olması gerekir. Sınırlan belli bir doğal çevre, toplumun gereksinmelerini karşılayabilecek doğal kaynaklan bulundurabilmeli ve bunlan işlemeye elverişli olmalıdır.
Örgütlenmiş İlişkiler. Toplumun üyeleri arasında iletişimi sağlayacak ortak bir dilin olması gerekir. Üyeler, iletişim araç-lan ile etkileşebilmelidirler. Üyelerin dostluğunu sürdürebilmeleri ve toplumun düzenini sağlayabilmeleri için, üyeler arası ilişkiler, ilkelere ve kurallara bağlanmış olmalıdır. İyi ve kurallı ilişkiler, kalıcılık ve süreklilik göstermelidir. Toplum içinde oluşan kümeler, sınıflar, katmanlar arasında adil bir etkileşim ve paylaşım gerçek-leştirilmelidir. Gerektiğinde ve istendiğinde üyeler işbirliği yapabilmeli, birbirlerine dayanabilmelidirler. Her üye, ailede, toplumda ve örgütte, işbölümünün gerektirdiği görevi tam olarak yapabilmeli; sorumluluğu yüklenebilmen ve haklanm alabilmelidir. Bütün bunlar, toplum üyelerinin, toplumda oluşan kümelerin ve toplumun kendisinin yaşaması için olmazsa olmaz olan özgürlüklerini, ortak yaşamanın gereğinden daha dar bir sınır içine sokmamalı ya da ortadan kaldırmamalıdır.
Kültür. Toplumun üyelerini birbirine bağlayan; değerlerini üyelerin birlikte ürettiği, benimsediği, paylaştığı ve yaşamak için kullandığı kültürlerdir. Kültür, bir yaşama ortamıdır. Üyeler, değerlerine uygun olarak kendi kişilik özelliklerini geliştirdikleri kültür ortamının dışına çık-tıklannda, zorlukla yaşayacaklannın bilincindedirler. Böylece üyeler, kendi kültürlerine, dolayısıyla birbirlerine bağlanmak zorunluluğu duygusunu taşımaktadırlar.
Toplumun yukanda açıklanan niteliğine göre tammını şöyle yapmak olanakladır. Toplum, smırlan belli bir doğal çevrede, ortaklaşılan amaçlan gerçekleştirmek için bir araya gelen; birbiri ile örgütlenmiş ilişki, işbirliği ve dayanışma içinde olan; kendilerini toplumun birer üyesi olarak algılayan insanlardır.
Yakandaki tanım, ulus kavramı için de kullanılabilmektedir. Ama ulus, toplumdan daha büyük bir toplumlar birleşimidir. Ulus bir yurt (vatan) üstünde, bağımsız olarak yaşamını sürdürür. Ulus etnik ya da dinsel birliktelik değil, aynı dili konuşan insanlann laik birlikteliğidir. Üyeler birbirlerine ve topluma ussal olarak bağlıdır. Ulusu oluşturan toplumlar, büyük savaşım ve savaşlarla birlikteliklerini kurmuşlar ve korumaktadırlar. Ulusun üyeleri, birlikte yaşamak, var olmak ve gelişmek ülküsünü benimsemişlerdir. Ulusu oluşturanlar, yaşamalarını kolaylaştıracak, güvenli kılacak ve ülkülerine ulaştıracak kültürü birlikte yaratmışlar ve birlikte yaratmayı sürdürmektedirler. Ulusu oluşturan toplumlar (ya da üyeler), yaşam-lanm birlikte sürdürme dileğinde, amacın-
TOPLUM VE EĞİTİM
da ve karanndadırlar. Ulus kavramının bu anlamı millet kavramının anlamından ay-nşır.
Millet, Arapça milla sözcüğünden türetilmiş ve çoğulu milel olan bir sözcüktür. Millet, din. mezhep ya da aynı dindeki, aynı mezhepteki insan topluluğu demektir. Geçmişte millet sözcüğü ulus anlamında da kullanılmıştır. Ama günümüzde birçok çevTe, milleti, aynı dinden olan insanlar topluluğu; milli sözcüğünü de dinsel (dine ait) anlamda (sözcüklerin asıl anlamlannda) kullanmaktadırlar.
Bu Ünite'de ve kitabın öteki ünitelerinde toplum sözcüğü hem toplum hem ulus anlamında kullanılacak; vurgulanmak istendiğinde ulus sözcüğü aynca belirtile-cektü-.
Bir Sistem Olarak Toplum
Toplum bir sistemdir. Sistem., bir amaç için bir araya gelmiş alt sistemlerin (par-çalann) bir bütünüdür. Toplumun da amaçlan vardır; bu amaçlan gerçekleştirmek için oluşmuş kurumlan, görevlendirilmiş birimleri vardır; ve toplum (ulus) bir bütündür. Bir sistem olarak toplumun öğeleri aşağıda şuasıyla açıklanmıştır;
Toplumun Amacı
Toplumlar bir amaç ya da amaçlar için var olurlar. Toplumun amacı yaşamak ve yaşammı sürdürmektir. Toplumun, yaşaması için gereken kaynaklan sağlaması; aldığı bu gücü işleyip kendi gücüne çevirmesi; bu güçle ürün üretmesi; böylece çevresi ile uyum içinde olması; ve kendine ilişkin eleştirel bilgiler sağlayarak kendisine çekidüzen vermesi gerekmektedir.
Toplum, yaşamını sürdürebilmek için, ürettiği ürününü, kendine yetecek nicelik ve nitelikte sürekli iıretmek zorundadır. Bunlar bir sistem ohuak toplumun beş öğesini oluşturur ; Girdiler, işleme, çıktılar, dönüt ve çevre olan bu beş öğe aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Toplumun Girdileri
Toplumun girdileri kendi öz kaynaklarıdır. Bunlar toplumun üyeleri olan insanlar, doğal kaynaklar, üretilmiş değerler ve teknolojidir,
insanlar olmadan toplum oluşamaz. Toplumu yaşatan ve toplumun yaşamasını sürdüren onun üyeleridir. Toplumun ömrünü uzatan etken, üyelerinin topluma bağlıhklarıdır. Üyelerin topluma bağlılığı ise, toplumun çıktılarının (ürününün) gereksinmelerini doyurabilme düzeyine bağ-hdır. Eğitim, toplumun üyelerini ürün üreüneye yeterli kılarak; toplumun çıküla-nndan yeterli düzeyde yararlanabilme yeterliğine ulaştırarak, toplumun yaşamasını sağlamada ve sürdürmede en etkili araçtır. Aynca eğitim, topluma üye olacak kuşaklan, çağın gereklerine göre yetiştirerek toplumun gelişmesini sürekli kılar.
Doğal kaynaklar, toplumun temel var-hğıdır. Toplumun üyelerinin topluma bağlanıp onu yaşatmalannda doğal kaynaklanıl yeterli oluşu önemli bir nedendir. Toplumun üyeleri, toplumun yerüstü ve yeraltı kaynaklanın işleyerek ürüne çevirirler. Bunlarla hem kendi gereksinmelerini karşılarlar hem de artık ürünle kendilerine başka ülkelerden gerekli olanlan alırlar. Bir ülkenin madenleri, ormanlan.
ekilebilir toprağı, suyu, su ürünleri ve benzerleri gibi doğal varlıkları ne denli çok ise, ulusun yaşaması o denli gönençli ve yaşamasını sürdürmesi o denli uzun olur. Eğitim, doğal kaynakların korunması, savurganlığa yol açmadan işlenmesi, nitelikli ürün elde edilmesi, doğal çevrenin kirletilmemesi, doğanın kültürel değerlerle güzelleştirilmesi için toplum üyelerini bilgili, becerikli ve duyarlı kılmaya çalışır.
Üretilmiş değerler, toplumun üreterek kullandığı ile ürününü satarak başka ülkelerden satm aldığı güç kaynakları, endüstriyel ve tarımsal ürünler, kültürel değerler, yan işlenmiş doğal varlıklar ve benzerleridir. Bir ülke, doğal ve üretilmiş kaynaklan kendisine yetmediğinde, bunla-n borçlanarak başka ülkelerden almak zorunda kalır. Bk ülke ne denli başka ülkelere borçlanmış ise, o denli ekonomik ve siyasal bağımsızlığmı yitirmeye doğru yol alır. Toplumun yaşamasını sürdürebilmesi, kendi girdilerini yaşamaya yeterli düzeye ulaştırmasma, öz kaynaklannı geliştirmesine bağlıdır. Eğitim, toplumun üyelerini var olan üretilmiş değerleri özenli ve kıt kaynaklan tutumlu kullanmada yeterli; yeni endüstriyel, tanmsal ve kültürel değerler üretmede becerikli kılmada en etkili araçtır.
Teknoloji, toplumun doğal kaynaklannı nitelikli olarak işlemede ve ürüne dönüştürmede gerekli yapım bilgisidir. Doğal kaynaklan başka ülkelere bakarak çok kıt olan kimi ülkeler, ürettikleri üstün teknolojilerle onlardan daha varlıklı olabilmektedirler. Ülkenin kaynaklannı eskimiş tek-
nolojilerle işlemek emek, zaman ve kay-nak savurganlığına yol açmaktadır. Eği-tim, toplum üyelerine, var olan teknolojiyi daha etkili kullanmayı öğretebilir; onlan yeni teknolojiler üretmede yeterli blabi-lir.
Girdileri yeterince sağlanamayan sistemler, hastalanırlar, yaşamlannı yitirirler. Toplum, beUd en dayanıklı bir sistemdir, ama bu kuralın dışında değildir. Ulusun, tüm toplumsal kurumlan, özellikle eğitim kurumu, girdilerin sağlamasında, üretilmesinde, korunmasmda, geliştirilmesinde ve kullanılmasında görevlidir. Toplumsal kurumlar, bu görevlerini en etkili biçimde yerine getirmekten sorumludurlar. Tersi olduğunda ulusun çöküşü kaçınılmaz olur.
Girdilerin Toplum Gücüne Çevrimi
Sistemlerin, çevreden aldıklan girdileri birer güçtür (energy). Sistemler bu güçleri kendi güçlerine çevirirler; bu güçle de ürün üretirler. Girdilerin çevrimi yapılamadıkça girdi sistem içinde işe yaramaz bir nesne olarak kalır; sisteme sorun da olabilir.
Toplum, insan girdisini eğiterek toplumsallaştırır. Toplumsallaşan insan, toplumun istediği, beğendiği davranışlan yaparak ve bunları ahşkanlığa dönüştürerek, davranış kalıplan geliştirir. Davranış kalıpları, toplumun ortak ilke ve kurallanna uygun toplumsal davranışlann toplumca istendiğinde ve gerektiğinde yapılmasıyla oluşur. Aynca toplum, insanı kültürler. Kültürlenen insan, toplumun kültürel değerlerini ve düzgülerini benimser ve bun-lan davramşlanna uygular. Toplum üyele-toplumsallaşmasında ve kültürlen-mesinde, en etkili araç eğitimdir. Planlı eğitim toplumun bu gereksinmesini karşılamaya çalışır. Eğitim, toplumun üyelerini toplumsallaştırarak ve kültürleyerck onların bireysel güçlerini, toplumun birleşik gücüne dönüştürür.
Doğal kaynaklar, üretilmiş endüstriyel, tarımsal ve kültürel değerler, işlenerek toplumun kendi gücüne çevrilir. Bunlann ürüne dönüştürülmesinde teknoloji kullanılır. Doğal kaynakların ve üretilmiş değerlerin gereğinden çok fire verdirerek savrulması ve iyi korunmayarak, kullanıl-mayarak aşındıniması, eskitilmesi, toplumun güçyitimine yol açar. Doğal kaynak-lann, üretilmiş değerlerin üretime dönüştürülmesinde savurganlığı ve kötü kullanmayı önleyecek; bunlar için en uygun teknolojinin kuUamlmasım sağlayacak olan eğitimdir. Böylece eğitim, doğal kaynaklan, üretilmiş değerleri ve teknolojiyi toplumun çıktılannı üretecek güce çevirmeye ve bu gücün toplumun yaşaması için kullanılmasma katkıda bulunmaya ça-lışu.
Toplumun girdilerini işleyerek, toplumun yaşama ve üretim gücüne dönüştürecek olan, toplumun üyeleridir. Toplum üyelerinin sayısının ve ülkeye yerleşme biçimlerinin, toplumun yaşama ve üretim gücünün kullanılmasına etkisi vardır.
Ülkenin nitfus artışı, toplumsal kaynak-lann paylaşılmasmda ve kullanılmasında önemli bir sorundur. Türkiye'nin nüfusu hızla artmaktadır. Gelişmiş ülkelerde her on kadına on dokuz çocuk düşerken, Türkiye'de her on kadına yirmi iki çocuk düş-
mekledir. Birleşmiş Milletler Nüfus Fo-nu'nun araştırmasına göre bu oran gelişmiş ülkelerde on kadın için on çocuğa doğru düşmektedir. Bir başka deyişle ge-'lişmiş ülkelerde tek çocuklu ailelerin sayısı artmaktadır. 1970'li yıllarda Türkiye'de nüfus artışı ortalama binde yirmi dokuz dolaylında olmuştur. Bu yüzden eğitilecek genç nüfus sayısı, gelişmiş ülkelere göre kat kat fazladır; kaynaklar bu denli çok çocuğu okutmaya yetmemektedir.
Nüfusun kentleşme oranının artması da eğitim için başka sorunlar yaratmaktadır. Cumhuriyet'in ilk yıUannda yüz kişiden sekseni köylü iken 1990 nüfus .sayımına göre yüz kişiden kırkı köylüdür. Köylü nüfusun böyle hızlı bir değişimle kentlere göç etmesi eğitim yönünden büyük sorunlar yaratmaktadır. Kentlere göç eden köylüler, yeni kuşaklar yetişinceye kadar kentlileşememektedirler. Köyle kent arası, yetersiz yaşama koşullan olan gecekondular çoğalmakta, kenti teneke mahalleleri sarmaktadır. Endüstriyel ürüne göre ta-nmsal ürünün oranı yüzde kırk beşlerden yüzde on beşlere doğru düşmektedir. Köylerdeki okullar boşalmakta, kentlerdeki okullar yüklerini götüremeyecek oranda dolmaktadır.
Yerleşme sorunlan da, eğitime büyük sorunlar çıkartmaktadır. Türkiye'nin kırsal nüfus dokusu, nitelikli eğitim olanaklan-nın köylere götürülmesini engellemektedir. Köylerin büyük çoğunluğu küçük ve dağınık oba, kom, mezra gibi alt yerleşim birimlerinden oluşmaktadır. Kırk beş bin dolayında köy olmasına karşın kak bin dolayında da alt yerleşim birimi vardır.
Nüfus azlığı yüzünden bu alt yerleşim birimlerine okul açmak olanaksızlaşmaktadır. Bunların yanı saa. Türkiye'de henüz yerleşimi sağlanamamış göçer toplumlar vardır. Bunlar, eğitimden büsbütün yoksun kalmaktadır.
Toplumsal katmanlar ya da sınıflar, toplumun girdilerinin işlenmesi süresince, üretim araçlarmı ellerinde tutan; bunun karşılığı olarak da üretimin yönetimini yapan ve üründen daha yüksek pay alan üyelerin öteki üyelerden aynşmasıyla oluşur. Toplumsal aynşma, katmanlar ya da sınıflar arasında konum (statü) farklılığı yaratır. Konum farklılığı, değişik konumda bulunan üyelerin hak, işlev ve sorumlu-luklannı da farklılaştırır. Toplumsal katmanlar ya da sınıflar, kendilerine değişik eğitim olanaklan isteyerek eğitimin işini zorlaştırırlar. Oysa, planlı eğitim, hangi katman ya da sınıftan olursa olsun, tüm yurttaşlara eşit eğitim olanaklan sağlamakla yükümlüdür. Kendini üstün gören toplumsal katman ya da sınıf üyeleri, bu görüşlerini yerleştirmek ve sürdürmek için, kamu eğitim olanaklannın yanında ve ötesinde ek ya da değişik eğitim olanaklan bularak daha farklı eğitim satın alırlar. Türkiye'de özel okullar ve özel konumlu kamu okullan eliyle, varlıklı katmanlar daha iyi nitelikte eğitim saün alabilmektedirler.replika note 4 sundu.

replika samsung note 4

replika note 4

note 4

not 4 replika

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder