Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefonlar dan tarih bilgisi

 replika telefonlar



replika telefonlar dan tarih bilgisi evet yine replika telefonlar sizin ici güzel tarih bilgilerini sizlere sunuyor ve sizinde bildiginiz gibi en güzel yazılarımızı sizlere replika telefonlar hazırladı ve replika telefonlar diyorki Rusya'da bir kilisede bulunan ve "Bulgar Hardan Listesi"adıyla literatüre geçen Grekçe yazmaya göre Bulgarlann hükümdar silsilesi Avitokhol ve ar-dından tahta geçen İmek'e kadar götürülmektedir. Bu yeni durum Avitok-hol'un Avrupa Hurdan'nın son büyük fatihi Attila ile aynı kişi olduğu ve oğlu Imek'in Bulgarlann başma geçtiği fikrine hayat vermiştir.
Attila'nm ölümünü (453) takip eden yıllarda isyanlarla mücadele etmek zorunda kalan oğuUanndan îlek. Germen ve Sarmatlarm da desteklediği Gepid ordusuna Nedao İrmağı kenanndaki mücadelede mağlûp olarak hayatım kaybetmiştir (469)*®. Diğer oğul Dengizik ise 469 yılmda Bizans'm Trakya kumandanı Anagastes üe giriştiği mücadelede öldürülmüş, kendisine bağh Hunlann bir kısmı dağılmış, kalanlar ise Roma'ya tabi olmuştur*’. Ağabeylerinin hayatlarını kaybetmesinin ardmdan, bir süre Küçük İskitya olarak zikredilen, bugünkıi Dobruca topraklanmn kuzeyinde bıdunduğu bilinen İmek'in daha sonraki faaliyetleri net bir şekilde takip edilememektedir^.
Bizans'm başının Ostrogotlarla tehlikeye girmesi üzerine birdenbire Bulgar admda bir ka vme başvurulması araştırmacüan, aradaki aşinahğı sağlayacak eski taıudıklar bulmaya itmiştir. N6meth Bulgar'ı açıklamak için hemen İmek ve Hunlanna başvurarak, doğudan gelen yeni Ogur kabileler üe onlann karıştığını, böylelikle Bulgarhğm oluştuğunu savunmuştur. Talat Tekin bu kaynaşmada melezlikten ziyade "karıştıran" faktörünün önde olması gerektiğini belirtir^’ Ancak burada sorgulanması gereken Priskos'un Ogur boylanmn İstanbul'a elçi gönderdiği tarih olarak sunduğu 463 senesinden, Antakyah loannes'in 482 yılın-
Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, a. 155. Togan'a göre Tuna Bulgarlarının dili de İtil BulgarUnnm dili gibi şimdiki Çuvaş lehçesi ile bir kökten geliyordu. Bu dilde şimdiki beş in karşıbğı bel id>
0 2^kr«tınesine kadar geçen on dokuz senelik kısa bir süre içerisinde kanşıiTiın hayat bulmasının ne derece mümkün olduğudur He-bağlantıyı tamamlayacak, uzun zamandan beri bu coğrafyada j^vlar aramak itirazla karşüanmayacak bir teklif haline gelmelidir ki, ızarlanndaki bütünleyici ifadeler meseleyi anlaşılır kılmaktadır. Ha-tısında bulunan bir takım kavinüere dair haberler sunan eski kaynaklar uzaklarda arama ihtiyacını ortadan kaldırdığı gibi İmek ve Hunlan-P^^^betine ışık tutmayı sağlar. Eski Bulgar yurdunun uzakta aranmaması olan FeWr de az sonra sunacağımız kaynaklardaki ifadelerin haricinde uiltur mirasına bakılarak, İran tesirinin ve aradaki etkileşimin ancak es-münasebetiyle gerçekleşebileceğini savunmuştur.
Şunlarla bağlantı konusunda etnik ilişkiyi bütün hatları ile ortaya koyma-ıneüçolduğımu söylemeliyiz. Ancak elimizdeki hanlar listesi Bulgar hü-^fftlırUnnın Hım hanedanmdan gelnüş olabileceğini gösteriyor. Bulgarlarla ^l^clantısı olan Macarların Attila ve Hunlarla ilgüi efsaneleri de bu kap-^ değerlendiğinde bu ihtimal kuvvet kazanmaktadır. IV. yüzyıl ortalann-^MavcTiünnehr dolaylarında hüküm süren Akhun Hükümdarı Grumbates'in ^haörasmaTuna Bulgarlan'mn meşhur hükümdarı Knım'da rastiıyoruz. Yi-^^ı\’öiünnehr'deki İlak yöresinin isminin Attila'nm oğlu İlak/Ellak'a yakın-şoklukça dikkat çekicidir^. Theophylaktos Simokattes gibi önemli bir kaynak 3|BTTcBıılgarlardan bahsederken "hu halkın en eski önderleri Uar ve Hunni diyerek Hun-Avar, dolayısıyla Akhun bağlantısına katkıda bulun-
Kaftaıya'da Bulgarlara Dair Haberler
Süryani yazar Hatip Zakharias, 555 yüı civarında Kuzey Kafkasya'da, Ha-»Kapaı dvarmda kendilerine has dilleri ve şehirleri bulunan Bulgarlardan ««mcktedir“. Kafkasya'nm oldukça erken dönemlerine dair haberleri akta-»HorenliMusa da Süryani Maar Abbas Katina'ya dayanarak MÖ II. yüzyılda ‘'^ûuiiınn kuzey etekleri ve Kuban boylarında yaşayan Bulgarlardan bahse-It.wwıli'nm anlatımına göre Ermeni Kralı Val-Arşak; "Kuzeye, Tayk'daki CDağı)'ın eteklerine, yağmurlu ve sisli ormanlık ve bataklık bölgelere **^<k)ndü.. Dağlann içindeki iki düz ve ağaçlı yeri
ırkı topladı. Onlara haydutluğu ve kıtalleri bırakmalarını ve kralın emir
gılenne tâbi olmalanm emretti ve bir dahaki sefer gördüğünde üzerleri^ kabil kurumlanyla birlikte önderler ve prensler atayacağmı söyledi. Ve ^ bilge kimseler ve nezaretçilerle birlikte bıraktı. Kendisi ise batı ordusun^ ettikten sonra eskilerin 'Ağaçsız' ve 'Yukarı Basean' adladıklan, fak^^ Vlendur Bulkar kolonisi Vund buraya yerleştikten sonra onun ismine buraya Vanand denen, Şaray hududundaki otlu çayırlara doğru indi^'^s
yayınlayana göre kuzeydeki yabancı barbar ırk Bulgarlar olmalıdır^. Buraçj^ çen Basean isminden ise bir kısım Bulgarm bugünkü Erzurum-Kars civarı^
dikleri ve bölgeye yerleştikleri anlaşılmaktadır (Bu isim günümüzde Pasini yaşamaktadır)^. Haberde de bahsedildiği gibi Ortadoğu'ya doğru en eski göçlerinden birisini temsil eden Bulgar ve Vanandlarm MÖ 149-127 yıllan civ nnda Kars ve Pasin dolaylarına inişi Togan ve birkaç âlim dışmda pek çok ar tırmacımn gözünden kaçmıştır^. Bunun sebebi batıya geçiş tarihinin ısrarla 4^ yüı olarak kabul edilmiş olmasıdır.
Haberde bir diğer ayrmtı, bahsedilen Tayk'daki Parkhar Dağı'dır. Kara-tay'a göre birinci kelimenin sonundaki -k'yı Ermenicede aym zamanda yer ve bölge anlamım veren çoğul eki olarak görmeliyiz. Tay kelimesi ise açık bir şekilde dağı işaret eder”. Dolayısıyla burada Kafkas silsilesinde Parkhar ismindeki bir dağdan bahsedilmektedir. Bilginin hemen öncesinde Ermeıü Kralı Val-Ar-şak'm kuzeye Acara ülkesine gittiğinden söz edilmesi, bu dağm yaklaşık olarak Orta Kafkaslarda, Çeçenistan'a doğru bir uzantıya denk gelebileceğini gösterir Bulgar Dağı ile ilgili bir diğer bilgiye Şiraklı'nm eserinde rastiıyomz. Onun aktanmına göre "Kubrafm oğlu Aspanıh, Hazarlardan Bulgar Dağlan'ndan kaçarak ve yerleşmeden önce oradan A varlan sürerek Tuna Deltası'ndaki bir adada yaşadı"*. Aynntılarmı birazdan göreceğimiz üzere Nikephoros ve Theopha-nes gibi Bizans kaynaklan Asparuh'un babası Kubrat'm yurdunun neresi olduğuna dair birbirlerine yakm bügiler sunarlar. Bu ifadelerin ışığmda, söz konusu gelişmelerin yaşandığı yerlerin Kafkasya'mn kuzey düzlükleri olduğunu düşünmek ve Bulgar Dağı'mn Kafkaslarda olduğunu söylemek yanlış
ti konusunda fikir yürüten Karatay^ Kral Val-Arşak'm kuzeydeki se-süre kalmayarak çok fazla yol kat etmediği de hesaba katarak, ha-Kapısı'nm biraz ötesinde gerçekleşmiş olabileceğini belirtir. Bu da ^ p dolayla”*'* düşünmemizi sağlar. Daha önce de sözünü ettiğimiz 334 yazmada geçen Ziezi adı halkı sadece Çerkezleri değil Çeçen-.^aıyorolmahdır^V
^ ^^'nin bahsettiği Vlendur ve Vanand budun isimleri de dikkate değer-^ jjıflUcre ve çeşitli varyantlarına, MS ilk binyıldan bahseden hemen tüm $ istinasız bir biçimde Bulgar bağlantısıyla rastlanmaktadır. Kalan-eschnde İran'da Şapur zamanmdaki olaylar anlatılırken Honogur adı
j^^jjjjtatlı'da geçen kişi ismi formu haricinde Priskos, Zacharias, Jordanes, hıis "Ravenna Anonimi", Agathon, Nikephoros, Theophanes ve Konstan-'^ıçık bir şekilde doğrudan Onogur halkmdan bahseder. İslam kaynaklan özellikle Mesûdf nin anlatımlan isinüer konusuna açıklık kazandır-Mürûc ez-Zeheb'de ErdebiUi bir tüccarm, Hazar ve Alan komşulu-^ olan Peçenek ve Başkurt memleketlerine ya km, Valandar admdaki bir ^gjdışi ve buradaki gelişmelerden bahsedilir^. Diğer eseri Tenbîh'de jj^jgjrlır Türklerden, Bizans'm doğusundaki Vindriyye denen göçebeler-ki bunlar Peçenekler, Yecnîler, Başgırtlardır. Bu kavimler zikredilen beş çoğunu 320 yılmdan sonra ele geçirdiler" demektedir^. Bu ifadesiyle Vlendur Bulgar'dan bahseden Horenli'yi haklı çıkararak, Vindr'in do-^ Kâfkaslarda olduğımu gösterir.
Vlndr adındaki bir şehirden bahseden Mesûdî, Alan komşuluğımdaki İç 3ı^iUn ve Çeçenistan sahasmı anımsatarak akla ilk olarak Belencer'i getiriyor. liMinden aynı zamanda bir kavim adı olarak
MMrO'ZM'de b kayda göre; "Hazar ve Alan Ülkesine konifu olan « Başkurt (Macar), Pe-fBicsr (nkrdh) adlı dört Türk kavminin memleketinin smırmda Valandar denen büyük bir vardır Bu şehir dağlar ile deniz araamda olup halkı kalabalıktır. Bu şehir halkı bahaedi-blkkkavıaüch önünde mâniadır. Dağların, denizin, şehir halkınm meydana getirdikleri mânia Türklcrin Bizana topraklarına girecek yolu yoktur. Erdebil halkından oraya giden bir ime bfer kabilenin adamlannm hakaızlık yapması dolayısıyla bu Türk kabüelen arann-J*^ÇlklL Aralan açıldı Valandar'daki Rumlar onlann müdafaanz kalan yurtların yağmala-^ ııa«ine bu Türk kavimleri aralarındaki savaşa son verip birleştiler. Valandar üzerine ^•^Mıadise 322 yılında olmuştur. Bunun üzerine Romanca oraya Hıristiyanlığı kabul ct-hyıiıüMk 12 bm süvari Ue Rumlardan 50 bin asker gönderdi.* Şcşcn, /skm Cofm/yacıla-»7^ »5M4.
cx>ğrafyayla ilgili olduğunu ve sonradan burada yaşayan insanlarm bu adla dıklannı net bir biçimde açıklar. Vlendur kelimesi, Belencer'deki kök budun eki yapan -dur ekini alarak Belendur haline kavuşması olmalıdır^ nemin en iyi coğrafya âlimlerinden birisi olan Mesûdî, aktardığı haberlerde binne çok yakm iki kelime olan Vindr ile Vindryye'yi karıştırmış gibi duruy^^^ Zira bölgeyi gayet iyi bilmesine rağmen "hu şehir dağlar ile deniz arasında olj, halkı kalabalıktır"^ gibi genel ifadeler kullanmayı tercih ediyor. Burada Vlı^ derken Belencer'i, Vindryye ile de Onogur topluluğunu kastettiği anlaşılmakta dır
Erken tarihli bir diğer haber Langobard tarihçisi Paul Diaconus'dan ge|. mektedir. Bu bilgiye göre Bulgarlar, Longabardlara saldırarak krallan Age]. mund'u öldürmüşlerdir*. Sadece bu haberlere bakarak Bulgarları ısrarla Hazar'm batı taraflarmda Bunlardan sonraki günlerde aramamız yersizdir. Görüldüğü gibi farklı kaynaklar erken dönemlerden beridir bölgedeki Bulgar varbğı-na şahitlik etmektedir.
Kutrigur ve Utrigurlar
Ogur boylan ile birlikte anılan boylar içerisinde nispeten bölgeye yerlilikle-n bakımından ilk önce Kutrigur ve Utrigurlardan söz etmek yerinde olacaktır Her iki topluluğun isimlerinin sonunda yer alan -gur eki onlarm Ogur kavimle riyle alakalandınimasma yetmiş, erken ortaçağda Bulgarlar ile birliktelikleri düşünülmüştür. Prokopius Azak'm doğusunda yaşayanlar hakkmda "eskiden onlara Kimmerler, şimdi ise Utrigur deniyor" demektedir*. Aynı yazar onlann Azak kıyısına geldikleri vakit burada Gotlarla karşılaştıklarım bildirir. Buna göre Hunlann gelişi ve Gotlarla mücadelesi hesaba katıldığında Prokopius 375'ler-den öncesine işaret ediyor olmahdır. Diğer taraftan bu iki boyun köklerini eskiçağın Güney Azerbaycan ve Doğu Anadolu coğrafyalarında aramanın haklı gerekçeleri vardır. Bu bölgelerde yaşamış Kut, Uti gibi halkların bitişken dilleri ve kelime hazneleri Türkçe unsurlar içermektedir^. Tuna Bulgar hanlarından bin-
Czcgi^y, Turan KMvtmlennm Göçü, a. 145.
KarmUy, *lCu2ey KjikMUrdaki Vlendur Bulgar^, m. 427 Şcfcn, /«iem Cvğrmfyaniartna Göre. m. 53>54 Paulu» Diaconua, Htstory of the [.angobmrds, a. 29-31.
PıtKoptua, Htatofy of the \Nmrt, Bookâ VII and VIII, a. 85
Balkan, "fiakı Onaaya'da Kut (veya Gut) Halkının Düi üe Eaki Türkçe Araamdakı BcnaarUk
Büyük Bulgar Devleti • 261
adı aynı zamanda bir Kut krahmn da ismidir^V ''Albanlar Ta-Tanrı Ku'ar'm adı da Kutlardaki Kuer ilahını akla getir-ü nim âlemince temkinli bir şekilde yaklaşılan İman Bahşi'nin "Ca'fer pulgarlann atası olarak zikredilen topluluklar arasında Khot ve
*^jj^.Utrigur-Bulgar ilişkisine bakacak olursak, Zlatarski kendisine ta-geri çekilen İmek'in, Kutrigurların başına geçtiğini savunmakta-**Ü'Jünu öne sürerken VI. yüzyılda Utrigurların başında bulunan yerli yöne-9 iiııh’in (Iava
'yöneticileri başka olsa da Kutrigurlann kendilerin-
söylemesini gösteriyor*^. Utrigur reisinin sözünü ettiği ithal ha-^ Bunlardan gelme olasılığı belirmektedir. Muhtemelen bu topluluk-gücünün zayıflamasmm ardından Kutrigurlar öncü olmak üzere Kaf-üzerinden ilerleyerek Bizans'ı meşgul eder hale gelmişlerdir. Utrigurlann ^ toplulu^ Kuban ve Don nehirleri arasında kalmayı tercih ederek zaman ^aknbt ve dildaşlan olan Kutrigurlara saldırılarda bulunmuşlardır**. Za-^ Bulgar adınm yükselmesinin ardmdan uzun süredir bu topraklarda var-^ sürdürmekte olan bu iki topluluk, Avrasya'nın pek çok kavmi gibi Bul-^etnik adı altmda müşterek bir biçimde zikredilmeye başlamışlardır.
Do^ Roma İmparatorluğu, Attila'nm ölümü ve oğullarmm bertaraf edili-^aıümdan rahat bir nefes alabileceği sırada yeıü akınlarla boğuşmak zorun-lulmıştır. Özellikle Kutrigur saldırılan İmparator I. Anastasius'u (491-518) ;]ibı ck 512 yılında tamamlanan uzunca bir set inşa etmeye mecbur kılmış-I kutngurlara bu güçlü saldınlarda yardım edenlerin Hun bakiyeleri olduğu-■iışunmek yanlış olmaz. Zira bu alanlardan bahseden birçok kaynak onlann »kn verme Bulgar ya da Hun adlannı kullanmayı tercih etmiştir^. Bizans aitttorhı^ oklukça uzun bir dönem kendisini meşgul eden bu saldınlardan otıiuıyolu olarak Utrigurlara başvurmayı uygun görmüştür.
na'nm karşı sahiline geçirilen Kutrigurlar, Bizans şehirlerini yakıp yağn^^ ca İmparator lustınianos acil bir şekilde Utrigurlara başvurmuştur. Buım,^ rine aralannda Got-Tetraksıt gibi komşu kabilelerin askerlerinin de buJuı^^j^ bir orduyu toparlayan Utrigurlar, saldırıya geçerek Kutrigurlan ağır bir te uğratmışlar ve karşı tarafm elinde tuttukları bin kadar Bizanslı esirin lenne dönmelerini sağlamışlardır^. Mağlup olan Kutrigurlann bir kısmı ra torluğu saldırılardan koruma görevi ile Trakya'ya iskân edilmiştir. FVokrî! us'un anlatımlarına göre bu vaziyet her ne kadar Utrigur reisinin hoşuna gî^ mışse de, Bizans pahalı hediyeler ile onun gönlünü almayı bilmiştir^.
558/559 tarihinde tekrar harekete geçen Kutrigurhu’ üç grup halinde yerek Bizans şehirlerini yağmalamışlardır. Zabergan önderliğinde harekete çen Kutrigurlar deprem sebebi ile tahrip olan surlardan içeriye doğru kat ^ rek başkente kadar ilerlediler. 559 yümda bölgeye Avarlarm gelişiyle birlikte Bizans mücadelelerinden kalan Kutrigurlar Avarlara boyun eğmek zorunda kal mışlardır. Bu tarihten sonra Kutrigurlann, Avarlarm bazı savaşlarına katıldıkla-n gozlenüenebiliyor. Antlara karşı girişilen mücadelede Kutrigurlann da yer aldığı bılmmekte. Oldukça hareketli geçen bu dönemde Utrigurlar da birbin arkasına gelen Avar ve Göktürk darbeleriyle oldukça yıpratılmışlardır. Menand-ros'un kayıtlanndan Utrigurlardan bir kısmımn Göktürk idaresine girdiği görülmektedir. Anağay ('Avonraıoc;) önderliğinde bir grubun 576 yılında Bospo-ros'a saldırdığını biliyoruz*. Anağay'a bağlı olan boylardan birinin reisi Akka-gaıs (^Kiconrou;) admda bir kadm idi.
Göktıirklerin Utrigurlara nasıl davrandığım anlayabilmek için Baü Göktürk Kağam Istemi'nin tiginlerinden Turksanthos'un Bizans elçisi Menandros'a "Şu bedbaüit Alanlara ve hatta Utrigurlara bakm. Engin cesaretleriyle coşup, güçk rine güvenerek muzaffer Türk milletine karsı çıkmaya cüret ettiler ama ümitle ri boşa çıktı. Bu yüzden tebaamız ve kölemiz oldular"*’ sözlerini hatırlamak ye terli olacaktır. Avrasya tarihinde sıklıkla görebileceğinniz bu kavimler dalgalan-
ArtunAnov, Hmzmr Trnnht, g. 129
Stepanov, The Bulgmn mnâ the Steppe Emptre m the Early Mtddle Agee, s. 41 Utrigur reûû burada Bin» la^Muatoru'ıuı, kendıiennin çöllerde zor şartlar altmda yaşarken, Trakya'ya yerleştirilen lamı iyi yiyeceklerle beslenebildiği, şaraplar içebildikleri ve banyolaruun bulunması hufue*““ vcryanam etmiştir
Mangaltcpc, Sızana KMynakimrtndm Türkler, s. 83, Golden, Türk Halkları, a. 115 Gumilev, £ab Türkler, ». 69
Büyük Bulgar Devleti • 263
j^ınden en az zararla kurtulan kuzey Kafkas sahasında bulunan Bul-Göktürk hâkimiyeti altında geçen dönem Bulgar kimliğinin pekiş-ve devletin kuruluşuna zemin teşkil etmiştir.
jüvük Bulgar Devleti'nin Kuruluşu
isnu altında bağımsız bir konfederasyon haline gelişin tarihi tam W|iuunese de, bunun VI. yüzyıl sonlarma doğru gerçekleştiğini söylemek Vıindür Asya'da Göktürk gücünün yükselişi Batı dünyasmda da önemli zemin hazırlaımştır. Doğu Roma İmparatoru lustinianos'un devleti ^]jgnikya etmek için girişmiş olduğu savaşlar Bizans için sonuç vermiş, Van-bertaraf edilerek, Ostrogotlara karşı üstünlük sağlanmıştır. Ancak
devim
eden Kutrigur saldırılan Bizans için önemli bir tehdit oluşturmak-
^ Bu tarihlerde Kafkaslarda Alanlarla irtibata geçen A varlar. Alan Reisi Za-^ug^ğıile Bizans'a müracaat ederek, imparatorluğım Kutrigurlan durdur-ıçm aradığı fırsatı sundu. 558 yılmda Kandik isimli Avar elçisi İstanbul'a hizmetleri karşılığında vergi almak şartıyla Bizans ile bir antlaşma yaj>-
Oldukça kısa bir süre içerisinde bir hayli güçlenen Avarlar Bayan Kağan hâkimiyet alanlanm oldukça genişletmiş ve Bizans için de tehlikeli başlamıştır. Bu dönem içerisinde yukanda da değindiğimiz üzere Kut-;|{siır, Avarlara boyun eğmek zorunda kalmışlar ve bazı mücadelelerinde asin dotek vermişlerdir. Batıda bu gelişmeler yaşandığı sırada Göktürk Devleti ıçBuadebaş gösteren Tieh-le isyanları Batı bozkırlarmda yaşayan kavimleri MRkefee geçirdi. Vaktiyle Göktürklerin batı kanadım koruma vazifesini üstle-nOgur boylan bağımsız bir şekilde hareket etmeye başladılar. Bu karışık dö-Mikayıpfiz bir şekilde atlatan Bulgarlar, güç kaybma uğrayan Avarlann ege-loiı^ akındaki akraba Kutrigur topluluğunu kurtardı. 630 yüında Avar kağa-(Amerinin ardından isyana kalkışan Kutrigurlann hareketi başarısızlıkla "uçknmıştır. Bu ısyamn Bulgarlar tarafmdan desteklenmiş olması muhtemel poıbyor. Bizanslı tarihçi Nikephoros 635 yılına gelindiğinde Bulgarlarm baş-H^Kubfat'm Avarlara karşı isyan ettiğini kaydetmektedir. Bu habere göre; yeğeni ve Onogundurlann reisi Koubratos, Avar kağanına başkal-»kiığı bir orduyu suiistimal ettikten sonra onlan topraklarından replika telefonlar sundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder