Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika samsung galaxy vesilesi

 replika telefonlar



replika replika samsung galaxy vesilesi bakalı arkadaslar sizler icinb bakalım bugün yazılarımıza nasıl devam ettik hep beraber bakalım Üstad: — Şimdi imanı bir tarafa bırak! İlk defa bana geldiğin gün, aklını ve fikrini meşgul eden şek ve şüpheyle cevap vermeye çalış!Talebe: — Acaba Hocam, bu sualinizle, kâinatın sonradan meydana gelen yaratık olduğunu, yani kadîm olmadığını ispatlayan delili mi yeniden tekrar etmemi istiyorsunuz?Üstad: — Hayır, hayır! Öyle değil! Onu sormuyorum. Maddenin aslı ve esası olan ilk hücreyi sormuyoi'um. Onun nasıl yaratıldığını da sormadım. Kadîm mi, ezelî mi onu da sormadım. Benim istediğim şey, Kur’an-ı Kerim’in insanlara tevcih ettiği soru gibi, yer ve göklerdeki varlıkların, birleşik ve çeşitli türlerden mürekkep unsurların nasıl birleştiği, ne şekilde meydana geldiği ve şu gördüğümüz sûretleri nasıl aldıkları, yani bunların nasıl oluştuğudur. Görüyorsun ki, eşya, birleşik türler olarak, çeşitli şekil ve suretlerde meydana gelmiştir. İster bitki ve hayvan, isterse insan olsun, hepsinin cinsleri ayrıdır. Şekil ve sûretleri de başka başkadır. Aklı selim, bunların kadîm olduğunu kabul etmiyor. Çünkü hem birleşik ve değişen bir şey olsun, hem de kadîm olsun, aklı selim bunu kabul etmiyor. Ve «imkânsızdır» diyor. İlim de kabul etmez. Zira jeolojik kazılardan elde edilen neticeye göre sonradan yaratılan bir varlık olduğu, kadîm olmadığı anlaşılmıştır. İlmin keşfettiği son hakikatlerle bu ispatlanmıştır. Onların ilk önce yokken sonradan yaratılmış ve birleştirilmiş türler olduğu meydana çıkmıştır. Bunların nasıl meydana geldiği, türler hâlinde nasıl tekevvün ettiği hususun de materyalistler böyle söylemiştir. Yani bu fa-raziyeyi hiç kimse benimsememiş, bir kişi çıkıp ta böyle bir iddiada bulunmamıştır. Hattâ materyalistler bile esasını teşkil eden atomların irade, kast ve gayeden mahrum olduğunu kabul etmektedirler. Madde, ne bir irade ve ne de bir gayeye sahiptir. Binaenaleyh, yalnız iki faraziyeyle karşı karşıya kalmaktayız. Birincisi, bu âlemin Allah’ın kudret ve iradesiyle meydana gelmesidir. İkincisi ise, onun tesadüfen varolması ve tekevvün etmesidir.Oğlum Hayran! Bakıyoıoım, gözlerin açılıp kapanıyor. Bazı düşüncelerin şu anda seni meşgul ettiğini anlıyorum. Acaba söylediklerimde herhangi bir şüphe mi hissediyorsun?
Talebe: — Hayır Hocam! Böyle bir düşünce hatırıma bile gelmemiştir. Söylediklerinizin hepsi, gayet iyi anlaşılmaktadır. Fakat bu âlemin tesadüfen meydana gelmesi fikri, aklen imkânsız mıdır? Yoksa mümkün müdür?
Üstad: — Bu sorunuza hem müspet, hem de menfî bir cevap verilebilir. Tesadüfün, bazı anlarda mümkün bir hüküm olması imkân dahilindedir. Ba-zan da aklen imkânsız görünür. Ancak şunu belirtmek isterim ki, sualin şeklini değiştirmen gerekir: Aklı selim nazarında tesadüfün değeri nedir?
Talebe: — Evet Hocam! Buyurduğunuz gibi, aklı selim nazarında tesadüfün değeri nedir?
Üstad: — Bak Hayran! Evvelce görmüş olduğun iğnenin rolünü söylemenin sırası şimdi geldi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder