Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefonlar vesilesi67

 replika telefonlar


replika telefonlar vesilesi67 bugün de sizler icin hazırladıgımız güzel yazılarımıza söyle devam ediyoruz kilise yapma-,an için vasıyyet câiz değildir. Kâtilinin afv edilmesini vasıyyet bâtıldır. Yalnız ev bı-akan kimse, birinin evde oturmasını vasıyyet etmesi câizdir. ölünciye kadar evde )turur. Hasta olmadan önce, çocuklarından birine, fazla hizmet etdiğı veya muhtaç )lduğu için, birşey bağışlamak câizdir. Malının sülüsünün bir şehrdeki fakirlere damıtılmasını vasıyyet edince, başka şehrdeki fakirlere dağıtılması câiz olur. Bu parayı on fakire dağıt denilip, hepsinin bir fakire verilmesi ve bunun aksi de câiz olur. On günde dağıt denilip, hepsini bir günde dağıtsa câiz olur. Malımın sülüsünü akrabâ-ma dağıtın dese, vârislerin gayrısına dağıtılır. Vârisler arasında küçükler olsa veyâ meyyitin borcu olsa da, büyükler mîrâsdan yiyebilirler. Bir kimse vasıyyetını ıbtal edebilir. Vasıyyet ini inkâr etmesi, ibtâl olmaz. Vasıyyeti kabûl eden, öldükden sonra red edemez. Hmîn olmıyan fâsık veyâ zimmî vasî yapılırsa, hâkim bunları değişdı-rir. Ücret ile vasî yapmak câiz değildir. Fekat, söylediği ücret, ona vasıyyet edilmiş olup, onu alır ve vasî olur. Vasî ta’yîn etmiyenin babası küçük torunlarına vasi olur ise de, bore ödemek için birşey satamaz. Vasî ve baba, yetîmın malım ödüne veremezler Hâkim verebilir. Vasî borçlarını yetîmin malı ile ödeyemez. Onun tıtrasım veremez. Kurbanını kesdiremez. Baba, ödeyebilir. Vasî muhtâc olunca, yetîmm malından yiyebilir. Kimseye hibe edemez. Vasî, yetîmin malından helâk ederse, azl olunur. Vasî, yetîmin malından kendi için kullanıp sonra benzerini yerine korsa, caiz olmaz. Büyüdüğünde vermesi lâzım olur.) Binikiyiizseksensekiz [1288] yılında oasu-mış (I)iirr-iis-sukûk) kitâbmda şer’î mahkeme karârları yazılıdır. Vasî ta yîninı bildiren hüccetlerden biri şöyledir:
İslâmbol şehrinde (îedikpâşa yakınında, filân mahallede oturan bezzâz [manifaturacı] Osmân efendi medis-i şer’ı şerîf-i enverde ve Ahmed ağanın yanında der ki, Allahii teâlâmn emri ile vefât etdiğim zeman, bırakdığım malın hepsi ve bütün alacaklarım alınarak, önce âdet üzere techîz ve tekfinim yapılıp, sonra, borcum çıkarsa, bunları ödeyip geriye kalanın üçde biri ayrılsın. Bu ayrılan sülüs içinden şu kadar kuruşu ile nemâz iskâtı ve oruç, yemîn ve adaklarım için kef fâretlerim yapılsın. Şerî’ate uygun olarak iskât yapılarak müslimân lakîrlere dağıtılsın. Şu kadar kuruşu ile de tatlı [helva ve lokma] pişirip, fakirlere yidirilsin. Şu kadar kuruşu ile kabrim yapılsın! Bu ayrılan siilü'' malımın arta kalanını da, seçdiğim vasim, dilediği hayrât ve hasenâta hare etsin, diye vasıyyet etdi. Bu vasıyyetimi yerine getirmeğe yanımdaki Ahmed ağayı seçdim ve ta’yîn eyledim dedi. Ahmed ağa da bu vasıyyeti dinleyip kabûl etdi ve hepsini en iyi şeklde yapmağı üzerine aldı. Biz de hâzır bulunup gördük, işitdik, şâhid olduk.kalan malda, başkalarının hakkı bulunduğunu bildiği zeman, hak sahihlerini de biliyorlarsa, bunlara haklarını vermek lâzımdır. Bu mal, vârislere harâm olur. Hak .sâ-hiblerini bilmiyorlarsa, fekat başkasının olan malı ayırd edebiliyorlarsa, bu belli mal, vârislere yine harâm olur. Sevâbı sâhibine olmak niyyeti ile, bunu fakirlere sadaka vermelidir. Bu mal, meyyitin halâl malı ile karışmış ise ve sâhibi de belli değilse, vârislerine halâl olur, denildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder