Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefon,dan islam bilgisi3

 replika telefon

replika telefon,dan islam bilgisi3 bugün ben ve replika telefon ile birlikte sizler icin hazırladıgımız islam bilgilerimizi sizlere sunmaya devam edecegiz ve replika telefon diyorki  ayet-i kerîmede de bildirildiği gibi, , yenilmiş ekin yaprağı gibi oldu. Bu mu gören Ebrehe, telâşlanarak kaçmak i. Fakat kaçamadı. Taşlara asıl hedef o idi. na da isâbet etmişti. Kaçtıkça, etleri parça a dökülerek öldü. Bu vak’a, Kur’ân-ı kerî-Fil sûresinde meâlen şöyle bildirilmiştir: Ey Resûlüm! Kâbe’yi tahrib etmek iste-fil sahiplerine (fillerle techîz edilmiş he ordusuna), Rabbinin nasıl muâ-? ettiğini görmedin mi? Onların e-i muazzamayı tahrip etmek şeklindeki) lerini, boşa çıkarmadı mı? Üzerle-f sürüler hâlinde kuşlar gönderdi, uşların her biri onların üzerine, urdan yapılmış ve ateşde pişirilmiş atarlardı. Nihayet Allahü teâlâ Tl, güve yemiş ekin yaprağı gibi, ediverdi. (Kurtlar tarafından kemirilip, anan yenik ekin yaprakları hâline verdi.

Sevgili peygamberimiz ımmed aleyhisselâmın geleceği, Adem lisselâmdan îtibâren her peygambere ve etlerine bildirilmiş; doğması yaklaşınca, ,k hâdiselerden pek çoğu müjdelenmiştir. ûsâ aleyhisselâma gelen, sonradan tahrif 1 Tevrât’ta, şöyle yazılıdır: "O, öyle bir Irek zâttır ki, himmeti yüksek, yardımı edir. Fakirlerin sevgilisi, zenginlerin tabî-O, güzellerin güzeli, temizlerin temizidir, et ederken yumuşak, taksim ederken ler muâmelede doğrudur. Kâfirlere karşı e şiddetlidir. Yaşlılara hürmet, küçüklere t ve rahmet eder. Az şeye şükreder. Esir-ıcır. Hep güler yüzlüdür. Gülüşü tebes-ieklindedir, kahkaha etmez. Ümmîdir; hiç y okumadan ve yazmadan her şey O’na Imiştir. O, Allahü teâlânın resûlüdür. huylu, katı kalbli değildir. Çarşı ve pazar-yüksek sesle bağırmaz. O’nun ümmeti iyi sâhibidir. Muhammed'dir ki, O’na mütevekkil diye isim verdim. Bozuk dinleri kaldırıp doğru olan hak dîni yayıp yerleştirmedikçe. O’nu dünyâdan çıkarmam. O, halkı Hakk’a çağmr. O’ nun bereketiyle görmeyen gözler açılır, görür, işitmeyen kulaklar işitir. Kalblerden gaflet gider.
Dâvûd aleyhisselâma gelen, sonradan tahrif edilen Zebûr’da; "O, öyle bir kimsedir ki, eli açıktır. Yâni cömerttir. Aslâ kızmaz. Çok yumuşaktır. Güzel yüzlü, tatlı sözlü, nûrânî yüzlüdür. İnsanların tabîbidir. Çok ağlar, az güler. Az uyur, çok düşünür. Yaratılışı hoş ve güzeldir. Sözleri gönülleri alır, rûhları cezbeden.. Ey Habîbim! Himmet kılıcını sıyırıp, bütün kuvvetinle kahramanlık meydanında kâfirlerden intikam alasın. Güzel bir lisân ile benim hamd ve senâmı her yere yayasın. Bütün kâfirlerin başları, senin kerâmetli ellerin önünde eğilecektir...” diye yazılıdır.
îsâ aleyhisselâma gelen, sonradan tahrif edilen incîl kitabında da: “O, çok yemez, cimri değildir. Hîle yapmaz, kimseyi kötülemez, hiç acele etmez. Kendi için intikâm almaz. Tenbel değildir. Kimseyi gıybet etmez.şeklinde bildiriliyor.
Yine İncîl’de şöyle yazılıdır: “Rab tarafından çıkıp gelecek olan O Münhamennâ, Rab tarafından çıkıp gelecek O Rûhul kuds gelmiş olsaydı. O, bana şehâdet ederdi. Siz de, şehâ-det edersiniz. Çünkü öteden beri benimle birlikte bulunuyorsunuz. Ben bunları, size söyledim ki, şüpheye düşmeyesiniz ve sürçmeyesiniz.” Burada geçen Münhamennâ kelimesi Süryânîce Muhammed demektir.
Zulûmât ve âb-ı hayât: Fahr-i kâinât efendimiz doğmadan önce, bütün âlem, mânevî yönden müthiş bir zulmet ve karanlık içinde idi. İnsanlar hadsiz, hudutsuz derecede azgınlaşmışlar, Allahü teâlânın gönderdiği dinler unutulmuş; İlâhî hükümler yerine, insan kafasından çıkan fikirler, düşünceler yer almıştı. Bütün mahlûklar, insanların vahşet ve zulmünden iyice bunalmıştı.
hisselâmın getirdiği hıristiyanlık da büsbütün bozulmuş, din ile hiç bir alâkası kalmamıştı. Teslis, yâni üçlü tanrı fikri kabul edilmişti. İncîl’ in aslı kaybolmuş, papazlar onu istedikleri gibi değiştirmişlerdi. Her iki kitap da, Allah kelâmı olmaktan çıkmıştı. Mısır’da, bozulmuş Tevrât’ m hükmü, Bizans’da yine değiştirilmiş hıristi-yanlık vardı. İran’da ateşe tapılıyor, ateşperestlerin ateşi tam bin senedir söndürülmüyordu. Çin’de Konfüçyüsizm, Hindistan’da Budizm gibi uydurma dinler hüküm sürüyordu.Arabistan’ın insanları daha da şaşırmış ve sapıtmışlardı. Bunlar, Allahü teâlânın çok kıymet verdiği Kâbe-i muazzamaya, üç yüz altmış adet put yerleştirmişlerdi. Kâbe-i muazzama ise, Arş’da meleklerin ziyâret ettiği “Beyt-i Ma’ mûr”un aynı büyüklükte bir nümûnesi idi. Kim Kâbe’ye hürmetsizlikte bulunmuşsa, cenâb-ı Hak onu, en kısa zamanda helâk eylemişti. Cürhüm kabîlesi de zinâ ve fuhuşta ileri gitmişti. Bu kabîlenin çok saygısız ve pek alçakça hareketlerini gören hükümdarları, onlara; “Ey Cürhümîler! Allahü teâlânın Harem-i şerîfini ve Harem’in emniyetini gözeterek kendinize geliniz. Sizden önce gelen Hûd, Sâlih ve Şu’ ayb’ın (aleyhimüsselâm) ümmetlerinden her birinin başlarına gelen hâlleri ve nasıl helâk olduklarını biliyorsunuz. Birbirlerinize iyiliği emrediniz, kötülüklerden sakındırınız. Geçici kuvvetinize güvenerek aldanmayınız. Mekke’ de, Hak’dan yüz çevirmekten ve zulümden sakınınız. Çünkü, zulüm, insanların helâkine sebeb olur. Allahü teâlâya yemîn ederek söylüyorum ki, bir kimse bu bölgede otursun, zulüm yapsın, Hak’dan yüz çevirsin de Allahü teâlâ onların soylarını kesmemiş, köklerini kazımamış ve yerlerine başka bir kavmi getirmemiş olmasın. Azgınlığına devâm eden ve Hak’tan yüz çeviren Mekke halkı için, burada devamlı kalmak yoktur. Sizden önce bu bölgede oturan, sizden daha uzun ömürlü, sizden daha kuvvetli, sizden daha kalabalık ve zengin olan Tasm, Cedis ve Amâlikalıların başına gelenleri biliyorsunuz.replika telefon sizler icin hazırladı ve sundu.




replika telefon, replika telefonlar,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder