Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

birebir ürünler ve replika satış,ndan islam bilgileri3

 birebir ürünler


birebir ürünler ve replika satış,ndan islam bilgileri3 bugün sizin icin elimden gelen gayreti gösterdim bana yardım eden birebir ürünler ve replika satış sizin icin  islam bilgilerini hazırladı ve sizlere sunuyor birebir ürünler ve replika satış diyorki Ey cemâ’at! Size nasihat vermek ve emrlerime uymanızı tenbih etmek için buraya topladım. Ey Medine ehâlisi! Bugün dininiz tcmâm oldu. Müslimân oldunuz. Allahı sevindirdiniz. Artık babalarınızın, dedelerinizin bozuk olan dinlerine özenmeyiniz! Allahın onlara rahmet etmesi için düâ etmeyiniz! Onlann hepsi şirk üzere öldüler. Müşrik idiler. Allaha nasıl ibâdet edeceğinizi, nasıl düâ edeceğinizi, din adamlanmıza verdiğim kitâblarda bildirdim. Din adamlarımın bildirdikle-
rinc uymıyanlannız olur ise, mallannızın ve eşyânızın, çocuklarınızın ve kadınlannızın,kanınızın, askerim için mubah olduğunu biliniz! Hepinizi zincire bağlayıp, işkence yapacaklar ve öldüreceklerdir, Peygambenn türbesi önünde, dedelerinizin yapdığı gibi, salâl ve selâm söylemek için saygı ile durmak, vehhâbîlik dîninde yasakdır. Türbe önünde durmayıp, geçip gitmeli. Giderken yalnız (esselâmü alâ Muhammed) demelidir. Peygambere saygı, imâmımız Muhammed bin Abdülvchhâbîn ictihâdına göre bu kadar yetişir.Alçak Sü’ûd, bu sözleri ve bunlara benzer dahâ birçok yazamıyacağımız çirkin ve kaba sözleri söyledikden sonra, Mescid-i seâdetin kapılarını açdırdı. Oğlu Abdüllahı Medîneye vâlî bırakıp, kendisi Der’ıyyeye gitdi. Bundan sonra, Abdüllah bin Sü’ûdün Medînedeki müslimânlara etmediği fenâlık kalmadı. OsmanlI devleti, bu yıllarda dış devletlerle uğraş-makda ve masonların körüklediği isyân ateşlerini söndürmeğe çalışmakda idi. Binikiyüzyirmialtı 1226 [m. 1811] senesinde, vehhâbîlerin müslimânlara işkenceleri ve İslâm dînine olan hakâretleri, dayanılmıyacak hâl aldığından, müslimânlarm halifesi sultan II. Mahmûd hân, [Mısır vâlîsı Muhammed Alî paşaya fermân gönderip, vehhâbîleri terbiye etmesini emi eyledi. Muhammed Alî paşa, oğlu Tosun paşanın kumandasında bir kolorduyu, Ramezân ayında Mısırdan yola çıkardı. Tosun Paşa, Medînenin iskelesi olan (Yenbû’) şehrini vehhâbî-lerden aldı. Cüdeyde yolu ile Medine’ye giderken, (Safra) vâdisi ile Cüdeyde boğazı arasında ve binikiyüzyirmialtı (1226) zilhicce ayı başında büyük bir muhârebe olup bozguna uğradı. Tosun paşaya birşey olmadı ise de, Osmanlı müslimânlannın çoğu şehîd oldu. Muhammed Alî paşa buna çok üzüldü. Büyük bir kolordu ile kendisi yola çıkdı. Orduda onsekiz top, öç havan topu ve pek çok silâh vardı. Binikiyüzyirmiyedi (1227) senesinin Şa’bân ayında Safrâ ve Cüdeyde boğazlarım gcçdiler, Ramezân ayında, birçok köyleri harbsiz ele geçirdiler. Muhammed Alî paşa, çok kurnaz davranıp, bu başarıları para ile sağladı. Dahâ doğrusu, bu kurnazlığı ona şerîf Gâlib efendi öğretdi. Para ile köyleri ele geçirdi. Bu yolda yüzonsekizbin riyâl dağılıldı. Tosun paşa da, babası gibi, şerîf Gâlib efendi ile görüşmüş olsaydı, koca bir orduyu elinden çıkarmamış olurdu. Şerîf Gâlib efendi, Mekkede vehhâbîlerin emîri idi. Fekat,
Melekenin o azgın şakilerden kurtanimasını gönülden isic-mekde idi. Muhammed Alî paşa, zilka'de sonunda Medîneyi de kansız ele geçirdi. Bu zaferleri, halîfe hazretlerine arz edilmek üzere Mısıra bildirdi. Mısırda üç gün üç gece bayram yapıldı. Zafer müjdeleri bütün ıslâm memleketlerine bildirildi. Muhammed Alî paşa, bir fırkayı da, Cidde yolundan Mekkeye göndermişdı. Bu fırka, binıkiyüzyirmısekiz (1228) muharremi başlarında Ciddeye geldi. Mekkeye yürüdü. Şerif Gâlib efendinin gizlice göndermiş olduğu plânlara uyarak, kolayca Mekkeye girdi. OsmanlI ordusunun Mekkeye yürüdüğü, şehre yayılınca, vehhâbî askerleri, kumandanları ile birlikde, dağlara kaçdılar.Vchhâbîlerin re’îsi olan Siı’ûd bin AhdüTa/îz habisi bin-ıkiyü/yirmiycdi (1227) senesinde, hacdan sonra Tâile gitmiş, İslâm kanı dökülen yerleri gezmiş, fesâd ocağı olan Der'ıyyeye dönmüşdü. Der’ıyyeye gelince, Medîne-i münevverenin ve sonra Mekke-i mükerremenin OsmanlIların eline geçdiğini işitince, şaşkına döndü. O sırada Osmanlı ordusu Tâife yürüdü, l âif zâlimi olan (Osman-ül-Mudâyıkî), askerleri ile birlikde, korkudan kaçmış olduğundan, şehr harbsiz ele geçirildi. Müjde haberi îstanbula, müslimânların halîfesine arz olundu. Sultan Mahmûd hazretleri, bu müjdeye çok sevindi. Allahü teâlânın bu ihsânına hamd eyledi. Muhammed Alî paşaya teşekkürler ve ihsânlar gönderip, Hicâza tekrar giderek vehhâbî eşkıyâsmı teftîş ve kontrol etmesini emr buyurdu.Muhamed Alî paşa, sultan Mahmûd hânın fermânına uyarak. Mısırdan tekrâr yola çıkdı. Bu sırada, şerîf Gâlib efendi, Osmanlı ordusu ile birlikde Tâife gitmiş, elleri kanlı vâlî Osmanı aramağa dağılmışlardı. Plânlı davranarak, şakîyi yakaladılar. Mısıra ve oradan îstanbula gönderildi. Muhammed Alî paşa, Mekkeye gidince, Şerif Gâlîb Efendiyi îstanbula gönderdi. Yerine kardeşi Yahyâ bin Mes’ûd efendiyi emîr yapdı. Bınıkiyüzyirmidokuz (1229) muharrem ayında (Mubârek bin Magyan) şakisi de ele geçirilip îstanbula gönderildi. Binlerle müslimân kanı akıtan bu iki şaki, îstanbul sokaklarında dolaş-dınJdıkdan sonra, cezâlan verildi. Yirmialtı sene Mekke emirliği yapan şerif Gâlib efendiye sevgi ve saygı gösterilerek Selânike gönderilmiş, orada istirâhat ederek, binikiyüzotuzbirde (1231) vefât etmişdir. Selânikde türbesi ziyâret edilmekdedir.
Hicâzın mubârek şehrleri vehhâbîlerden temizlendikden sonra. Yemene kadar olan yerleri de temizlemek için bir tümen
göndcnlmışdı. Muhammcd Alî paşa, kendi askeri ile bu tümenin yardımına gıtdı. Bütün oraları vehhâbîlcrden temı/lcdi. Mckkcyc döndü. Bınikiyüzotuz (1230) recebine kadar orada kaldı. Oğlu Hasen paşavı Mekke valisi yapıp Mısıra d(indu. Vehhâbî eşkıyâsmm bası ve dökülen kanların en sorumlusu olan Süûd bin Abdürazîz habisi bınıkiyüzotuzbir (1231) yılı ortalarında öldü. Yerme oğlu Abdüllah bin Sü'ııd gcçdı. Muhammed Alî paşa Mısıra gelince, oğlu İbrahim paşayı bir turnen ile Abdüllahın üzerine gönderdi. Abdüllah İbnı Sü’ûd önceden Tosun paşa ile bir anlaşma yaparak, Der'ıyşc emîıi kalmak şartı ile, Osmanlılara itaat edeceğini bildirmişdı. I ckat Muhammed Alî paşa, bu anlaşmayı kabûl etmemışdi. İbrahim paşa, binikiyüzotuzbir (1231) senesi sonunda Mısırdan yola çıkdı. Bmikiyüzotuziki (1232) başında Der’ıyyeye vardı. Abdüllah ibn-üs-Sü'ûd bütün askeri ile karşısına çıkdı. Çok kanlı muhârebelerden sonra, binikiyüzotuzüç 1233 [m. ISIS] Zilka’de ayında Abdüllah ibn-üs-Sü’ûd yakalandı. Bu zafer müjdesi Mısıra gelince, kal’adan yüz top atılıp, yedi gün yedi gece bayram yapıldı. Her taraf bayraklarla donatıldı. Minarelerde tekbîr getirildi ve münâcâtlar okundu.Muhammed Alî paşa, Arabistanm mübarek şehrlerinin vehhâbî sapıklarından temizlenmesine çok önem vermiş, bunu başarmak için çok uğraşmış, bu yolda, sayılamıyacak kadar altın sarf etmişdir. Şimdi de, Sü’ûdî hükümetinin, dahâ çok altın harcıyarak vehhâbîlik sapık inançlarını bütün dünyâya yaymak çabasında olduğunu üzülerek görmekdeyiz. Vehhâbî-lik felâketinden kurtulmak için, (Ehl-i sünnet) âlimlerinin yazdıkları din kitâblannı okuyup, Islâmiyyeti doğru olarak öğren-mekden başka çâre yokdur.
Abdüllah bin Sü'ûd yakalandıkdan sonra, vehhâbî azgınları ile bırlikde Mısıra gönderildi. Binikiyüzotuzdort (1234) muharreminde, sayılamıyacak kadar çok seyirci arasında Kahireye getirildiler.Muhammed Alî paşa, Abdüllah bm Sü'ûdü pek sevinçli olarak ve nezâketle karşıladı. Şöyle konuşdular:
Abdüllah tbn-üs-Sü’ûd’dan sonra, o soydan (Terkî bin Abdullah) (1240) da vehhâbîlere baş oldu. Babası Abdüllah, Sü*
ûd bin AbdürAzizın amcası idi 1249 da, Sü’ûdün oğlu (Meşşâri) Terkiyi öldürüp yenne gcçdi. Terkinin oğlu Faysal da, Mcşşâriyı kesip, 1254'de vehhâbîlerin başına geçdı. Muhammed Alî paşanın yeniden gönderdiği askere karşı koymak istedi ise de, binıkı-yüzrllidört 1254[m. 1838] senesinde, mirliva [tuğgeneral] Hurşîd paşanın eline geçerek. Mısıra gönderildi. Habs edildi Su'ûdün Mısırda bulunan oğlu Hâlid bey Der'ıyyeemîri yapılarak (Kiyâd) şehrine gönderildi. Hâlid bey. Mısırda Osmanlı terbiyesi ile yetişmiş, thl-i sünnet Ttikâdında, nâzik bir zât ıdı. Bunun için emir-likde birbuçuk sene kalabildi. Vehhâbî azgınlarından (Abdüllah ibni Sezyân) adında bir adam, Osmanlı devletine sâdık görünıi-rek. biıçok köyü eline geçirdi. Ansızın, Der'ıyyeye saldırıp, Nccd emîri oldu. Hâlid Mekkeye kaçdı. Mısırda zindanda bulunan Faysal kaçarak, (Cebel-i Semr) emîri İbnürreşîdin yardımı ile, Necde gidip, İbni Sezyânı öldürdü. Osmanlı devletine sâdık kalacağına yemin ederek, 1259’da Der’ıyye emîri yapıldı. 12821 m. 1865] senesinde ölünceye kadar sözünde durdu.
Faysalın (Abdüllah, Sü’ûd, Abdurrahman ve Muhammed Sa’îd) isminde dört oğlu vardı. Faysal ölünce, büyük oğlu Abdüllah, Necd emîri yapıldı. Kardeşi Sü’ûd, Bahreyn adasından topladığı kimselerle birlikde isyân etdi. Abdülıah, küçük kardeşi Muhammed Sa’îdi, Sü’ûdün üzerine gönderdi. Muhârebede Sa’ îdin askeri dağıldı. Sü’ûd, bütün Necd şehrlerini ele geçirmek hulyâsına kapıldı ise de, Abdüllah, Osmanlı devletinin bir emîri okluğu için, altıncı ordu kumandanlanndan ferik [tümgeneral] Nâfız paşa, Sü’ûdün üzerine gönderildi. Sü’ûd ile yanındaki bütün çeteciler I291’de yok edildi. Necd ülkesi râhata ve huzûra kavuşdu. Bütün müslimânlar halîfe-i müslimîne düâ etdiler. 1306 dan sonra, Muhammed İbn-ür-Reşîd, Necdi ele geçirdi. Abdül-)ahı esir eyledi.
Vchhâbîler, Yemeni elde etdikleri zeman, Tâif ile San’a şekrleri arasında (Sevvat) dağlan üzerinde yaşıyan bir milyona yakın Asîrli vahşîleri dahî aidatmışlar, vehhâbî yapmışlardı. Muhammed Alî paşa, vehhâbî eşkiyâsının kökünü temizlcdik-den sonra, bu dağlardaki vehhâbîlenn temizliğini sonraya hırakmışdı, Bınikiyüzaitmışüç (1263) de Sultan Abdülmccîd hân zemânında buralar da OsmanlIların idâresi ve kontrolü altına alındı.
Asîrlile''in, kendilerinin seçdıklcri emirleri ve OsmanlIların ta’yîn eldıği vâlîleri vardı. Yumuşak davranan vâlîlere isyân ederler, kendi emirlerine itâ’al etmenin ibâdet olduğuna inanırlardı. Vâlî Kurd Mahmûd paşa zemânında isyân ederek, Yemendeki Hudeyde şehrine bile saldırmışlar öldürücü sâm rüzgârı eserek telef olmuşlardı. Binikiyüzseksenyedi (1287) de de, isyân edip, Hudeyde şehrine saldırdılar ise de, şehrde bulunan az sayıdaki Osmanlı askerleri kahramanca çarpışdıkların-dan, şehre giremediler. Bunun üzerine. Redif paşanın kumandasında bir tümen asker gönderildi. Redif paşanın ve Osmânlı kurmaylarının güzel plânlan ve idâreleri ile sarp dağlardaki eşkiyâ yuvalan birer birer ele geçirildi. Fitne ve isyân ocakları temizlendi. Redif paşanın hastalanması üzerine, Yemen çöllerindeki ve Asir dağlarındaki vahşi vehhâbîlerin kalkındırılması, İslâm bilgilerinin ve ahlâkının oralara yerleşdi-rilmcsi için, Gâzî Ahmed Muhtâr paşa gönderildi.Arabistan yarımadası, Mısır fâtihi ve ilk Türk halifesi yavuz sultan Selim hânın zemânı olan dokuzyüzyirmiüç senesinden beri OsmanlIların idâresinde kaldı. Şehrier tam bir huzûr ve râhatlıkla idâre edildi ise de, çöllerdeki ve dağlardaki göçebe, câhil olanlar, kendi şeyhlerinin ve emirlerinin idâresi .iltında bırakılmışlardı. Bu emirler, ara sıra isyân ederdi. Çoğu vehhâbî oldular. Halka saldırmağa, müslimânları soyup öldürmeğe de başladılar. Hâcıların yollarını kesip, soyarlar ve öldürürlerdi.1274 [m. 1858] de, İngilizler Hindistanda ihtilâl çıkararak, İslâm devletini yıkarken, Ciddede de fitne çıkardı ise de, Mekke vâlîsi Namık Paşanın siyâseti ile sulh yapıldı.Binikiyüzyetmişyedi (1277) senesinde bütün bu âsî ve cânî emirler Osmanlı devletinin itâ'ati ve terbiyesi altına sokuldu.
Mir'ât-ülharemeyn) kitâbının yazıldığı binüçyüzaltı 1306 [m. 1888] yılında, Arabistan yarımadasında oniki milyon insan yaşadığı bildiriliyor. Çok zekî ve anlayışlı iseler de, çok câhil, soyguncu ve kan dökücüdürler. Vehhâbî olmaları, onların bu vahşetlerini dahâ da art<iırmışdır.
Birinci cihân harbinde OsmanlIlarla birlikde Ingilizlerc karşı harb eden emir İbn-ür-Rcşîdin büyük dedesi de Ibn-ür-Reşîd idi. Bunun oğlu Ali, Medînenin şimâl şarkında bulunan Hâil şehrinde emir idi. 1251 [m. 1835] de vefât etdi. Yerine
eçen o|lu Abdüllah el-Reşîd. onüç sene emirlik yapdı Yerine geçen büyük oğlu Tallâla 1282 [m. 1866] de, Ibn-üs-Sü’ûd Faysal zehrli şerbet içirip deli oldu. Tabanca ile intıhâr etdı. Yerine kardeşi Mu’teb, Hâil emiri oldu ise de, iki sene sonra, Bender bin Tallâl, amcası Mu’iebi öldürüp emir oldu. Fekat bu da amcası Muhammed-el-Reşîd tarafından öldürüldü. Muham-med, Necdi, Rıyâdı ele geçirdi. Sü'ûd oğullanndan emîr Abdüllah bin Faysalı esir alıp Hâile götürdü. Abdüllah bin Faysalın kardeşi Abdürrahman ve bunun oğlu Abdürazîz kaçarak Küveyte sığındı. Muhammed-el-Reşîd 1315 [m. 1897] senesinde vefat etdi. Yerine geçen birâderi oğlu Abdülazîz el-Reşîd zâlim olduğundan, Vehhâbîlık felâketinin yeniden alevlenmesine sebeb oldu: Riyâd ve Kasım ve Büreyde emirleri, (Fl-Mühennâ) köyünde bulunan AbdüTazîz ile anlaşdılar. AbdüPazîz oniki hecinli ile Kuveytden Riyâda geldi. 1319 fm. 1901] senesinde bir gece Riyâda girdi. Abdül’azîz İbnur-Reşîdın Riyâd vâlîsi Aclânı bir ziyâfetde öldürdü. Zulmden yılmış olan halk, bunu emîr yapdı. Böylece, Süûdî devleti Riyâdda kurulmuş oldu. Üç sene çeşitli muharebeler yapıldı. AbdüTazîz ibn-ür-Reşîd öldürüldü. 1333 [m. 1915] de,OsmanlIlar işe karışarak, AbdüPazîz îbn-üs-Sü’ûd Riyâd kaymakamı olmak üzere sulh yapıldı. Sonra Reşîdilerle SiP-ûdıler arasında Kasîmde harb olup, AbdüPazîz bin Sü ûd mağlub oldu. Riyâda çekildi.
17 Haziran 1336 [m. 1918] de AbdüPazîz bin Abdürrahman Ingilizlerin teşviki ile bir beyannâme neşr etdi. Mekkedeki şerif Hüseyn ve onunla birlikde olanlar kâfirdir. Bunlarla cihâd ediyorum diyerek Mekkeye ve Tâife saldırdı. Fekat, bu şehirleri şerîf Hüseyn paşadan alamadı. 1342[m. 1924]deîngilizlcr, Mekke cmîri şerîf Hüseyn bin Alî paşayı yakalayıp Kıbrısa götürdü. Paşa 1349 [m. 1931] de, kapatıldığı otelde vefât etdi.
AbdüPazîz bin Abdürrahman, 1924'de Mekkeyi ve Tâifı râhatça geçirdi. Osmânlı devletinin idâresini ellerine geçirmiş olan İtti-hâdcılarla arası açılan Mekke emîri şerîf Hüseyn paşaya karşı Medîneyi muhâfaza eden Osmanlı askerleri, Mondros mütârekesine göre, 28 Şubat 1337 [m. 1919] da Hicâzdan aynimış, şerîf Hüseyn paşanın oğlu şerif Abdüllah da Medîneye yerleş-mişdi. Babası, ölünce, ıngilizler bunu da Medîneden çıkarıp Ammâna sürdü. 1365 [m. 1946] da Ürdün devletini kurdu ise de, 1370[m. 1951] de Mescid-i aksâda nemâz kılarken Ingilizle-rin kirâlık katilleri tarafından öldürüldü. Yerine oğlu Tallâl geçdi. Fekat, hasta olduğundan yerini oğlu Melik Hüseyneterk etdi. Şerif Hüseyn paşanın ikinci oğlu şerif Faysal, 1339 (m. 1921) da Irâk devletini kurdu. 1351 (m. 1933) de vefât etdi. Yerine oğlu Gâzî geçdi. Bu da, 1939 da, yirmibir yaşında ölünce, yerine oğlu ikinci Faysal Irâk meliki oldu. Fekat, 1958 Ağustosunun ondördüncü günü ihtilâlinde general Kâsım tarafından, yirmiüç yaşında iken öldürüldü. İkinci bir ihtilâlde Kâsım da öldürüldü. Irâk ve Süriye devletleri, çeşidli ihtilâller sonunda sosyalist (Ba’s) partisinin eline geçdiler ve Ruslann kolonisi hâline geldiler.birebir ürünler ve replika satış sizin icin sundu.


birebir ürünler, replika satış,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder