replika saatler,nden islam bilgileri2 bugün yine replika saat sizin icin güzel islam bilgilerini sunuyor ve sizin icin replika saatler cok çalışıyor ve sizinde bildiginiz gibi elinden geleni yapan replika saatler diyorki Harbin başlangıcında, yanarak yakılarak bildirdiğimiz, korkdu-gumuz. çok acı, yıkıcı neticeler, şimdi ortaya çıkıyor Buğun Osmânlı devletinin Avrupadaki hûdudları, hemen hemen İstanbul surlarına dayandı Rus ordularının öncüleri. Sivas ve Mûsul vilâyetlerinde Osmânlı halkını çıönemekdedırler Ingilizler Basra vilâyeti ile Bag-dâd vilâyetim aldılar El-Arîş çölünde.
Cemâl paşanın ahmakça idâresi yüzünden binlerce Osmânlı evlâdı esir düşdu. Hiç şubheyok ki. bu çok elîm gidişi ve ittıhâdcıların bu gidişle memleketi sürükledikleri felâketi gören sâdık vatandaşlar. ıkı şeyle karşı karşıya kalmakdadırlarBirincisi, Osmânlı devletinin haritadan silinmesi, yok olmasıdırİkincisi bu felâketden, mahv olmakdan kurtulmanın çârelerini arayıp bulmakdır. Bunu araşdırmagı, düşünmeği, meşveret etmeği ve icâb eden tekliflerde bulunmağı bütün İslâm âlemine bırakıyorum.Tehlükeler vatanı kuşatmadan, milleti mahv etmeden önce, haklı olarak harekete geçdik. Bir diktatör azınlık elinde oyuncak olan Osmânlı devletinin böyle gâfil ve şaşkın ıdâresine bağlı kalmakla, devlete, millete fâideli olacağımızı, bilsek değil, zan etsek bile, hiçbir^-şey söylemez, yerimizden kımıldamaz, her dürlü meşakkate.hattâ ölmeğe tehammül eder, sabr edenlerden olurduk. Fekat, bunun hiçbir fâidesı olamıyacağı, ateşi körüklemekden başka bir İşe yara-mıyacağı, artık gün gibi meydândadır Nasıl meydânda olmasınki. bizleri yürütmek İstedikleri yoldan gitsek, bu yola düşen milletlerin uğradıkları felâkete düşeceğimiz yüzde yüzdür. Ittihâdcıların birkaç sene içinde koca devleti parçaladıklarını, milleti perişan etdiklerini görmiyen, anlamıyan hiç varmı? Koca imparatorluk, Enver, Cemâl, Tal ât ve arkadaşlarının keyflerine kurban oluyor.Osmânlı devletinin dış siyâseti, Osmânlı sultânlarının asrlardan beri tecrıbe ederek ve devletin ileri gelenleri ile meşveret ederek ^kabûl etdikleri temelli siyâsetdir. Bu siyâset, Ingiltere ve Fransa hükümetleri ile işbirliği yapmak siyâsetidir. Bu siyâset târih boyunca, şvletimize, milletimize hep fâideli olmuşdur. Son harbde bu siyâset-^ iim ayrılmamıza sebeb olanlar, adı geçen ittihâdcı diktatörlerdir.
Şimdi biz, ittihâdcıların câhil ve ahmak siyâsetlerine ve zâlim ve ^iıenceli idâreıerıne karş,7iz. Memleketin felâkete sürüklendiğini görüyor, bunu aslâ tasvib etmiyoruz. Herkes anlasın ki, bu muhâlefe-Enver, Cemâl. Tal’at ve yardakçılarına karşıdır. Bizim bu haklı h^-eketımize her müslimân râzıdır. Her vatandaş haklı yolumuzda bızımte berâberdir. Hattâ, devlet başkanı, halîfe-i müslimîn de kalbiile, vicdanı ile, bizimle beraberdir Bu sözümüzün en kuvvetli vesikası. velîahd Yûsuf Izzeddîn efendinin ıttıhâdcılar tarafından tecâvüze uğraması ve şehîd edilmesidir
Tekrâr ediyorum Koca Osmânlı devleti bu diktatörlerin kötü nıyyetlerıne ve yıkıcı davranışlarına kurban oluyor Biz bunların şerrinden Allahu teâlâya sığınırız
İttıhâdcıların bizi uyaran ve harekete getiren kötü bir davranışlarını da şerefli Türk milletine duyurmadan geçemıyeceğım
İttıhâdcı komitanın azgın şeflerinden Cemâl Paşa, (Şâm) da istediğim asmakda. dilediğim kurşuna dızmekdedır Şâmda bir pavyon meydana getirmiş, bu fuhuş ve içki batakhânesınde, emrle getirdiği subaylarla bırlıkde yapdığı âlemde, şehrin ileri gelen muslı-mân ailelerinin kızlarını hizmetçi olarak kullanmış, millî ve dînî hislerimizi yıkıcı konuşmalar yapılmış, nâralar atılmışdır Bu alçakça hareketlen Kur ân-ı kerîmde, Nûr sûresinde bulunan emrlerı hiçe saymak olduğu gibi, Türk ve müslımân kadınının şeref ve haysiyye-tını ayaklar altına almak değilmidır'? Cemâl paşanın bu hareketi, İttıhâdcıların ıslâm dînine ve Türk, Arab âdetlerine hiç saygılı olmadıklarını göstermiyor mi?İttıhâdcı komitacıların çok üzücü ve yıkıcı ve milleti memleketi felâkete sürükleyici davranışlarından birkaçını bildirmiş bulunuyorum Osmânlı topraklarında ve ıslâm memleketlerinde yaşıyan dm kardeşlerimi gafletden uyandırmak, böylece milletime ve memleketime hızmetde bulunmak için bunları yazdım. Bu komitacıların vatan ve milletin selâmetim duşünmıyerek, yalnız kaprisleri ile hareket etdıklerını ve ılâhî emr ve yasaklara inanmak ve saygılı olmak şöyle dursun, bu kudsî hukmleri değişdirmek ve bozmak çabasında olduklarını vatandaşlarıma duyurmak istedim. Böylece. bu yıkıcı, bölücü, şaşkın ve alçak gidişlerine yardımcı olmamalarını ricâ ediyorum Allahü teâlâya âsî olana, insanlara zulm yapana. ıtâ’at olunmaz' Bunun hareketlerini eli ile, dili ile ve kalbı ile değişdirmeğe gücü yeten, bunu yapmalıdır' İttihâdcılann zararlarını anlıyamayıp, hareketlerini beğenenler varsa, bunları da dinlemeğe hâzırım Doğru yolda olanlara ve fâidelı iş yapanlara bizden selâm olsunYukarıdaki iki bcyânnâme, şerîf Hüscyn paşanın niyyeti-nin hâlis, imânının bütün olduğunu göstermekle bcrâbcr, yanlış düşüncelerini ve zararlı hükmlcrini de bildiriyor. En büyük
hatâsı, ingihzierin târîh boyunca, islâmiyyctc karşı yapdıklan saldırılan anlıyamamış olmasıdır. Ingilızlcrin üçüncü Sclîm hân zemanında, Osmânlüan yok etmek için, Istanbula kadar yapdıklan baskından habersiz olduğu anlaşılıyor. Hele onun zemanında Asyadakı ve Afrikadaki ıslâm memleketlerine barbarca saldırmışlar, buraJan koloni yapıp, sömürmüşlerdi. Buralarda, İslâm âlimlerini, İslâm kıtâblannı, ıslâm bilgilerini ve ahlâkını yok etmişlerdi. Osmânlı sultânı Abdülmedd hânı da aldatarak, devlet koltuklanna masonlan yerleşdırdıler. Böy-lece, milletin îmânını, ahlâkını bozmağa başladılar. Bırınd cihân harbinde İngilizlere câsusluk yapanlan, bu masonlar yetişdirdi. İçerden ve dışardan yıkarak, bu koca imperatorluğu yok etdiler.
Şerif Hüscyn paşa, târihî vesîkalan incelememiş olacak ki, en korkunç İslâm düşmanının islâma yardım edeceğini ummakdadır. Ittihâdcıların kötü olduklannı anlıyan, onun gibi güçlü bir kimse, Şamda Cemâl Paşayı ve İngilizlere satılmış olan soysuzlan etkisiz hâle getirebilir, post kavgası yüzünden, Filistin ccbhesinde yapılan hıyânetleri önliyebilirdi. O, bunu kolay yapabilirdi. Yapsaydı, Osmânlı ordusu bozgundan kurtulurdu. Arabistân yarımadasında büyük bir Hâşimî İslâm devleti kurulur, Mekke, Medine, Kudüs mubârek şehrleri onun elinde kalırdı.
Müslimânlann halîfesi, sultan ikinci Mahmûd-i adlî hânın emri ile Mısır vâlîsi Muhammed Alî paşa, mubârek Hicâz topraklarını Vehhâbî habislerinden temizledikden sonra, Eshâb-ı kirâmın ve Resûlullahın zevcelerinin ve şehîdie-rin türbeleri yeniden yapıldı. (Mescid-i se'âdet) ve (Hucre-i Nebevi) ta’mîr edildi. Sultan Abdülmecîd hân, bunların yapılması ve işlenmesi ve bakımı için torbalar dolulan yüzbinlerle altın hare eyledi. Sultan Abdülmecid hânın bu yolda çalışması ve uğraşması, şaşılacak kadar çokdur. Bunu 15. ci maddenin sonunda bildirmişdik. Binikiyüzseksenbeş [1285] senesinde, sultan AbdüPazîz hân da, Medine çevresindeki sûr dıvârlannı çağlam yapdırdı. Ayrıca büyük bir tophâne, hükümet konağı, ,bır habshâne, bir de ccbhânc, ya’nî silâh deposu yapdırdı.
Sultân İkinci Abdülhamîd hân, Şam'dan Medîne-i ^ münevvere*ye demiryolu yapdı. Binüçyüzyirmialtı 1326 [m. 1908] senesinin ondokuz Ağustosunda ilk tren , Medîne-i münevvereye girdi. Mekke-i mümerremede onaltıncı tümen bulunmakda idi.
Kı>anct ve Ahıret —F. 25Sultan ikinci Abdülhamid hân zemanında Mekke şehrinde, minâreli altı câmi’, altmışyedi mescid, altı medrese, iki kütübhâne, bir orta, kırküç ilkokul, iki bedestân, dokuz hân, ondokuz tekke, iki hamâm, yirmibeş mağaza, üçbin dükkân bir hastahâne ve kırk çeşme vardı. Aynca hâcılar için büyük ve konforlu müsâfırhâneler yapılmışdı. Hârûn-ürreşîd zema-nmda, Mekkeye üç günlük uzakdan Arafâta kadar bol su gctirilmişdi. Sultan Sülcymân hânın kızı Mihr-ü-mâh sultan, bu suyu Mekke şehrine getirdi. O zeman seksenbin nüfûsu vardı.
Medine şehri otuz metre yüksek bir dıvarla çevrilidir. Bunun kırk kulesi, dört kapısı vardır. Harem-i şerifin boyu yüzaltmışbeş, eni yüzotuz adımdır. Harem-i şerifin cenûb batı köşesinde mermerler ve altın yazılar ile süslü (Bâbüsselâm) kapısı vardır. Harem-i şerifin içinde cenûb doğu köşesinde (Hucre-i Nebevi) bulunur. Kıble duvarı önünde, kıbleye karşı duran kimsenin sağ tarafında Bâb-üsselâm, sol tarafında da Hucre-i se’âdet bulunur. Bunun her yeri çok kıymetli zinetlerle süslüdür. Medine evleri, Mekkedeki evler gibi kârgir olup, çoğu dört, beş katlıdır. Sultan Süleymân hân, (Kubâ) dan, şehre su yolu yapmışdır. Şehrin iki sâatlık şimâlinde Uhud dağı vardır. On mescid, onyedi medrese, bir orta, onbir ilk mekteb, oniki kütübhâne, sekiz tekke, dokuzyüzotuziki dükkân ve mağaza, dört hân, iki hamâm, yüzsekiz müsâfirhâne vardı. Nüfûsu yirmibin idi.
1398 fm. 1978] de İngiltere’de basılan (Memleket-iil-arabiyyef-üs-sü’ûdiyye) atlasının bildirdiğine göre, son yapılan caddelerin uzunlukları, Medine ile Riyâd arası 1011, Tâif arası 535, Cidde arası 424, Mekke arası 442, Tebük arası 686 kilometredir. Mekke ile Riyâd arası 911, Tâif arası 88, Cidde arası 72, Tebük arası 1133, Necran arası 898, Kuwait arası 1879 kilometredir. Mekkede Tâife giderken, Minâ, Müzdelife ve Arafât meydanından geçilmekdedir.
Mekke ve Medine şehrlerindcki kıymetli târih ve san’at eserlerini VchhâbOer yıkmakda, yok etmekdedir.
(Mir’ât-i Medine) de diyor ki, Medine şehrindeki (Mesciö'i şeriOi, hicretin birinci senesinde Resûlullah «sallallahü aleyhi ve selicm»», (Eshâb-ı kiram) ile birlikde yapdılar. Hicretin ikinci senesi, Receb ayında, kıblenin Kudüsden Kâ’bcye dönmesi emr olununca, mescidin Mekkeye karşı olan kapısı kapatılıp
karşı tarafa, ya’nî Şam tarafına yeni bir kapı açıldı. Şimdi bu kapıya (Bâb-üt-tevessül) denmekdedir. Medînede Kudüse karşı onaltı ay kadar nemaz kılındı. Mekkede iken, önce Kâ'beyc karşı nemâz kılınırdı. Hıcretden az bir zeman önce, Kudüse karşı kılınması emr olundu. Mescıd-i şerifin kıblesi değişdirilır-ken, Rcsûlullah «sallallahü aleyhi ve sellem» Kâ’bcyi mubârek gözleri ile görerek, kıblenin cihetini ta’yin eyledi. Resûlullahın «sallallahü aleyhi ve sellem»» nemâz İçildi^ yer, mimber ile (Hucre-i se'âdet) arasında olup, mimbere daha yakındır. Hac-câcın Medîne-i münevvereye gönderdiği mıshaf, büyük bir sandık içinde olduğundan, bu sandık, bu yerin önündeki direğin sağ tarafına konulmuşdu. Buraya ilk mihrâbı Ömer bin Abdüfazîz koymuşdur. Mescid-i se’âdetin ikinci defa yandık-dan sonra ta'mîrinde, hicretin 888 senesinde, mermerden şimdiki mihrab yapılmışdır. Fekat mermer mihrab hücre-i se’âdet tarafına biraz daha yakın konmuşdur. (Mescidün Nebî) de mimber yapılmamışdı. Resûlullah «sallallahü aleyhi ve sellem» hutbeyi ayakda okurdu. Sonradan* buraya bir hurma çubuğu dikildi. Daha sonra dört basamaklı bir mimber yapıldı. Resûlullah «sallallahü aleyhi ve sellem» üçüncü basamakda ayakda dururdu. Hazret-i Mu’âviye zemanında mimberin kapısına perde asıldı. Zemân-ı se’âdetde Mescid-i Nebinin sekiz direği var idi. Mescidin genişletilmesine dînen lüzum görüldüğü zemanlarda direkler artdırılarak 327 olmuşdur. (Ravda-i Mutahhara) da üç sıra direk vardır. Her sırada dört direk mevcuddur. Bu direklerin bir kısmı duvarlar içindedir. Meydanda olan direk sayısı 229 dur. Mescidin cenub duvan kıbleye karşıdır. (Eshâh-ı sofTa)nın kaldıkları çardak, şimal duvarının dışındadır. Bu mübarek yerin zemini, sonradan gayb olmaması için, döşemeden yarım metre kadar yükseltilmiş, etrâfına da, yarım metre yükseklikde ağaçdan parmaklık yapılmışdır.replika saatler sizin icin sundu.
replika satış, replika saat, replika saatler, birebir ürünler, replika samsung,
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder