Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

birebir ürünler ve replika satıs ile islam bilgileri

birebir ürünler ve replika satıs ile islam bilgileri 


evet arkadaslar isizn icin birebir ürünler ve replika satıs cok çalıştı ve sizin icin birebir ürünler ve replika satıs diyorki Yaratıcı insan yetiştirme yaklaşımı. Yukarıdaki iki kümeye giren görüşler, birbirine zıt uçlai'da olan görüşlerdir. Biri.si önderler ve çalışanlar olarak insanları ikiye ayırmakta; öteki ise insanları çalışan bir makine olarak kabul etmektedir. Bu kümeye giren görüşler ise, üretimde insanın yaratıcı gücünden yararlanmayı ön plana almaktadırlar.
Demokratik ülkelerde, insanın, kültürel ve toplumsal yönden gelişmesi kadar, kendine bir iş, bir meslek seçmesi, bu yönde de yetişmesi amaçlanmaktadır. Bu amaca göre ins^ın, toplumun kültürel değerlerini benimsemiş; başkaları ile işbirliği ve iyi ilişkiler kurma yeteneğine ulaşmış; kişiliğini geliştirmiş; kendi ilgi, istek ve yeteneklerine uygun bir iş, bir meslek sahibi olarak üreticilik niteliklerine de ulaşmış olmalıdır.

Toplumda, önderlik niteliğine salıip insanların önder olması doğaldır. Ama belli bir kümenin önder olarak yetiştirilmesi insan ve toplum yapısına aykırıdır.
İnsan, bütün yaşamı boyunca üretici olarak bir makine gibi çalışmak zorunda bırakılmamalı; üretmen olduğu oranda yaşamını zevkli bir hale getirecek güvenceye, özgürlüğe, boş zamanlara ve güzel uğraşılara da sahip kılınmalıdır.
Ekonomik kalkınma, herkesin yeterliği oranında, işbirliği içinde planlı olarak yapacağı çalışmalrala gerçekleştirilebilecek bir işiir. Doğal kaynaklardan, insangücün-den, mıamaldan phmlı bir şekilde yaıar-
lanmak gereklidir. Ama ne doğal kaynakların, ne emeğin, ne de anamalın sömürülmesine ya da bunların insanı sömürmesine izin vermeyen bir kalkınma süreci uygulanmalıdır. Bu tür kalkınmaya araç olacîik eğitim de "kalkınma eğiümi"dir Bu eğitim, insanın yaratıcılığını geliştir meli; insanı yetenekli olduğu alanda yem araçlar, yöntemler yaratarak kalkınmayı sağlamaya yöneltmelidir.
Bu görüşe göre, eğilim, tüm vatandaşlara eşit olanaklarla sunulmalı; insanlar arasında hiçbir aynm yapılmamalı; ancak insanlar arasındaki ayrılıklar insanların kalıtımla getirdikleri yetenekleri oranında kendiliğinden oluşmalıdır. Başka bir deyişle, insanlar, istekleri, ilgileri, yetenekleri oranında eğitim görmenin ötesine zor-lanmamalıdır.
Eğitimin Üretimi
Eğitünin üretilmesi de diğer ürünlerin üretilmesine benzer; süre, emek, ortam ister. Bu üçünün de eğitimde kendilerine göre özellikleri vardır.
Eğitimin üretilmesi çoğunlukla diğer nuükum üretihnesinden daha uzun süre isler. Üretimi, on yirmi yıl süren bir mal buümık kolay değildir. Ama eğitimin üretimi bu denli uzun sürer. Çünkü eğitimi bir bütünlük içinde tam olarak sunmak zorunluluğu vardır. Bir insan, bir bütün olarak bir eğitimin bir parçasını aldığında, eğitüni yarım kalan bir kişi olarak, yapmak istediği işi, mesleği iyi yapamaz. İnsanın doyumunu sağlamak için, eğitimin bir bütün olarak sunulması gerekliğinden, buna harcanan uzun süreyi de kabul et
mek gerekmektedir. Bir eğitim, ne denli uzun sürerse o denli masraflı olur.
Eğitimin üretilmesi emek ister. Eğitimin üretilmesi için emek harcayacak olanlar öğreünen, yönetmen, eğitim uzmanı gibi eğitmenlerdir. Eğitmenler, uzun yıllar, alan bir eğiümle yetiştüildikleri için çok palıalıya mal olurlar. Eğitim sistemi bun-laiT oldukça yüksek maaşlarla çalıştırmak zorundadır. Bu yüzden eğitimin üretilmesi için harcanan emek, başka birçok alanlara bakarak daha değerlidir.
Eğitimin üretilmesi, elverişli ortam, binalar, eğitim araçları, gereçleri, eğitim teknolojisini uygulama alanları ve benzerlerinin elverişli biçimde sağlanmasını gerektirir. Eğitimin üretilmesi için gereken ortam, öbür birçok ürünün üretilmesine gerekecek ortamdan daha palıalıya mal olur.
Eğitimin Maliyeti
Ekonomide maliyet bir birim ürünün üretilmesine harcanan paradır. Bu para ürünü üreten emeğe, araçlara, ürünün htunmaddelerine, ürün için tüketilen elek-ti'ik, yakıt gibi fizik güçlere, kullanılan teknolojiye harcanır. Bi%. birim ürünün üretilmesi için işlenen, işleyen, tüketilen, kullanılan tüm girdiler ürünün maliyetini oluştumr.
Eğitimde bir birim üıün olarak çoğunlukla eğitilen kişi alınır.. Eğitilen bir kişiye harcanan para eğitimin maliyetinin, hesaplanmasında asıl olur.
Eğitimde işlenen hammadde eğitilen kişidir. Buna öğrenci denir. Eğitim sistemi diğer üretim alanlarının çoğunluğuncUı
olduğu gibi işleyeceği öğrenciyi para vererek satın almaz. Öğrenci aynı anda eğitimi satın alan kişi olduğundan, eğitim sisteminin ödeyeceği bir bedel karşılığı okula girmez. Ancak eğitim sistemi, bir öğrenciyi, yemek, yatak, barınma ve benzeri ınasrallarını ödeyerek okutuyor ise, bu bir bakıma işlenecek hammadde olan öğrencinin de satın alınmasıdır. Okulu bitirdikten sonra öğrenci bundan, bedelini ödeyerek kurtulabilir.
Eğitünde işleyen girdi, insangücü ve araçlardır. Bundan önce de söz konusu edildiği gibi eğitündeki insangücü öğretmen, yönetmen, eğitim uzmanı gibi eğitmenlerdir. Bunlar yükseköğrenim gören uzmanlaşmış insangücü olarak emeklerini oldukça pahalı sataılar. Öte yandan üretime dönük bir eğitim sisteminin en iyi araç gereçleri kullanması gerekir. Bunlar da pahalı araçlardır.
Isıtmada, aydınlatmada, temizlikte, denemelerde, uygulamalarda, sınıfta kısaca eğitimde kullanılan fizik güç oldukça pahalıdır. Bu güçlere harcanan para eğitimin maliyetini artırır.
Eğitim sisteminin öğrenciye, eğitmenlere, araç gereçlere, tüketilen güce ödediği para doğrudan harcadıklarıdır. Bunlara bakarak bir öğrencinin kaça mal olduğu bulunabilir. Ama bir de öğrencinin harcadığı para vardır. Buna dolaylı eğiüm harcaması denilü-.
Öğrencinin eğitime harcadığı para kendinin aldığı eğitim amç gereçlerine, giysisine, yiyeceğine, barınmasına ve benzerlerine harcadıkUu'idır.
Öğrenci bir yandan eğitimin işlediği lıammadde iken bir yandan da kullandığı bir güç kaynağıdır. Öğrencinin eğitilirken harcadığı emeğin değerini de hesaplamak gerekmektedir.
Eğitim sisteminin eğitime doğrudan harcadığı para ile eğitimin maliyeti bulunabilir. Ama bu maliyet yalnız eğitim sistemi açısından geçerlidir. Ulusal açıdan eğitimin maliyeti hesaplanmak istendiğinde, eğitim sisteminin harcadığı paraya, öğrencinin eğitime harcadığı paranın ve emeğin değerinin eklenmesi gerekmektedir.
Eğitimin Etkililiği
Eğitim sistemi milli eğitimin amaçlarını elinden geldiğince en yüksek düzeyde gerçekleştirmek zorundadır. Bunun için eğitim sisteminin etkili olması gerekmektedir.
Eğitim sisteminin etkililiği eğitimin verimliliğini, sağlığını, dirikliğini ve yararlığını. amaç kırını gerçekleştirebilecek düzeyde sürdürmesidir. Etkililiği oluşturan bu dört kavram aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Eğitimde verimlilik, bir yandan eğitilen öğrencinin sayısı ve onlara kazandırılan yeterlik düzeyi yükseltilirken öbür yandan öğrenci başına düşen maliyetin düşürülmesidir. Böylece eğitimde verimlilik, daha ucuza, niteliği yüksek çok sayıda öğrenci yetiştirmektir.
Eğitim sisteminin sağlığı demek, sistemde çalışanların karşılıklı çaüşmasmı en aza indirmek demektir. Sağlıklı bir sistem, çalışanlann birlik, güvenlik, dayanış-
ma duygusunun yüksek olduğu bir sistemdir. Böyle bir sistemde, örgütün amacı, gücü, sorunlan çalışanlarca iyice bilinir; sorunlar işbirliği içinde çözülür.
Eğitim sisteminin clirikliği, toplumsal değişmelere, bilimsel gelişmelere, eğitim teknolojisindeki yenileşmelere anında en etkin biçimde uyarlanabilme yeterliğidir. Eğitim sistemi, bunu yapamadığın^ eskir, bitkisel yaşama girer. Böyle bir eğitim sistemi, topluma karşı yüklendiği görevlerini yerine getiremeyerek işlevsizleşir.
Eğitimin yararlığı, bir eğitim programını bitiren kişinin edindiği yeterliği ürüne dönüştürebilmesidir. Bu ürün yalnız eğitilenlerin kendine yararlı ise eğitim programı toplumsal olmaktan çok kişiseldir. Eğer ürün toplumca da kullanılıyor ise eğitim hem eğitilene hem de kişiye yararlı olmaktadır. Ama eğitilen kişi bu iki tür yararı da sağlayamıyor ise yapılan eğitim boşuna yapılmış bir çalışmadır.
Eğitimin etkililiği, 1950'dcn sonra çıkmış bir kavramdır. Amaç, dalıa az parayla daha nitelikli bir eğitim yapabilmektir. Eğitimin etkililiğini oluşturan verimlilik, sağlık, diriktik ve yararlık öğeleri için bilimlerin kılavuzladığı kurallar uygulandığında, yukandaki'amaca ulaşılır. Bu yüzden eğitim sisteminin, ekonomi, eğitim ve yönetim bilimlerinin kurallanna uygun yönetecek yönetmenlere büyük gereksemesi vardır.
Eğitim sistemi bir yandan ekonomi eğitimi verirken, öbür yandan ekonomik işlemenin örneğini vermek zorundadır. Savurgan bir eğitim sisteminin, tulumlu insanlar yetiştiımesi olanaksızdır. Bu yüzden
eğitim sistemi, ekonomi kurallanna göre çalışmak zorundadır.
Ulusal kalkınmayı hızlandırmak için geliştirilen eğilim sisteminin, belli bazı kişilere değil toplumun tümüne eğilim prog-ramlannı yayması zorunludur. Böyle yapıldığında eğitim sistemi ülke çapında yayılmış, gelişmiş bir kuıum olur. Büyüyen böyle bir sistemin beslenmesi de çok parayı gerektirir.
Türkiye’de temeleğitimin zorunlu öğrenim çağı çocuklannın tümüne açılması, ortaöğretimin yurt düzeyinde oldukça yayılması, yükseköğretimin kapısında yüz binlerce insanın birikmesi eğitime eskisine oranla dalıa çok paranın ayrılmasına yol açmışla. Artık eğitimde gereksinilen para trilyonlarla anlaülmaktadır.
Hızlı kalkınmak zorunda olan Türkiye, çok kısa sürede yeniden paraya dönüşebilecek işlere yataim yapaıak parayı daha çok işletmek, çalıştırmak gereğini duymaktadır. Oysa eğitime yatırılan para en az on, onbeş yıl sonra ulusal gelire döne-bilmcktedir. Bir öğrenci ancak on beş yaşından sonra eğitilmesinin bedelini üretim yaptirak ödemevc başlamaktadır.
Eğitime yatırılan paranın ulusal gelire bu kadar geç katılmasını görerek, siyasal iktidarda bulunanlar eğitime daha az para ayırma yolunu seçmektedir. Çünkü bir siyasal iktidar, en az bir seçim döneminde, ulusal gelire dönecek yatınmlan dalıa çok yeğlemektedir.
Eğitim sistemi, böylesine zor elde ettiği kaynaklarını özenle harcamak zorundadır. Az parayla dalıa etkili bir eğitim ancak bi-
limsel yollan kullanarak gerçekleştirilebilir. Yönetim bilimleri, ekonomi bilimi bu yüzden eğitim için gerekli olmaktadır.
Eğitim sistemi, bir yandan ulusal kalkınmaya gereken insangücünü yetiştirirken, öbür yandan kendisini ekonomi kurallarına göre işletmek zorundadır.
Tutumluluk Eğitimi
Eğitim sisteminin, ülkenin kalkınmasını gerçekleştii'ecek nitelikte insangücünü yetiştirme görevinin yanı sıra, bir başka görevi de, yurttaşlara tutumluluk (ekonomi) eğitimi vermektedir.
Tutumluluk eğitimi, insanın, kendinin, ailesinin gelirini, giderini, sarsıntılara yer vermeyecek biçimde, düzenli olarak yü-rüüne ve gereksinmelerini sınırlı olanaklarla en verimli bir sıraya göre karşılama yeterliğine ulaşmasını amaçlar.
İnsanın gelirini, giderini yönetmesini öğrenmesi, yaşamı için gereklidir. Çünkü insan bir ömür boyu, gelir ve giderini dengede tutmak için büyük uğraşılarda bulunmak zorunda kalmaktadır. Kişi ve aile mutsuzluklarının çoğunluğu gelir, gider dengesinin iyi kurulamamasından doğmaktadır.
Tutumluluk eğitiminin amaçları şunlar olabilir:
1.Elde edilen besinleri, savurganlığa yol açmadan, besin değerlerini bozmadan tüketmek; gerektiğinde bunları Sciklamak, korumak yeterliği kazandırmak.
2.Elde bulunan donaüm, giysi ve üretim aı açlannı korumasını, verimli biçimde kullanmasını öğreünek.
KALKINMA VE EĞİTİM
3.Üretim araçlarını kullanarak yeni gelir kaynaklan yaraünak.
4.Kemli güçlerini en verimli bir biçimde kullanma, sürekli geliştirme yeterliği kazandırmak.
5.Geçimne ve yaşama koşullarını iyi-leştinnede, üst düzeylere ulaştınnada paranın önemini bilerek, savurganlığa ya da cimriliğe kaçmadan, tutumlu biçimde, para yönetme alışkanlıklan kazandırmak.
Kendi parasını yönetemeyen, kendi malını koruyamayan, bunları verünli biçimde kullanamayan kişilerin devlet parasını, malını dalıa iyi kullanabileceği, yüıü-tebileceği var.sayılamaz.
Tutumluluk eğitimi, aile içinde başlar. Çocuklann dört yaşından sonra kendilerine verilen harçlıklarını iyi yönetme alışkanlıklarını alabildikleri gözlenebilmektedir. Öte yandan, üç yaşından sonra da
kendinin, ailesinin sahip olduğu araçları kullanmada, korumada, bazı yalın alışkanlıkları almaya başladıklan görülebilmektedir.
Tutumluluk eğitimi, kalkınma eğitiminin temel öğesidir. Eğitim programlan ve okulun öğrenme ortamı, öğrencilere tutumluluğu vermeye elverişli biçimde düzenlenmeli; tutumluluk eğiümi, planlı olarak yürütülmelidir.
Çağımızda hemen hemen bütün ülkeler, kaynak kıtlığı çekmektedir. Zengin ülkelerin bile birçok kaynakları kıtlaşmış, kimileri de kurumuştur. Yerüstü, yeraltı madenleri, zenginlikleri artık eslcisi gibi bol değildir. Kalkınmak isteyen başka ülkeler gibi, Türkiye de, kaynaklan bollaştırmak, bu kaynaklan özenle kullanmak zorundadır. Kaynaklar, iyi yönlendirile-mediğinde, ülkenin bunalımlara düşmesinden kaçınılamaz.
OKUMA LİSTESİ
ÂDEM, Mahmut. Türk Eğitiminin Ekonomik Politikası. Ankara : Bilim Mat., 1977.
ÂDEM, Mahmut. Ulusal Eğitim Politikamız ve Finansmanı. Ankara : AÜ, EBF, 1993.
AKSOY, Suat. 100 Somda Türkiye'de Toprak Meselesi. İstanbul : Gerçek Yay., 1969.
AREN, Sadun. 100 Somda Ekonomi Elkitabı. İstanbul : Gerçek Yay., 1972.
ATAÇ, Engin. Türkiye'de Eğitim Hizmetlerinin Kamu Harcamaları Açısından Analizi. Eskişehir : EİTİA Yay., 1978.
AYTÜR, Menduh. Kalkınma Yarışı ve Türkiye. Ankara : Bilgi Yay., 1970.
AVCIOĞLU, Doğan. Türkiye'nin Düzeni : Dün, Bugün, Yarın. İstanbul : Tekin Yay., 1976.
BERBER. Ali TevTik. "Ekonomik Politika Suçlu Üretiyor". Cumhuriyet, 11 Aralık 1989.
BERBEROĞLU, Enis. "Gelir Uçurumu", Cumhuriyet, 20 Kasım 1986.
BİNGÖL, Vasfi. Bugünün Diliyle Atatürk'ün Milli Eğitimimizle Ügili Düşünce ve Buymklan. Ankara ; TDK Yay., 1979.
BORAT AV, Korkut. 100 Somda Gelir Dağılum. İstanbul ; Gerçek Yay., 1972.
BULUTOĞLU, Kenan. Kamu Ekonomisine Giriş. İstanbul; SermetMat., 1971.
CEM, İsmail. Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi. İstanbul ; Cem Yay., 1973.
COOMBS, Philip H. Eğitim Planlaması Nedir? Çev. Cemal Mıhçıoğlu. İstanbul; MEB Yay., 1973.
DAMALI, Alev. Türkiye'nin Ekonomik Düzeni. Ankara ; DPT, 1974.
DlVlTÇlOĞLU, Sencer. Asya Üretim Taizı ve Os-manlı Toplumu. İstanbul; Köz Yay., 1972.
Bilim ve Eğitim
Eğitimin, insanoğlunun doğayla vc bir-birlcriyle etkileşiminden bu yana var olmasına kai'şın, bir bilim alanı olarak incelenmeye başlaması yenidiı-. Binlerce yıl boyunca, insanlar yaşamaları için gereken davranışları ya deneyerek ya da birbirlerine bakmak öğrenmişlerdir. Bilgelerin, eğitimin nasıl olması gerektiğine ilişkin düşünceleri, görüşleri, son iki yüzyıl içinde oluşmuştur. Ama bu düşünceler ve görüşler son yüzyılda hızla gelişmiştir. Başlangıçta eğitim, tek bir bilim alanı olarak benimsenirken, son elli yılda birden çok bilimce incelenir olmuştur.
Bu Ünite'de, bilimle eğitimin ilişkisi araştınlmışür. Eski bir gömşe göre eğitim bilim olmaktan çok sanattır. Çağdaş görüşe göre ise, eğitim bir bilim alanıdır ve bu alanda çalışan bilimler vardır. Eğitimin sanat yönü olsa olsa, eğiten kişinin eğitimi sunuş ya da üretim biçemidir (üslup). Yine katılaşmış bir görüşe göre eğitimin ilke ve yöntemleri kesinleşmiş, pekinleş
mişlir; eğitim üzerinde çalışmaya gerek yoktur. Bu dogmatik görüş de artık, savu-nulamamakladır.
Ünitede ilk orta başlık altında eğitimin anlamı; eğitimle ilişkili kavramlar, eğitimin görevi, tanımı açıklanmışta. Eğitimin görevi altında sıralananlar bu kitabın modelini de vermektedir. Bundan önceki üniteler bu modele göre oluşturulmuştur.
İkinci orta başlık altında planlı eğilimin görevi olan öğretme süreci ele alınmış; öğretme sürecini oluşturan basamaklar tanıtılmıştır.
Üçüncü orta başlıkta eğitimin bilimselliği, bilimin niteliği, yöntemleri eğitim alanında uygulanan bilimsel yöntemler ortaya konmuştur.
Dördüncü orta başlığın konusu. Üniversitelerarası Kurul'ca kabul edilen ve her biri birer doçentlik alanı olan on altı eğitim bilimi, ana çizgileriyle tanıtılmıştır.
EĞÎTÎM
İnsanoğlu, eğitimsiz yaşayamaz. Emme, solunum, tutunma gibi doğuştan getirdiği birkaç tepkinin dışında hemen her davranışını öğrenmek zorundadır. İnsan davranışlarının bir kesimini kendi kendine öğrenir. Ama, in.san davranışlarının pek çoğunu, başkalanna bakarak ya da onların kılavuzlaması ile öğrenir. İnsanın, başka-lannın etkisiyle öğrenmesi, başkalarınca
eğitilmesi demektir. İnsanın başkalan-nın etkisiyle öğrenmesi ise ömrü boyunca sürer. Böylece insan doğumundan ölümüne dek, eğitim süreci içinde yaşar.
Eğitim Kavramının Anlamlan
. Eğitim kavramı, yalnız başına söylendiğinde değişik anlamlara gelir (Ertürk, 1972). Bunlar aşağıda kısaca açıklanmıştır :
Bilim. Eğitim sözü, bir bilim alcUiı olarak eğitim bilimlerini çağrışuru'. Kimi kaynaklar, eğilim alanını inceleyen bilime eğitbilim (pedagogy) derler. Bu ad genel bir anlam taşır. Eğitim alanını inceleyen bilimler çoğaldığı için, günümüzde bu bilim ailesine eğitim bilimleri denmektedir.
Hizmet. Eğilim topluma sunulan bir hizmettir. Bu hizmeti, her biri birer toplumsal birim olan, okul, enstitü, fakülte, eğitim merkezi gibi adları olan örgütler üretir. Eğitim İTizmeti, vergi ya da ücret karşılığında satılan bir üründür.
Kazantı. Eğitilmiş bir insan eğitimini yaşayarak elde eder. Bu anlamda insanın elde ettiği eğilim, bir kazanılmış yeterliktir. İnsanın kazandığı yeterliğin niteliğini belirlemede eğiüm sözü kullanılır.
Öğrenim. İnsanın öğrenim düzeyini belirlemek için kimi kez eğitim, öğrenim yerine kullanılır. Kimi başvuru ya da kimlik konularında, insanın nerede, ne düzeyde öğrenim gördüğünü tanımak için eğitimi sorulur.
Kurum. Eğitim tek başına bir kişinin gerçekleştireceği bir süreç değildir. İnsan yeni bilgi ve becerileri öğrenmek için bunları bilenlerden yardmı görmek zomn-dadır. Toplumda öğrenmek isteyenlerin, öğrenecekleri bilgi ve becerileri bilenlere başvurması, insanlar arasında eğitim için bir ilişkiler dokusu oluşturur. Bu ilişkiler dokusu ya da örüntüsü toplumda eğitimin kurumlaşmasma yol açar. Bu anlamda eğitim toplumsal bir kurumdur. •
Kültür. Eğitim toplumun kuşaktiuı kıı sağa aktanhuı kültürünün üyelerince be
nimsendiğini de gösterir. Kültürlü insan deyiminin anlamı eğitilmiş insandır. Böy-lece eğitim, insana üyesi olduğu toplumun, kültürünü öğreten bir araç anlamında kullanılır.
Eğitim sözcüğü, başka sözcüklerle yan yana kullanılarak, eğitimin anlamına sınır-lama, ekleme, değişme getirebilir. Sözgelimi, halk eğitimi, özel eğitim gibi deyimler eğitilecek kitleyi; trafik eğitimi, beslenme eğitimi gibi deyimler eğitimin konusunu; iş eğitimi, etkin eğitim, oyunla eğitim gibi deyimler eğitimin yöntemini; televizyonla, radyo ile eğitim gibi deyimler eğitimin aracını; işbaşında eğitim, hizmet içi eğitim, olgunlaşma eğitimi gibi deyimler eğitimin önceki eğitimi tamamlayıcılığını gösterirler.
Yukarıda da görüldüğü gibi eğitim ge-niş anlatımlı bir kavramdır. Bu yüzden eğitim sözcüğünü kullanan kişinin, bu sözcüğü ne anlamda kullandığmı belirlemesi, kişiler arası iletişimi kolaylaştınr.
Eğitimle İlişikli Kavramlar
Kimi kavramlar, eğitim sözcüğüne eş anlamda ya da eğitim sözcüğü ile binişik (biçbirini kimi yönleriyle örtecek) biçimde kullanılmaktadır. Bunlardan sık sık kullanılanlar, aşağıda kısaca açıklanmışür.
Yetiştirme. Bir amaca, hedefe ulaştırma, büyütme, bakma anlamında kullanılan yetiştirme, eğitimde bir alanda insanı bilgili, becerili kılma anlamında da kulla-nılmaktadu. Sözgelimi, işgören eğiüıni. uzman eğitimi, öğretmen eğitimi ankımın-da çoğunlukla işgören yetiştinne. uzman yetiştirme, öğretmen yetiştinne kavramları kullanılmaktadır. Yetişme (yetişim) kav
ramı da yetiştimıe süreci içinde olmayı, bu süreçle bir amaca ulaşmayı da anlatmaktadır.
Geliştirme. İnsanın var olan yeterliğini artırmak olan geliştirme, kimi kez eğitim anlamında kullanılmaktadır. Gelişme ise, insanın yeterliklerini artrnna eylemi içinde olduğunu anlatır.
Olgunlaştırma. İnsanın yeterliğini ustalık düzeyine çıkannayı amaçlayan bir eğitim olan olgunlaştırma, geliştirme ile eş anlamlı sayılabilir. Olgunlaştırma adı, kimi eğitim kuruluşlarına verilebilmektedir. Olgunlaşma ise, ustalaşma süreci içinde olmayı anlatu-.
Öğrenim. Örgün eğitim kuruluşlarında elde edilen yeterliği anlatan öğrenim, kimi kez eğiüm anlamında da kullanılmaktadır. Öğrenim, genel anlamda, öğrenme süreci ile elde edilen yaşantıyı anlatır.
Öğretim. Önceden belirlenmiş hedeflere ulaşması için gereken davranışı (bilgi, beceri ve tutumu) öğrenciye kazandırma sürecine öğretim denir. Öğretme, öğrencinin öğrenmesini kılavuzlama, sağlama sürecidir. Öğretme, öğretmenin işidir. Bu yüzden öğretme süreci ayrı bir orta başlık alünda, aşağıda ele alınacaktır .
Eğitimin Alanı
İnsanın eğitimi, yaşamı boyunca sürer. Bu eğitimin büyük bir kesiminden ana babası, kendisi, etkileşüği insanlar; bir kesiminden ise toplumun eğitim sistemi sorumludur. Eğitim sisteminin sorumlu olduğu ke.sim, planlı eğitimdir. Planlı eğitim rasgele bir eğilim değildir. Bir planlı eğitimde en az şu özellikler bulunur.
1.Eğitilenlerin ulaşacağı eğitim amaçları önceden saptanır.
2.Bu amaçları gerçekleştirecek eğitim programı belirlenir.
3.Eğitime elverişli bir ortam örgütle-
nir.
4.Eğitimi yapacak eğitmenler güçlerini eşgüdümlerler.
5.Eğitilenlerle eğitmenler arasında etkili iletişim sağlanır.
6.Eğitim süreci sürekli denetlenerek değerlendirilir.
Eğitün sistemi, planlı eğiüm yapan örgün eğitim, yaygın eğitim ve hizmet içi eğitim birimlerinden oluşur.
Örgün eğitim. Eğilim sisteminin örgün eğitim kanadı, okulöncesi eğitimin, ilköğretimin, ortaöğretimin ve yükseköğretimin okullanndan oluşur. Genel adı okul olan bu birimler, düzeyine göre anaokulu, ilköğretim okulu, lise, fakülte, enstitü, yüksekokul gibi adlar alır.
Okul, toplumun eğitim kurumunun gereksemesinin büyük çoğunluğunu karşılayan önemli bir toplumsal birimdir. Okul, yüzyıllar süren bir gelişim sonucunda ortaya çılonışür. Kimi düşünürler, okulsuz bir eğitimin olabileceğini savunmuşlardır. Ama bu görüşler, toplumun okullara gereksinmesini azaltmamıştır. Okullar, eğitim sisteminin ana gövdesini oluşturmayı sürdürmektedir.
Okul, eğitimin üretildiği temel sistemdir. Burada üretilen eğilim topluma sunulur. Eğitenlerle eğitilenler ve eğitilenlerin
ilişkili olduğu kişiler, okulda yüz yüze ge- duruma düşmesi toplumu da sağlıksızlaş. lirler. lırır.
Türkiye’de, toplumun okula karşı ilgisi giderek artmaktadır. Çocuğunun okumasını gerekli görmeyen ana babaların sayısı giderek azalmaktadır. Eğitime isteğin aı*t-ması ile okul açma arasında dengenin olmaması yüzünden okulların kapısına öğrenci yığılması artmıştır. ^ İlköğretim okulları özellikle kentlerde kalabalık sınıflarla çalışmaktadır. Ortaöğretim okullarının çoğunluğu ve yükseköğretim sınavla ' öğrenci almaktadır.
Okul üzerine toplumda yapılan eleştiriler, okulun sayısının, eğitim programının, eğitim ortamının, öğretiminin, yönetiminin yetersizliğine yöneliktir. Bu eleştiriler, okulun giderek daha yeterli olması ve gelişmesi için yararlı olmaktadır.
Yaygın eğitim. Toplumun, örgün eğitimin yanında ve sonrasında, yaşam boyu eğitim gereksinmesini, eğitim sisteminin yaygın eğitim kanadı üstlenmiştir. İnsanın yaşam boyu eğitim süreci içinde olması gerektiğine ilişkin zorlamalar artmaktadır. Bu zorlamalar, sürekli ve hızlı değişme içinde olan toplumdan gelmektedir. Toplum, yeni kültürel değerler, ekonomik dalgalanmalar ve yeni teknolojilerle sürekli değişmektedir.
İnsanın, toplumun değişmesine sağlıklı bir uyum sağlayabihnesi için, eğiümin işe koşulması gerekmektedir. İnsana, eğitim yardun edemediğinde, değişen çevre içinde insanın mutsuz olması, üretim gücünün boşa giünesi, sağlığını yitirmesi, işlcvsiz-Icşmcsi söz konusudur. İnsanın böyle bir
Türkiye'de ekonomik bunalımlar ve dalgalanmalar, insana öteki etkenlerden daha çok etki yapmaktadu-. İşsizlik, giderek büyük boyutlara ulaşmaktadır. İnsana, mesleğinde yeni yeterlikler kazandıracak ya da onu yeni bir meslekte yetiştirecek olan yaygın eğitimdir. Ayrıca yaygın eğitini, in.sana işini değiştirmesinde, sorunlarını çözmesinde, ülke yönetimine katılmasında, boş zamanlarını değerlendirmesinde yardım edecek eğitsel etkinlikler düzenlemekle de yükümlüdür.
Hizmet içi eğitim. İşini yapan insanın işi ile ilgili yeni teknolojilere, yeni bilimsel (kuramsal, teknik ve sanatsal) bilgilere uyarlanmasına, böylece işinde etkili olmasına yardım etmeyi, hizmet içi eğitim yüklenmiştir.
Bilimsel bilgilerin ve teknolojilerin hızla değişmesi, okulda öğrenilenlerin bir kesimini, iş yaşamında işlcvsizleştirmekte-dir. Eskiyen bu bilgi ve teknolojilerin yerine yenilerini öğrenmek, işgören için zorunluluk ohnaktadır. Bu zorunluğu karşılamak işgörenin çalıştığı örgüte düşmektedir. Çünkü işgörenin, yeni bilimsel bilgi ve teknolojileri öğrenmesi, onu daha üretken yaparak, örgütüne daha çok üretimsel katkıda bulunmasını sağlayacaktır.
Öte yandan, çalışan insanın kendisini geliştirmesi, eğitimini sürdürmesi de hakkıdır. Bu hak hem insanın kendine saygısı hem de başcuılı olma gereksinmesini do-yunnası açısından, insanın sorumluluğudur.
Son yıllarda, hem kamu hem özel kesim örgütlerinde, işgörenlere açılan hizmet içi eğitim etkinlikleri giderek artma göstermiştir. Hizmet içi eğitim, örgün ve yaygın eğitimin yanı sıra, eğitim sisteminin önemli bir kanadı olmaktadır.
Eğitim sisteminde çalışan eğitim işgö-renlerinin hizmet içi eğitim gereksinmesi. Milli Eğitim Bakanhğı'nm ve üniversitelerin açtığı kurs, seminer gibi etkinliklerle karşılanmaya çalışılmaktadır. Eğitim alanındaki bilimsel bilgilerin ve teknolojilerin hızla artması, değişmesi ve gelişmesi eğitim işgörenlerinin hizmet içi eğitim gereksinmesini de artırmaktadır. Ancak bu gereksinmeyi açılan hizmet içi eğitim etkinlikleri karşılayamamaktadır.
Eğitimin Görevi
Eğitimin bir kurum olarak toplumda doğmasının nedeni, toplumun üyelerinin eğitsel gereksinmelerini karşılayıp doyurmasıdır. Toplumun üyelerinin eğitilmek için birbirlerine gereksinmeleri olmasaydı; bunun için birbirleriyle etkileşmeseler-di; işbirliği yapmasalardı eğitim kurumu oluşamazdı. Öyleyse, eğitim kurumu toplum için eğitsel kimi görevleri yapmakla sorumludur. Bu görevler altı kümede toplanabilir.
1.Eğitimin insana karşı görevi. Her insanın doyurulması gereken, doyurulmadı-ğmda yaşamını tehlikeye sokan gereksinmeleri verdir. İnsan, bu gereksinmelerini doyurmak için gereken bilgi, beeeri ve tutumu yeterli düzeyde kazanamadıkça yaşayamaz; yaşamını yitimîese bile insanca yaşayamaz. İnsan, gereksinmelerini doyurmasına yetecek bilgi, beceri ve tutu-
mun tümünü kendi başına öğrenemez. Toplumun eğitim kurumu, insanın gereksinmelerini doyurmasına gereken bilgi, beceri ve tutumun büyük bir kesimini insana, toplumsal birimleri eliyle öğretmeyi üstlenir. İnsan ile eğitimin ilişkisi bu kitabın Birinci Ünite's'mde geniş olarak ele alınmıştır.
2. Eğitimin topluma karşı görevi. Toplum, kendi içinde oluşturduğu eğitim ku-rumundan, yaşayabilmesi ve yaşamasını sürdürebilmesi için, kimi görevler ve sorumluluklar bekler. Bunların en önemlisi, toplumun yaşamı boyunca oluşturduğu kültürünün, toplumsal ilke ve kurallarının, yeni kuşaklara geliştirilerek öğretilmesidir. Toplumla eğitimin ilişkisi bu kitabın ikinci HmVe'.sini oluştunnaktadır.
3.Eğitimin eğitim işgörenlerine karşı görevi. Bir toplumsal kurum olarak eğitimin toplumsal birimlerinde görev alacak insanların, eğitim alanında bilimsel yöntemlerle yetişmiş birer meslek adamı olması zorunludur. Eğitim kurumu, eğitim mesleğinde yüksek düzeyde yetişmemiş kişilerin elinde kaldığında, gereksinmeleri gereken düzeyde karşılanamayacağı için, toplumun yaşamasını ve etkili sürdürülmesini tehlikeye atar. Eğitimin eğitilenlere toplumca beklenen düzeyde verilebil-mesinden birinci derecede sorumlu olan eğitim işgörenlerinin eğitimle ilişkisi Üçüncü Ünite'nin konusudur.
4.Eğitimin devlete karşı görevi. Devletin yardunı, yönlendinnesi ve yönetimi olmadan toplumun eğilim kurumu, gereken etkililikte çalışamaz. Eğitimin, ulusal düzeyde ele alınmadığı, yerel toplumlara bı
Takıldığı ülkelerde bile, devlet eğitime parasal, bilimsel ve teknik yardımlar yapmaktadır. Bu tür ülkelerin sayısı da azdır. (İlklerin çoğunda devlet, eğitimi yönetmektedir. Her türlü olanaklarını sağlayan devlet, eğitimden de kendinin istediği davranışlarla donatılmış yurttaş istemektedir. Devlet ile eğitimin ilişkisi Dördüncü Üniîe'Ğt ele alınmıştır.
5.Eğitimin ülke kalkınmasına karşı görevi. Ulusun ve bireylerinin amacı gönenç içinde yaşamaktır. Ulusal ve bireysel gönenç ise, üyelerin tek tek ulusal gönence katkıda bulunabilecek üretkenliğe ulaşması ile olanaklıdır. Her üyenin kendi yetenekleri oranında mal, hizmet ve düşünce üreterek ilkin kendinin, ailesinin gönencini, dolayısıyla'ulusun gönencini sağlama yeterliğine ulaşürılması için gereken yeterlikleri kazandırma, eğitimin görevidir. Kalkınma ile eğitimin ilişkisi de Beşinci Ünite'öt tartışılmıştır.
6.Eğitimin bilime karşı görevi. Ülkenin eğitim kurumunun yukarıda beş kümede sayılan görevlerini etkili olarak yerine getirebilmesi için, bilimsel ilke ve kurallara göre işlemesi zorunludur. Eğitim bilimleri, eğitim kummunun ve eğitimin toplumsal bilimlerinin (örgütlerinin) nasıl kurulacağını, işleyeceğini ve kendini nasıl yenileştireceğini kılavuzlayan bilimlerdir. Eğitimin bilimsel yönü de bu Altıncı Ünite'de ele alınmıştır ,
Eğitim alanmda çalışan her bilim ada-minin, eğitimle uğraşan her eğitimcinin, her öğretmenin kehdirîe-özgü geliştirdiği bir eğitim tanımı vardır. Eğitim alanında yazılmış her kitapta, her yazıda eğitimin değişik biçimde yapılmış tanımlarına rastlanır, Sözlüklerde bile eğitimin değişik tanımları bulunur. Eğitimin, geniş bir alan olması yüzünden değişik yönlerden görülmesi, bu görünüşe göre de değişik tanımlarının yapılması doğaldır. Bu tanımlann yanlış olduğu da söylenemez.
Değişik kaynaklarca yapılan eğitim tanımları iki kümede toplanabilir: içerik tanımlan ve süreç tanımlan. Bunlar kısaca aşağıda açıklanmıştır.
İçerik tanımları. Bu tür tanımlar eğitimin kime, niçin verileceğini, ona nelec kazandıracağını ad vererek gösterirler. Buna bir örnek aşağıdadır:
"Eğithn, yeni kuşaklann, toplum yaşayışında yerlerini almak için hazırlanırken, ' gereken bilgi, beceri ve anlayışlar elde etmelerine ve kişiliklerini geliştirmelerine yardım etmek etkinliği"dir (Oğuzkan, 1993, s. 46).
Eğitimin bu tanımında, eğitünin yeni kuşaklara verileceği gösterilmekte; eğilimin niçin verileceği "toplum yaşayışında yerlerini almak için" olarak konulmakta; neler verileceği ise "bilgi, beceri ve anlayışlar elde etmek, kişilik geliştirmek" ola-nık belirtilmekledir.
Eğitimin içeriğini belirleyen eğitim tanımlan, içerik değiştiğinde yetersiz kalırlar. Yukandaki tanım, içeriğini oluşturan yeni kuşaklar yerine, eski kuşaklara eğitim yapıldığında; toplum yaşamında yerini almak için değil de bir sanat dalında eğitim yapıldığında; bilgi, beceri yerine tutum kazandırmak için eğitim yapıldığında geçersiz olur. Ama bunlar tanımın değersiz olduğunu göstermez. îçerik tanımları belli kişilerin, belli bir konuda ne için yetiştirileceğini göstermek için gereklidir. Bir okulun, bir işyerinin, bir kuınmun belli bir konuda yapacağı eğitim için bu tür tanunlar yapılır.
konuda eğitileceği bilinmemektedir. Tanımın gösterdiği, eğitimin bir amaç için insanların davranışlarının planlı olarak değiştirilmesi olduğudur. Bu yüzden-eğitimin bu tanımı bir süreç anlatmaktadır.
İçerik lammlarmın tümünde, yukarıda sayılan, eğitün yapılacak kişi, eğilimin konusu ve eğilimin amacı bulunmayabilir. Bunlann bazılarında yalnız bu üç öğeden biri olabilir, bazılarında da eğitimin nasıl, nerede, ne zaman yapılacağı da gösterilebilir. Bu yüzden bu eğitim tanımlan genel olmaktan çok bir ya da birden çok duruma bağlı özel ıruiımlardır. Gerektiği yerde kullanıldığında bu tür tanımların yol göstericiliği aitabilir.
Süreç tammlarL Eğitimin oluşumunu anlatan ttuıımlara süreç tanımlan denir. Eğitimin süreci, dunundan duruma kültürden kültüre değişmediği için, bu tür tanımlar daha genel ve soyuttur. Buna bir örnek aşağıdadır:
"Eğitim, önceden saptanmış amaçlara göre insanlann davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizgesi"dir (Oğuzkan, 1993, s. 46).
Bu unumda, içerik tanımim'inda olduğu gibi kime, niçin eğitim yapılacağı, hangi
Süreç tanunları, eğilimin geneli söz konusu olduğunda kullanılır. Süreç bildiren tanımlarda soyut olan her kavramın yerine somutları konarak lanun daha özel bir tanıma dönüştürülebilir. Bu dönüştürme, eğitim tanunma içerik kazandırır. Böylece süreç tanımı, içerik tanımı olacağından eğitimin özel alanlarında daha çok kullanılabilir.
Bu kitap için seçilen tanımın, eğitimin genel ve soyut anlamını vermesi gerekmektedir. Uygun bulunan tanım aşağıdadır ;
"Eğitim bireyin davranışında, kendi ya-. şantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir" (Er-türk, 1974,s.l2).
Bu tanımda eğitimle değiştirilecek olan bireyin davranışıdır. Davranışın değişmesi ancak bireyin kendi yaşantı.sı yoluyla olabilir. Bireyin davranışını değiştiımenin eğitim olarak adiandınlabilmesi için davranışın istenilerek ve kasıtlı (planlı) değiş-tirihnesi gerekmektedir. Eğitim, bütün bunUam bir zaman akımı içinde yer aldığı bir .süreçle oluşur.
Böylece eğitimin niteliğini oluşturan aşağıdaki dört durum ortaya çıkmaktadır.
2.İnsan bir davranışı ancak yaşayarak kazanabilmektedir.
3.Eğitilende oluşturulacak davranış önceden saptanan eğitim amaçlarına uygun olmak zonmdadır.
4.İnsanda davranışın oluşturulabilmesi, planlanmış bir eğitim sürecinden geçmesine bağlıdır.
Sözlüklere göre süreç oluşum yoluyla, bir halden diğer hale geçerek ortaya çıkan şey olarak tanıınlanmaktadır. Süreç değişim içinde olan bir nesnenin, olayın, düşüncenin belli bir düzen içinde bir amaca doğru gelişmesini anlatmak için kullanı-
lan bir kavramdır. Süreç'in Osmanlıca'sı "vetire", Latince'si ise "process"dir.
Eğitmek eylemi, sürekli değiştirmek eylemidir.'Eğitilen kimse bir amaca doğru sürekli olarak değiştirilmeye çalışılır, Eğer eğitilen kimsede bir değişme yok ise eğitme eylemi de yok demektir.
Eğitimin sürecini eğiten kimse (eğitmen) düzenler. Eğitimin sürecini düzenlemek zor bir iştir; uzmanlık ister. Bu yüzden eğitmenlik yapacak öğretmenin, uzmanın, yönetmenin, öğretim üyesinin ve benzerlerinin bu meslekte iyi yetişmiş olmalan zorunludur.
ÖĞRETME
Planlı eğitimde, eğitilene istenilen dav-ramşlan kazandırma, öğretme eylemi ile yapılır. Öğretme eylemini, öğrenme süreci boyunca, eğitmen (öğretmen) gerçekleştirir. Öğretme, eğitmence planlanmış bir öğrenme sürecidir. Eğitmen, eğitilenlere öğrenmeyi kılavuzlar ve onların öğrenmesini sağlar.
Öğretme eyleminin amacı, eğitilenlere önceden belirlenen hedef davranışlan eğitilenlere kazandırmaktır. Bu davranıştan kazandıracak araçlar ise öğrencilere hazırlanacak yaşantılardır. Öğrencilere yaşatılacak yaşantılar için gereken yöntem, araç, gereç, önceden eğitmence seçilir ve uygulanır. Öğretme eylemi, okullarda genellikle sınıflarda gerçekleştirilir. Ama, öğretme, öğrenmeye elverişli okul dışı ortamlarda da uygulanabilii'. Yukarıda açıklanan duı umlar .şöyle bir kınıma bağlanabilir :
Öğretme, eğitmen (özellikle öğretmen) tarafından hedeflenen davranıştan eğitilenlere (öğrencilere) kazandumak için, planlı yaşantılar sunma sürecidir. Bu tanıma uygun olarak, öğretme sürecini oluşturmak için gerekenler aşağıdadır;
Eğitileni Tanımak
Eğitimin etkili olabilmesi için eğitilenin tanınmasına gereklilik vardır. Niteliği, özellikleri bilinemeyen bir insanın eğitilmesi olanaksızdır.
Eğitilen her insanın, bir genel bir de özel yanı vardır. İnsanın genel yanı, başka insanlara benzeyen, onlarla, ortak olan nitelikleri, özellikleridir. Her insanda bulunan, insanın kendi türüne özgü olan bu nitelikleri, özellikleri psikoloji, antropoloji, biyoloji, fizyoloji gibi bilimler tanıtır.
Eğitilen insanın özel yanı ise diğer insanlardan ayrılan, kendine özgü olan nite
likleri, özellikleridir. Eğitilenin özel yanı, yüz yüze ilişkilerle, gözlemlerle ancak anlaşılabilir. Eğitenler, insana ilişkin genel bilgilerine dayanarak eğitilen insanın özel yanlarını da tanımaya çalışırlar. İnsanın genel ve özel niteliklerini; özelliklerini ne denli iyi tanırsa, öğretmen o denli başarılı olur.
Eğitime alınan bir kişinin tanınması iki yönden önem taşımaktadır. Birincisi kişinin gelişim düzeyinin, gerçekleştireceği eğitim amaçlarına elverişli olup olmadığını saptamaktır. IkiiKisi ise, eğitilenin davranıştan ile ona kazandırılacak davranışların arasındaki farkı onaya çıkai'tmaktır.
Eğitilenin gelişim düzeyi ile gerçekleştireceği eğilim amaçlan arasında elverişsizlik lÂ:/ türlü olabilir.
Eğer eğitilenin gelişim düzeyi yüksek, ama gerçekleştireceği eğitim amaçlan düşük düzeyde ise, ya onun eğitimine gerek yoktur ya da ondan yaşından küçük kişilerin yapması gereken davranışlar istenmektedir. Bu durumlar eğitim için .sakıncalıdır.
Eğer eğitilenin gelişim düzeyi, onun gerçekleştireceği eğitim amaçlannın düzeyinden düyük ise, bu beklenen bir durumdur. Çünkü eğitilenin gelişim düzeyi, onun gerçekleştireceği eğitim amaçları ile yükselecek; beklenen düzeye ulaşacakür. Burada özen gösterilmesi gereken dui'um, bu farkın, eğitilenin ulaşamayacağı kadar büyük olmamasıdır. Programlı öğretimde bu fark, eğitilenin başarı duygusunu tad-masına olanak .sağlamak için elverdiğince aza indirilmektedir.
Eğitilenin gelişim düzeyi ile eğitim amaçları dengelendikten sonra yapılacak ikinci iş, bunlann arasındaki/mi-ı somut olai'ak ortaya çıkarmaktadır. Eğitilenin sahip olduğu davranışlar ile ona kazandırılacak davranışlar arasındaki farkı bulmak, öğretimin planlanması için ger.eklidir. Eğitilende var olan davranışları tanımak için çoğunlukla, eğitime başlamadan önce bir sınav uygulanmaktadır. Bu sınav ile kazandırılacak davranışların hangisinin eğitilende var ya da yok olduğu bilinmeye çalışılmaktadır.
Eğitim Hedeflerini Saptamak
Bir eğitim hedefi demek, eğitimin amacının bir kesimini gerçekleştirmek için, eğitilene kazandırılacak davranış ya da davranış kümesi demektir. Başka bir deyişle, hedef davranış ya da hedef davranışlar aynı anda eğitimin hedefidir.
Eğitimin bir amacını gerçekleştirmek için, bir ya da birden çok eğitim hedefine ulaşmak gerekir.
Bir öğretini planı, belli bir süre içinde önceden belirlenmiş eğitim amaçlarından bir kesiminin eğitilcnlerce gerçekleştirilmesi için yapılır. İlkin eğitime ayrılan sürede eğitim amaçlarından ne kadarının gerçekleştmlebileceğine karar vermek gerekir. Sonra bu eğitim amaçlarının hedeflere çevrilmesi gelir.
Bir eğilim hedefi eğitilene kazandırılacak yeterliği açıkça göstermelidii'. İnsanın bir konuda yeterlik kazanması, o konuda bilinecek bilgileri, yapılacak becerileri, takınılacak tutumu öğrenmesiyle gerçekleşir. Böylece eğitim hedefi eğitilenin öğre
neceği bilgiyi, beceriyi, tutumu somut olarak saymalıdır.
Öğrenme Yaşantılarını Düzenlemek
r.ğitilenin bedeller olarak saptanan yeterlikleri kazanabilmesi için, ona elverişli yaşantılar hazırlamak gerekir. Eğitimde yeterlik kazandıracak yaşantılara konu denir. Konu, belli bir yeterlik için gereken bilgileri, becerileri, tutumlan bir bütünlük içinde bulunduran öğrenme durumlandır. Konu, eğitileni eğitim bedellerine ulaştıracak araçlardır. Bunları öğrendiğinde eğitilen, konulan hedeflere ulaşmış sayılır. Planlı eğilimin eski eğitimden farkı, eğilim hedeflerine uygun konuların seçilmesidir. Geleneksel eğitimde, önce konu bulunur, bu konunun gösterdiği hedefe ulaşılırdı. Çağdaş eğitimde ise, önce hedef saptanmakta, sonra buna uygun konu aranmaktadır.
Öğrenmeye Ortam Hazırlamak
Öğretme sürecinin istenilen nitelikte gerçekleşebihnesi, eğiıuenlerin öğrenmelerine elverişli bir ortamın oluşturulmasına bağlıdır. Eğitimin kendisi, eğitilende davranış değişikliği oluşlunnada bir çevre etkenidir. Öğretme süreci de el . erişti bn çevrede oluşturulmalıdn.
Eğitim hedeflerine ulaşılabilmesi için, eğitilenin, kendisine sunulan he; konuyu yaşayarak öğrenmesi gerekir. Eğitilen kendisine gereken davranışı oluşturacak bilgi, beceri ve tutumu kendi yaşantısına dönüşlüremediği sürece eğitim hedefine ulaşamaz.
Eğiülenin. kendisine sunulan her konuyu, yaparak, yaşaytnak öğrenebilmesi
için, öğretmenin konuya uygun eğiüm teknolojisini uygulaması; öğretimin yapıl-dığı yeri öğrenmeye everişli biçimde düzenlemesi; öğrenmeniri tam olabilmesi için elde edilebilecek her olanaktan yararlanması gerekir.^
Eğitim teknolojisi, öğrenme kuramlarının öğretime uygulanmasıdır. Eğitim teknolojisi, öğrenmeyi kolaylaştıran tüm araçlan, gereçleri, bilgisayarı, görsel, işitsel araçlan, yöntemleri, teknikleri kullanmayı içerir. Çağımızda eğitim teknolojisi, öğretmenin öğretme ve öğrencinin öğrenme sürecini kolaylaşürmaktadır.
Öğrenmeyi Gerçekleştirmek
Öğrenmeye elverişli ortam, öğrencinin öğrenmesini gerçekleştirmesini sağlamada en önemli etkendir. Öğretmenin, öğretme sürecinde öğrenme kuramlannm ilke ve kurallarını uygulaması da öğrenmenin gerçekleşmesini artırmaktadır. Öğretmenin öğrenmeyi gerçekleştirmesine yardım edecek önemli öğretme ilkeleri şunlardır:
Öğrenci, öğrenmede ne denli etkin olursa öğrendiklerinin düzeyi o denli yüksek olmaktadır. Öğrenme sılasında konuyu, beceriyi, yeterince yinelemek yararlı olmakladır. Ama alışiırmalann süresi ve sayısı, ne öğrenilenlerin pekiştirilmesine yeüneyecek kadar az, ne de öğrenciyi bıktıracak kadar çok olmalıdır.
Öğrenmede ulaşılacak hedefi, ona ulaştıracak konulan anlamak çok önemlidir. Bu yüzden öğrencinin öğreneceği konuyla ilgili her durumu iyi algıkunası gerekmektedir.
Öğrenci, ulaşacağı eğitim amaçlannı anlayıp benimsediğimle kendine sunula
öarenme konularını daha iyi öğrenmekte-(jir. Bu yüzden öğretmen, öğrenciye ulaşılacak amaçları, eğitim hedeflerini, konuyu bütünlük içinde tanıtmalıdır. Öğrenci bun-lan bütün olarak gördüğünde öğrenmeye daha iyi güdülenmektedir.
Öğrencinin, öğrendiğini görmesi; başarı düzeyini tanıması onu öğrenmeye istekli kılmaktadır. Bu yüzden bir konunun öğrenilmesinden sonra ona ne kadar ilerlediğim göstermek gerekmektedir.
Böylece, öğrenmenin değerlendirilmesi büyük önem kazanmaktadır. Öğrenciye her kezinde ne kadar başarısız olduğu değil ne kadar başarılı olduğu gösterilmelidir.
Her öğrencinin öğrenmesi başkasından farklıdır. Öğrencinin öğrenme hızı, derecesi, yönü yakından izlenmeli ve öğretme elverdiğince hireyselleştirilmelidir.
Öte yandan öğrenci küme içinde de, tek başına öğrenemediği pek çok yeterlikleri kazanmaktadır. En iyi öğretme biçimi konuya göre neyin bireysel, neyin kümesel öğrenileceğini önceden belirleyerek planlamaktır.
Öğrenmeyi Ölçmek ve
Değerlendirmek
Öğretme sürecinin bu son altıncı aşamasında, eğitilenin, hedef davranış ya da davranışlar için gereken bilgi, beceri ve tutumlan öğrenip öğrenemediği ortaya çıkarılmaya çalışılır.
Eğer eğitilen iyi tanınmış, eğitim hedefleri (davranışları) iyi saptanmış, öğren-
me yaşantıları (konuları) eğitim hedeflerine uygun düzenlenmiş ise, eğitilenin öğrendiğini ölçmek ve değerlendirmek kolaylaşır.
Öğretmen, hedef davranışların öğrenilme derecesini ölçmek için, aracını öğretme süreci bitmeden de hazırlayabilir. Ölçme aracının, ölçeceği bilgi, beceri ve tutumları ölçmeye uygun olması; ölçme değerlerini nesnel vermesi önemlidir.
Öğrenmenin ölçülmesinin sonuçları iki amaç için kullanılabilir : Birincisi, öğrencinin öğrenme sonucunda kazandığı bilgi, beceri ve tutumun düzeyini (öğrenme edimini) bulmak içindir. îkincisi ise, öğrenmenin ölçüm sonuçlarına göre eğitimin geliştirilmesi »içindir. Eğitilenin öğrenmesi, beklenen başarı alt sınırının üstüne çıkamadığında; başka bir deyişle, eğitilenin öğrenme edimi istenilen düzeyde olmadığında, öğretme sürecinin neresinde kusur olduğunun araştırılması ve kusurun düzeltilmesi gerekil*.
Yukanda altı aşamada açıklanan öğretme süreci, örgün eğitim, yaygın eğitim ve hizmet içi eğitimde, kısaca planlı eğitimde yer alır. Eğitim sürecinin büyük bir kesimi öğretme sürecine dayanır. Planlı eğitimin yapıldığı yerlerde öğretme süreci, öğretmence gerçekleştirilir. Öğretmen, öğretme sürecinde yetiştirilmiş, mesleğinde uzman kişidir.
Eğitim sürecinin küçük bir kesimi ise, planlı eğitimin yapıldığı ortamdaki öteki eğitmenlerce gerçekleştirir. Bunlar da eğitim alanında yetişmiş uzman kişilerdir.
"Dünyada her şey için, madde ile, maneviyatla ilgili her şey için, yaşam için, başan için, en geçerli önder bilimdir, tekniktir. Bihm ve tekniğin dışında önder aramak, çevresinde olup bitenleri görmemektir, bilgisizliktir, doğru’ yoldan sapmadır" (Atatürk).
Bilim
Bilim, kanıtlanmış, örgütlenmiş bilgilerdir. Bilim olgulara dayanır. Olgu, gözlenebilen ve algılanabilen doğal ya da deney sonucunda ortaya çıkan gerçekler, nesnel verilerdir. Olgulann değerlendirilmesi ile elde edilen bilimsel kavramlar, kurallar, ilkeler, yasalar, denenceler ve kuramlar, bilimin içeriğini oluşturur.
Bilimin içeriği, bilimsel yöntemlerle elde edilir. Bilimin içeriği göreli ve değişmeye açıktır. Bilimsel bilgileri oluşturan olgular değiştikçe bilimin içeriği de değişir. Bilimsel yöntemlerle elde edilen bilimsel içerik görelidir. Böylece, bilimsel içerik değişmeye açıktır. Değişmeye açıklık, bilimsel bilgilerin güvenilirliğini ortadan kaldırmaz. Bilimsel bilgilerin göreli ve değişmeye açık olması, bunların salt (mutlak) bilgiler olmadığım gösterir. Bilimsel bilgiler, aynı alanda yeni olgularla, gerçeklere dayalı yeni bilgiler ortaya çıkıncaya dekTdayanan sağlam bilgilerdir.
Bilimsel bilgiler, insanlığın bir alanda denediği ve biriktirdiği bilgüerdir. Bilimler, bunlann örgütlenmesinden oluşturulmuştur. Bilimsel bilgiler, yeniden denenip; kanıtlanamıyor ise atılır ya da yenile-
ri ile değiştirilebilir. Böylece bilim yeni katkılarla bütünleşmesini ve gelişmesini sürdürerek güncelleşir ve güçlenir.
Doğal ve toplumsal olguların, gerçeklerin bilimsizliği, bilimsel çalışmalan ve bulguları da bitimsiz yapmaktadır. Eğitim alanındaki olgulann ve gerçeklerin bilimsizliği de, eğitimde bilimsel çalışmalan ve bulguları bitimsiz kılmaktadır. Bu yüzden, eğitimde dayanılabilecek, sağlam kavramlar, kurallar, ilkeler, yasalar, denenceler ve kuramlar vardır; ama bunlann dayanıklıhğı, sağlamlığı ancak yeni olgulara, gerçeklere dayalı yeni bilimsel bilgilerin ortaya çıkmasma kadardm. Eğitimde kesin, pekin ya da dogma bilgiler yoktur.
Bilimsellik
Eğer bir bilim dalı, alanmdaki olgulan ve gerçekleri, bilimsel yöntemlerle araştı-nyor, sonucu nesnel olarak değerlendiriyor ve uyguluyor ise, bilimseldir. Eğitimi kendine konu edinen eğitim bilimleri de bilimsel yöntemlerle kendi alanlannda araştırma yaparlar; elde ettikleri .verileri nesnel ölçümlerle değerlendirerek bilimsel bilgilere dönüştürürler; ve bu bÜgileri alanlarında uygulamaya sunarlar. Eğitim bilimlerinin çalışma yolu, genel çizgileriyle aşağıda gösterilmiştir.
1.Eğitim bilimlerinin çalışma alanı eğitimdir. Eğitimin geniş alanı içinde her bilim dalı, kendine düşen kesimin sınuian içinde kalmakla birlikte, eğitimin öbür kesimleriyle de ilgilenmek zorundadır. Bu eğitim alanının bütünlüğünü yitirmeme
, gereklidir. Böylece her eğitim bilim genelde birbiriyle eşgüdümlü,
özelde bağımsız çalışması kolaylaşmış olur.
2.Her eğitim bilim dalı kendi kesiminde bilgi toplamak için bilimsel yöntemler kullanır. Her bilim dalı, amaçlarına ulaşabilmek için gerçekleri ortaya çıkarmaya ve yansız, kişisel kanılardan arınmış bilgiler elde etmeye çalışır. Bunun için araştırmalar, deneyler, gözlemler yapar; bilimsel yöntemlerle elde ettiği bilgileri denetler ve sistemleştirir.
3.Her eğitim bilim dalı topladığı bilgilere dayanarak kuramlara ulaşır. Eğitim alanında elde edilen bilgilere dayanılarak varılan sonuçlar temel bilgi, ilke, kural olarak konur. Bu temel bilgi, ilke ve kurallara kuram (teori) denir. Bir bakıma kuramlar, bir bilim alanında yasalar niteliğindedir. Kuramlar, bilimsel yollarla çürütülmedikçe, bunların aksi kanıtlanmadıkça bilimsel yasa olma niteliğini sürdürürler. Araştırma, deney ve gözlemlerle yeni bilgiler elde edildikçe, kuramlar da değişir, gelişir ya da ortadan kalkar. Son yıllarda, eğitimde gelişen, değişen kuramlar, böyle bir sürecin ürünüdür.
4.Her eğitim bilim dalının bulguları, geleceğe ilişkin eğitsel kestirimler yapmaya yarar. Bilim dalının bulgulan yalnızca bazı kuramlara ulaşmak için kullanılmaz. Bu kuramlara dayanılarak, eğitimin geleceğine ilişkin kestirimler (tahminler) yapılır. Kuşkusız her kestirimin yanılma payı vardır. Ancak bilimsel bulgulara dayanılarak yapılan kestirimlerin yanılma payı daha önceden bilinebilir. Bu kestirmeler eği-
timin geleceğinin planlanmasına, sorunlarının bilinmesine ve bunlar için önlemler alınmasına yardım eder.
5.Her eğitim bilim dalı eğitimcilerin kullanabileceği, uygulayabileceği bilgiler verir. Eğitim bilimleri yalnız bilimin gelişmesi için değil, elde edilen bilgilerin uygulanması için de çalışır. Bilim dalının bulguları, hem ileride yapılacak bilimsel çalışmalar hem de uygulanan eğitim için kullanılır. Bu yüzden eğitim bilimlerinin bulguları, eğitmenlerin uygulayabilecekleri kılgısal (pratik) yöntem ve bilgiler halinde sunulur.
6.Her eğitim bilim dalı eğitim alanında sürekli araştırma yapmak zorundadır. Çağımızda hemen hiçbir bilim kendi alanındaki bütün bilgilere salıip değildir. Her bilim, her gün kendi alanında yeni bilgiler bulmaktadır. Var olan bilgiler, bilimlerin ve uygulama alanlarının sorunlannı çözmeye yeterli değildir. Bu yüzden her bilim dalı, eğitimin çözülmemiş ya da şimdiki bilgiye göre çözülmüş gibi görünen bütün sorunlarına çözümler getirmek için sürekli olarak yeni bilgiler bulmak zorundadır.
Bilimsel Yöntem
Bir bilim alanında, olguların ve gerçeklerin, ussal ilkelerle ve nesnel ölçümlerle incelenmesine bilimsel yöntem denir. Bir bilimsel yöntemin temel basamakları şunlardır :
1.Bir engelin ya da yeni bir olgunun sezilmesi,
2.Engelin ya da olgunun içindeki sorudun ortaya çıkarılıp tanımlanması. birebir ürünler replika satışl sundu.

birebir ürünler

replika satış


spot telefon

spot telefonlar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder