replika samsung note 4den islam bilgileri33
bugün sizin icin ewn güzel yazılarımızı sizlere sunuyoruz ve sizinle beraber replika samsung note 4 bizimde sizinde bildiginiz gibi en güzel yaızlarımızı replika samsung note 4 diyorki Eğitimi kendine meslek alanı olarak seçen bir insan, eğitime ilişkin görüşlerini bilimsel bulgulara, gerçeklere dayandırarak geliştirir. Bu yüzden eğitmenin eğitün felsefesi, rastgele yaşantılara, kulaktan dolma bilgilere dayalı değildir: Eğitmenin eğitim felsefesi, uzun süre alan bir meslek eğitimiyle oluşur. Bununla da kalmaz, eğitmen, mesleğinin gereklerini yaparken de kendini sürekli geliştirir, yeni bilgiler edinir.
B öylesine bilimsel verilere dayanan eğitim görüşü, felsefenin dallan olan varlık bilim, bilgi öğretisi ve değer öğretisine göre sistemleştirildiğinde h\r felsefe kuramı ortaya çıkar. Buna eğitim felsefesi denir.
Bir ülkenin gerçek eğitim felsefesi kâğıt üzerinde yazılanlar değil, eğitim yerinde uygulananlardır. Bu da eğitenlerin eğitim felsefesidir. Bu yüzden eğitimi
düzenleyenlerin, uygulayanların, değerlendirenlerin eğitimin sürecine etki yapan görüşleri bir ülkenin gerçek eğitim felsefesidir. Bunlar, sistemleştirilmiş bir görüş çevresinde ne denli birleşkler, çoğunluğu oluştururlar ise o görüş o ülkede o denli geçerli eğitim felsefesi olabilir. Ama eğitimin niteliği gereği eğitenlerin belli bir eğitim görüşü çevresinde birleşmeleri çok zor olduğundan böyle bir sonuç elde edilemez. Kaldı ki, eğitimi kalıplara sokacağı için de böyle bir sonucun yaıan kuşkuludur.
Yönetmenlerin eğitim felsefeleri değişik yollardan eğitimin uygulanmasına yansır. Bakanlıkta eğitim uzmanlarının hazırladığı eğitim programları, eğitimin yasal belgeleri, eğitime ilişkin kararlar. Bakanlığın değişik basamaklarındaki yönetmenlerin süzgecinden geçer. Bunlar, her basamak atlayışta, o basamaktaki yö-neünenin eğitim felsefesi ile biraz daha nitelik değişürir..
Eğitimi gerçekleştirecek olan öğretmenlerdir. Planlı eğitimde, eğiümin amaçlarına göre işlemesinde öğretmen tüm diğer kişilerden daha önemlidir. Eğitim programı ne derse desin eğitilenlerle haşhaşa kalan öğretmen, öğretimini kendi eğitim felsefesine göre gerçekleştirir.
Eğitmenlerin Eğitime İlişkin
Görüşleri
Bilimlerin eğitime ilişkin ortaya çıkardığı gerçekler genelde bir bütünün parçalarıdır. Ama velde bazı farklılıklar gösterir. Bu yüzden meslek eğitimi görmüş bir eğitmen (öğretmen, yoncünen, uzman
vb.), eğiüm felsefesi yönünden diğer meslek eğitimi görmüş eğitmenlerden genelde ayrılık göstermeyebilir. Çünkü her eğitmenin, meslek öğrenimi sırasında okuduğu dersler birbirine benzer. Ama her eğitmen, edindiği bilgileri, kendine özgü bir yorumlamayla kendinde yericştü-diğinden, öbür eğitmenlerden kimi yönlerde ayrı görüşte olabilir.
Öte yandan, eğitimde tüm gerçekler bulunmuş değildir. Eğitimin birçok konularında salt hakikatlere ulaşmak da olanaksızdır. Eğitimin bilimsel bulgulai’a dayanılarak bilinen yönleri çoktur; ama bilinmeyen yönleri de vardır. Eğitimin bilimsel bilgilerle aydınlanamayan yönlerinde değişik görüşlerin olması da doğaldır. Ama bütün bunlar, belli bir meslek eğitimi görmüş eğitmenleri, eğitim felsefesinde aşırı derecede farklılaştırmaz.
Türkiye'de planlı eğitimin yapıldığı, örgün, yaygın ve hizmet içi eğitim etkinliklerinde değişik eğitim görüşleri uygulan-maktadu". Bu değişik eğitim görüşlerini saptamak için 1970'den bu yana eğitim görüşlerine kaynaklık eden eğitim yazar-lannın kitapları, çalışmalan incelenmiş; gerek eğitime etkisi, gerekse belli bir kesimin görüşlerini yansıtması açısından siyasal partilerin programlan, önderlerinin demeçleri gözden geçirilmiştir. Siyasal partilerin eğitime ilişkin görüşleri, bu kitabın bundan önceki basımında tek tek açıklanmıştı. Kitabın yeniden yazı hm bu basımında, yer elvermediğinden siyasal partilerin görüşleri kitaba alınmamıştır.
Yazılı kaynakların, arnşiınmaların ve uygulamalann gösterdiği eğitim görüşleri
ni altı kümede toplamak olasıdır. Bunlar, dini, kültürü, bilgiyi, beceriyi, toplumu ve insanı merkez alan eğitim görüşleridir. Ortaya çıkış açısından bunlar, eskiden yeniye doğru bir geliş de gösterir. Ama, üç çeyrek yüzyıldan beri pek ortaya çıkmayan dini merkez alan eğitim görüşlerinin, son çeyrek yüzyılda yeniden ileri sürüldüğü görülmektedir.
Eğitim görüşlerinin altı kümeye ayrılması yapay bir ayınmdır. Bir eğitmenin eğitim görüşünün bir kümeye sığdıniması olanaksızdu-. Ancak bir eğitmenin eğitim
görüşü, baskın olarak bir kümeye girebilir; ama eğitim görüşünün kimi yönleri de öteki eğitim görüşlerine sarkmış olabilir. Başka bir deyişle her insanın merkez eğitim görüşünün çevresinde, öteki kümelere girebilecek uydu eğitim görüşleri de olabilir.
Öte yandan, kitabın konusu eğitim felsefesi olmadığından, her eğitim görüşüne, ancak belli bir yer ayrılabilmiştir. Daha geniş bilgi edinmek isteyenler için, Üni-te'nin sonuna seçilmiş Türkçe kitapların listesi konulmuştur.
DİNİ MERKEZ AI.AN EĞİTİM GÖRÜŞÜ
1980 yılından bu yana, din eğitiminin yanı su-a dinsel eğirim sisteminin kuruhna-sını isteyen yazılann ve kitapların sayısı hızla artmıştır. Dini merkez alan eğitim görüşünü savunanlar, Ondokuzuncu Yüz-yıl'daki Osmanlı Devleti'nin, medrese, mektep ve yabancı okuldan oluşan üçlü eğitim sistemini de beğenmeyerek, daha önceki yüzyıllarda görülen ve yalnız medrese sisteminden oluşan eğitim sisteminin kimi yönleriyle çağdaşlaşmış bir benzerinin kurulmasını istemektedirler. Dini merkez alan eğitimin temel görüşü, eğitimin amacı, içeriği, süreci ve yönetimi aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Temel Görüşü
İnsanın neyi bileceğini, neyi bilmeyeceğini, Tanrı kutsal kitaplarında bildirmiştir. İnsanın bilgide nereye varacağını, ne kadar öğreneceğini, Tann bilir ve sınırlar. İnsanın zihnini (bilişini) Tanrı eğitir. Bilginin insîina verilmesi, Tanrı'nın istencine
(iradesine) bağlıdır. Tanrı her şeyi bilir ve yönetir. Tanrı'nın dili yoktur, ama her dili bilir; buyruklarını vahiy (vahy) yoluyla bildirir. Tanrı'nın eğitime ilişkin buyrukları da valıiy yoluyla gelmiş ve kutsal kitaplarda yer almıştır.
Kutsal kitaplarda, insan için gerekli olan, imana, yaşamaya, bu dünyaya, öbür dünyaya (ahirete) ilişkin tüm ilimler (ilahi yyat, theology) vardır. Ayrıca kutsal kitaplarda her türlü bilime (doğa, toplum ve fen bilimlerine) temel olacak gerçekler de vardır. Kutsal kitaplarda bulunan bilgiler ve gerçekler kesindir; başkalan yoktur.
Eğitimin konusu olan çocuk, doğuştan manevi bir varlıktır; Tann'nın ailesine ve topluma emanetidir. İnsan, yaradılışının gereği, pek çok kötü özelliklerin tohumunu da taşır. Din eğitimini alamadığında, bu kötü özelliklerin tohumları filizlenip ortaya çıkar. İnsanın kötü özellikleri şunlardır ; Yınmak, yıkmak, saldumak, kız
mak, sövmek, cinsel ilişkiye ve yemeğe düşkünlük, hayvansal duygular; şeytanca düşünmek, kurnazlık, gurur, kendini büyük görmek, mala düşkünlük, Tanrı'ya ait olan özgürlük, bağımsızlık, üstünlük, bib mek gibi nitelikleri takınmaya çalışmak, iyiliğe karşı duygusuzluk, kötülükle karşılık vermek, bağnazlık, bildiğini uygulamamak, zalimlik, azgınlık, azmaya yöne-liklik, kıskançlık, zayıflık, cimrilik ve benzerleri.
İnsan, istenildiği biçimde yön verilebilecek; üzerine nakış işlenebilecek durgun yeteneklerle donanıkür. Bu yüzden din eğitimi, insanı daha erken yaştan alıp işleyip kötü özellikler kazanmaktan kurtar-malıdu*.
İnsanın tek amacı vardır; o da Tanrı'ya kulluk etmektü*. Kulluğun gerekleri Tann tarafından gösterilmiştir. İnsanın ve nesnelerin değeri, doğrular ve iyiler Tann tarafından saptanmıştır. İnsan kendi yeğlemelerine göre kulluğun koşullarım değiştiremez; insana ve nesnelere değer biçemez. İnsan bunu yapmaya yetersizdir (acizdir). Ancak din, bilginleri (alimler), dinin anlaşılamayan konulannı açıklayabilirler.
İnsanın yazgısı (kaderi) Tanrı tarafm-dan yazılımştır. İnsanı ahlaka, ilime ancak Tann ulaşürır; kötü ahlaktan Tann uzaklaştırır, İnsanı yaşatan, büyüten, doyuran, okutan, yazdıran, sevmesini sağlayan Tann'dır.
İnsanlar, Adem ile Havva'nın çocuklarıdır (Beni âdem'dirler). Aynı dinden olanlar birbirlerine kardeştirler, eşittirler;
birbirlerinden aynlıklan, ayn kayraları yoktur. İnsanlar bir inanç altında toplandıklarında bir milletin üyesi olurlar.
Din, bir eğitim sistemidir;* eğitim ise dinsel değerlerin öğrenilmesidir ve dinin aracıdır. Yaşamın yasalannı göstermede ve uygulatmada salt yetke (otorite) dindir. Tek doğru olan dindir. İnsanoğlu, doğruları, iyileri göstermede yetersizdir.
Bu dünya, öbür dünyaya (Ahirete) hazırlık aşamasıdır. Manevi (dinsel) değerler, Tanrı'ya kavuşmayı sağladığı için maddi (geçici) değerlerden daha üstündür. Manevi değerler, insan için sonul (nihai) amaçtır. Eğitim insanın öbür dünyaya iyi hazırlanmasından sorumludur.
Eğitimin Amacı
Dini merkez alan eğitim görüşüne göre, eğitime amaç koymak insanlann görevi değildir. însanlann koyduğu amaç, kendi isteklerine uygun olur; sürekli değişir; ve geçicidir. Oysa dinin koyduğu eğitim amaçlan, kutsaldır, değişmez, sonsuza dek kahcıdır. İnsanın görevi, Tann'nm . koyduğu amaçlara göre, eğitimden pay almaktır. Dini merkez alan eğitim görüşüne göre dinin uzak erimli (vadeli) ve kısa erimli olmak üzere iki amacı vardır,
Eğitimin uzun erimli amacı, insanı tann'ya yaraşır kul olarak yetiştirmek; böylece öbür dünyaya hazırlamaktır. Bu amaca ulaşmak için eğitimin, insanlan ulaştıracağı hedefler şunlardır : İman yoluyla insanın kalbini fethetmek. İnsanın zihnini batıl düşünce ve putlardan arındu*-mak; yerine Tann bilgisinin (ilmin) aşısını yapmak. Nefsin kötü dürtülerini körelt
nıek; iyi dürtülerini yönetmek, utanma, sı-lalma duygularını çalıştırmak. İnsanı yıkıcılıktan, hayvanca duygulardan, şeytanca düşüncelerden, Tann'ya ilişkin nitelikler peşinde koşmaktan ve doğasında bulunan kötü nitelikten armdumak. İnsanı şeytanın etkisinden kurtarmak. Tann'ya, peygamberlerine ve buyruklanna itaati sağlamak. İnsana Tann sevgisi ve korkusu, öbür dünya umudu vermek.
Eğitimin kısa erimli amacı, insanın bu dünyadaki yaşamını dinin ilke ve kuralla-nna göre sürdürmesini sağlamaktır. Bu amaca ulaşmak için eğitimin insanlan ulaşüracağı hedefler de şunlardır : İnsanı dinin gösterdiği doğrultuda tuünak; ölümüne dek ona yabancı düşüncelerin, inançlann, başkalannın etkilerinin dışında kalabilme yeterliği kazandırmak. İnsanın kutsal buyruklara uyumunu sağlamak, bunlardan, başkasından etkilenmesini engellemek. İnsana kulluğun gerektirdiği tapınma, yakarma, ilke ve kurallarını öğretmek, dinsel değerleri benimsetmek.
Dinsel eğitimin amacı iyi yurttaş yetiştirmek değildir; dinsel değerlerle ve davranışlarla donanmış evrensel iyi insan yetiştirmektir.
Eğitimin İçeriği
Dini merkez alan eğitim görüşüne göre, eğitim dersleri, amaçlara uygun olarak iki kümede toplanmıştır:
Birinci kümedeki dersler, din bilgileridir (ilimlerdir). Bunlar tefsir, hadis, fıkıh ve kelamdır. Bu bilgilerin edinilebilmesi için kutsal kitaplann okunması ve ezberlenmesi gerekir. Din bilgilerinin kaynağı
kutsal vahiylerdir. Dinsel bilgi Tann’nın kalbe akıttığı ışıktır. Bunlar, düşünülmeden öğrenilmelidir. Düşünme, kuşkul^-mayı, duymayı, anlamayı, doğrulamayı, yargılamayı, istemeyi, istememeyi ve benzerlerini çağırabilir. Kutsal vahiyle gelen bilgiler üzerinde bu bilişsel süreçler işletilemez. Din bilgilerinin içine, dinin tapınma, yakarma ilke ve kurallannm öğrenilmesi; bunlann eyleme dönüştürülmesi; ve sürdürülmesi de girmektedir. Özellikle sevabın - günahın, helalin - haramm öğretilmesi ile günahtan ve haramdan sakınmanın (takvanın) öğretilmesi gerekmektedir.
İkinci kümedeki dersler, bu dünya ile ilgili bilgileri içerir. Bunlar, dünyayı doğayı tanıtacak; insanın günlük gereksinmesini karşılayacak; iyi yaşamak için dünyanm gönenç kaynaklanndan yararlandıracak bilgi ve becerilerdir. Aynca in-sanm geçimini sağlayacağı bir mesleğin bilgi ve becerileri de öğretilebilir.
' Kadınlann eğitüni din bilgileri ile ev bilgilerini, çocuk bakımını içermelidir.
Eğitimin Süreci
Tann tarafından konulan ilke ve kurallara göre, peygamberler insanın nasıl eğitileceğini, eylemleriyle uygulamak olarak göstermişlerdir. İnsanm insanı eğitmek için koyacağı kurallar ve vereceği özellikler iğretidir. Kalıcı eğitimin ilke ve kural-lan ile özellikleri, Tann'mn buyruklanna göre yapılanlardır. Eğitim, insamn zihnini, kalbini ve nefsini eğitmelidir.
Zihinin eğitimi, melekelerinin eğitilmesi yoluyla olur. Din bilgilerinin ezberlenmesi; bilinçli olarak uygulanması; dinse
düşüncelerin öğrenilmesi zihin meleklerini gelişliıir.
Kalbin eğilimi iman yoluyla insanın taklitten kurtulmasıyla gerçekleşir.
Nefsin eğitimi, insanın dünya malına, yemeğe, cinsel isteklerine ve gereksinmelerine olan açgözlülüğünü, aşırı isteklerini yenmek için savaşım vermesini öğretmekle oluşur. İnsanın, Tanrı korkusunun, utanma duygusunun, duyarlığının artırılması nefsin eğitimi için gereklidir.
Dinsel oyunlar, masallar, öyküler ve destanlar öğrenmeyi güçlendirir. Öğrenme, dinsel bilgilerin uygulanmasıyla sonuçlanmalıdır. Dinsel eğilim çocuk dört yaşında iken başlamalıdır.
Eğitimin Yönetimi
Eğiüne hakkı Tanrı'mndır; başkasının değildir. Tek eğitici Tanrı'dır. Melekler ve peygamberler iannnm buyruklarını in.san-lara ileten aracıdırlar; insanlan aydınlatırlar. Ana, baba ve alimler Tann'nın buyruklarını, peygamberlerin açıklamalarını eğitenlere aktaran kişilerdir.
Okul, insanı insan eliyle eğitirken, insanüstü kaynaktan (Tanrı'dan) gelen ilke ve kurallara göre eğilmeli ve eğilimi yönetmelidir.
Bir insan, başka bir insanı kendi isteklerine göre eğitirse, eğitilen, eğilenin kölesi oluı*. Ama, insan, Tann'nın koyduğu ilke ve kurallara göre Tanrı için bir insanı eğiliıse, eğitilen eğitenin kölesi olmaz.
Eğitim yönetimi, öğrenciler üzerinde yeterli güçte bir disiplin uygulamalıdır. Disiplinsiz eğitim olamaz. Disiplin de cezasız olamaz. Başarı gösteremeyen, dinsel ilke ve kurallara aykırı davranan öğrenciler ilkin uyanimalı, olmazsa öğüt verilmeli, olmadığında da ceza verilmelidir. Ceza bedensel (dayak) olabilir. Ceza, öğrencide nefret ve kin yaratmam^ıdır.
Eğitim yönetmeni, ahlak kurallarına uygun ve dengeli davranmalı; eğilimin en yüksek düzeyde gerçekleşmesi için uygun ortam hazırlamalı; yerine göre hoşgörülü ve bağlayıcı olmalıdır. Eğitim yönetmeni aynı anda dinsel bir önder de olmalıdır.
KÜLTÜRÜ MERKEZ ALAN EĞİTİM GÖRÜŞÜ
OsmanlI Devleti'nin son yıllarında, İkinci Meşrutiyet Dönemi'nde, Türkçülük akımı ortaya çıkmıştı. Osmanlı kimliğinden kurtulup Tüık kimliğini benimsemeye çalışan kimi yazarlar, buna dinsel kimliği de eklemeye çalıştılar; böylece Türk - İslam sentezi dedikleri bir görüş geliştirdiler. Cumhuriyet Dönemi'nde bu görüş, zaman zaman ortaya çıktı ama kendine pek yandaş bulamadı. 1980'den sonra, Türk -İslam Sentezi görüşü kendini giderek güç-
lenen dinci görüşten sıyırarak, ortaya çıktı. 1980'den sonra Türk - İslam Sentezi görüşünün güçlenmesine, bu yıllarda Dev-let'in başında bulunanların büyük katkısı oldu; bu görüş Devlet Planlama Teşkila-tı'nın belgelerine geçirilerek Devlet'in resmi görüşü gibi sunulmaya çalışıldı. Türk -İslam Sentezi Akımı'nın eğitim görüşü, 1980'li yıllarda eğitim sistemine de yansıdı: eğitim programlarının yapılmasında, ders kitaphınnın yazılmasında ve öğret-
eğitenler ve EĞİTİM
men yetiştimıede, bu akımın etkisi görülmektedir. Kültürü (bir bakıma milliyetçiliği) merkez alan bu eğitim görüşünün genel çizgileri aşağıdadır:
Temel Görüşü
Millet, dili bir, soyu bir, imanı (dini) bir, tarihi bir, gönlü bir insanlardan oluşur. Milleti oluşturan üyeler, aynı kültürü paylaşırlar. Aynı dinden olup da aynı kültürü yaşamayan insanlar milletin üyesi değildirler. Her milletin bağımsız bir tarihi vardır; her millet adım adun sonul hedefine doğru ilerler. Evrensel bir tarih yoktur. Millet, insan topluluklarının en sağlamı, en gerçeği ve en büyüğüdür.
Milli kültür, bir milletin yaşam boyu elde ettiği ve sınadığı değişmez gerçek ve doğru değerlerden oluşur; değişmediği için milletin dününü bugününe, bugününü yannma bağlar; milletin kimliğini korur; bir insan topluluğunu millet niteliğine kavuşturur; milletin yaşamasını sağlar.
Milli kültürün özü, dinsel kültür ile ırksal kültürdür. Dinsel kültür, ruh güzelliği veren değişmez ahlak ve davranış kurallarından oluşur. Irksal kültür ise, bir millete, soyuna ilişkin kimlik özelliklerini kazandırır. Milli kültürün bu iki orta direği yıkıldığında, millet de yaşamını yitirir.
Milli kültür, milletin üyelerini birbirine bağlar. Her milletin milli kültürü ayrı olduğu için, kültür, milletleri birbirinden aymr.'
Milli kültürün bozulması, milleti bunalıma sürükler. Milletin bunalımdan kurtulması için, kültürünün onarılması gerekir. Milli kültürün onaniması için de, bir ona-
rım planı yapılmalı ve bu planı devlet uygulamalıdır. Milli kültürün baş düşmanı insancıllıkür (hümanizmdir).
Milli devlet, erkini (iktidarını) milli iradeden (istençten) alır. Milli irade, milli kültürün türevidir, ürünüdür. Siyasasına ve yürütmesine milli kültürü konu yapmayan bir devlet milli iradeyi temsil edemez. Milli devlet, milli kültürü ve milli tarihi korumak ve yaşatmakla görevlidir.
Devletin yönetimi, otoriter (yetkeci) demokrasi olmalıdır. Otoriter demokrasinin temel özelliği, milli kültüre hiç kimsenin karşı gelmemesidir. Otoriter demokrasi, milli irade eliyle, milli kültürü temsil edenlerin millet yönetimine geçmeleridir.
Kültürü merkez alan eğitim görüşüne göre, millet ve devlet bireyden önce gelir. İnsanlara verilen özgürlük sınırlı olmalı-dır. Özgürlük, insanların milli kültür (ırk-* sal ve dinsel kültür) dışında değerler seçmeleri; kendilerine milli kültürce biçilen toplumsal konumu değiştirmeye kalkmaları gibi sakıncalı sonuçlar doğurur. Sosyal devlet kavramının yayılması ve sosyal hakların ortaya çıkması, devletin insanlardan değil, insanların devletten kimi görev-_ leri yerine getirmesi isteğini ortaya çıka-nr. Bu istekler, siyasal partilerin ortaya çıkmasına, böylece milletin kargaşa ile yüz yüze gelmesine yol açacağından güçlü devlet ve bütüncül (total) devlet ilkesine aykırıdır.
Milli kültür, bir eğitim sistemidir, in-sanlan kültürler. Eğitim ise, kültürel değerlerin insanlara benimsetilmesidir. Böylece eğitim kültürün aracıdır.
EĞİTİME GİRİŞ
Eğitim, milli olmalıdır ve milliyetçi kuşaklar yetiştirmelidir. Milliyetçi kuşak, kültürel (dinsel ve ırksal) değerlerin bireylerde ruhsal melekelere dönüştürülüp yerleştirilmesiyle; onlara aşılanmasıyla yetiştirilebilir.
Eğitimin Amacı
Kültürü merkez alan eğitim görüşüne göre eğitimin amacı, millete ve milleti koruyan tek güç olan devlete, kültürleme yoluyla üyeler yetiştümektir. Bu amaca ulaşmak için eğitimin hedefleri şunlar olmalıdır :
Milleti yaşatacak olan milliyetçi kuşaklardır. Milliyetçilik, çıkarını düşünmeyen, özverili, özgeci, yurtsever, milli geleneklerine bağlı, milli töreye uygun davranan, başka milletleri taklit etmeyen, milli gururu ve bilinci güçlü, milletine, devletine, yurduna candan bağlı nitelikleri gerektirir. Eğitimin birinci hedefi bu niteliklerle do-nanık, dili, gönlü, imanı bir insanlar yetiştirmektir.
Eğitimin ikinci hedefi, kültürlenmiş kuşaklar yetiştirmektir. Bunun için eğitim, milli (dinsel ve ırksal) kültürün değerlerini yeni kuşaklara aşılamalıdır. Milletin yaşaması, milli kültürün yaşamasına bağlıdır. Eğitimin amacı, bireyleri yaşaünak değil, milleti yaşatmakür. Eğitim kültürlc-me yoluyla, kuşaklara milli benliği, milli bütünlüğü, milli töreleri koruyacak ve yaşatacak davranışları yerleştinnelidir.
Eğitimin üçüncü hedefi, insanlan toplumsallaştırmaktır. Toplumsallaştınna. toplumsal düzeni .sağlantak için törclcrce ve devletçe konulan ilke ve kuralların.
sapmaya elvermeyecek biçimde kuşaklara yerleştirilmesidir. Toplumsallaşma, toplum düzeninin sağlanması yanında millet için, millete özgü yol ve yöntemlerle, milletçe gereksinilen kalkınmaya, milletin bütünlük içinde toptan girişimi için gereklidir. Eğitim bu nitelikte bir kalkınma için, önderlik yapacak aydınları ve kalkınmaya gerekli olan insangücünü yetiştirmelidir. Aydınlar araştırıcı, yaratıcı, millete atılunlar yaptıracak manevi değerlerle de donanık beyin gücüdür.
Eğitimin dördüncü hedefi, devlete sadık kuşaklar yetiştirmektir. Devlet, milleti koruyacak ve yaşatacak en büyük güçtür. Milli kültür, milli benlik ve milli tarih ancak güçlü bir devletçe korunur ve yaşatılır. Eğitim, milli iradeyi temsil edecek devletin kurulması için ve bu nitelikte kurulmuş devlete hizmet etmek için kuşakla-n yetiştirmekle görevlidir.
Eğitimin İçeriği
Eğitimin içeriği milli (dinsel ve ırksal) kültür dersleri ile günlük ve meslek bilgileri veren derslerden oluşmalıdır. Bu derslerin düzeyi, milletin kalkınmasına önderlik edeceklere daha yüksek, ama bunlan izleyeceklere daha düşük olmalıdır.
Milli kültür dersleri, milli tarih, milli coğrafya, milli sanallar ve tarihi, milli folklor, milli spor, milli müzik gibi derslerdir. Psikoloji, sosyoloji gibi toplumsal bilimler, milli kültür süzgecinden geçirildikten sonra okutulmalıdır. Milletin her bireyi, Türkçeyi, önceki kuşakhadan geldiği gibi berzmadan, en iyi biçimde konuşmalı, okumalı ve ya/jnalıdır Milli klasik
eserler, milli devlet adamlanmn, komu-tanlannm ve büyük adamlann yaşamlarına ilişkin kitaplar, derslerin ana konusu olmalıdır. Kuşaklann bunlardan örnek al-malan, onlara özenmeleri sağlanmalıdır.
Meslek dersleri iki düzeyde olmalıdır. Millete önder olarak yetiştirilecekler, yüksek düzeyde teknik, doğa ve fen bilimlerinde dersler almalıdırlar. Bunlar, hem milletin hem de sanayileşmenin öncüleri olacak biçimde girişimci, yaratıcı niteliklerle donatılmalıdır. Bu önderleri izleyecek olanların, kalkınmaya etkin bir biçimde katılmalarını sağlayacak bir mesleğin bilgi, teknik ve becerileriyle donaülmalan gerekir. Milletin her bireyi milli kalkınmaya katkıda bulunacak biçimde yetiştirilmelidir. Mesleklerin gereklerinin en etkili biçimde yerine getirilebilmesi için gereken bilgi ve teknikler, milli olmasına bakılmaksızın başka ülkelerden getirilebilir.
Kadınların kalkınmaya katkıları, etkili bir ev yönetüni ve milli kültürle yeüştiril-miş çocuklar olacağından, eğitimleri de bu bilgi ve becerileri içermelidir.
Eğitimin Süreci
Milli kültürün değerlerinin, değer yitirmesine izin verilmeden kuşaklarda yerleşebilmesi için her türlü çağdaş eğitim 'öntemi ve tekniği kullanılmalıdır. Kültür yeni kuşaklara aşılanmalıdır. Gençler, her bilgiyi, her beceriyi öğrenirken, asıl ülküleri olan milli kalkınmayı görebilmelidirler.
Her ders, öğrencilere milli gururu, milli bilinci, milli ülküyü ve kendilerine özgü kişiliği geli.ştirmelerini amaç edinmeli;
derslerin içeriği bu amaca göre düzenlenmeli; eğitimin süreci bu amacı gerçekleş-tirmelidir.
Eğitünin süreci disiplinli olmalıdır. Öğrencilerin ders öncesi hazırlanmaları, ders içi etkinlüderi ve ders sonmsı ödevleri düzenli bir disiplin içinde sürmelidir. Öğrencilerin, derslerinin dışında eğitimin amacına uygun olmayan etkinlikleri elverdiğince yasaklanmalıdır. Öğrenciler, ancak, derslerine zarar vermeyecek biçimde, milli nitelikli spor, müzik, oyun ya da sanatla boş zamanlarını doldurabilirler.
replika samsung note 4 sundu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder