Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika note 4,den islam bilgileri

replika note 4,den islam bilgileri 


sizin icin en güzel yazılarımızı sizlere sunyoruz replika note 4 çok çalıştı ve sizin icin replika note 4 diyorki Kültürü merkez alan eğitim görüşüne göre, eğitim yapılan her yerde, ast üst ilişkilerini düzenleyen ve yetki akımını sağlayan bir yetke sıradizini (hiyerarşi) olmalı ve bu yetke sıradizini, sıkı bir disiplinle desteklenmelidir.
Uygulanacak disiplin, eğitilenlerin istencini (iradesini) denetim altına alabilmeli; disipline' aykın davrananlara davra-nışlannın niteliğine ve düzeyine göre ceza verilmeli; gerekirse bu ceza bedensel de olabilmelidir. Disipline olağanüstü biçimde uygun davrananlar da, ödüllendirilme-lidir. Disiplin eğitilen kişide isyan yaratacak düzeyde sıkı olmamalı; disiplinin gerekli olduğu ve disiplin kurallarının adil uygulandığı bilinci onda yaraülmalıdır.

Eğitim yöneüneni aynı anda, öğrencilerine bir önder olarak örnek olmalı; onlara önderlik etmelidir. Eğiüm yöneüneni, tadı tutumlu, ama sert bir disiplin uygulamalı; yöneüncnin eli kadife eldiven içinde demir yumruk olmahdu
Devlet eğitimi her yurttaşa paı*asız sağlanmalıdır. Ancak her yurttaş, yeteneklerine göre eğitimden yararlanmalıdır. Aynı düzeyde ve nitelikte eğitim veren okulla-nn eşörneklem (standart) eğitim vermeleri sağlanmalıdır. Okul zeki ile geri zekâlıyı, bilgili ile bilgisizi ayırabilmeli; bunlar niteliklerine göre işe yerleştirilebilmelidir. Niteliksiz bir insanın, baş ya da önder ol
ması engellenmelidir. Eğitimin gücü, önderlik yetenekleri olanlara önderlik eğitimi vermeye ve yüksek yetenekleri olanlara bu yeteneklerini geliştirmeye yöneltmelidir. Ama bu eğitim, insanların milli kültür dışmda değer seçmelerine; kendilerine milli kültürle biçilen toplumsal konumu değiştirmelerine yönelik olmamalıdır.
BİLGİYİ MERKEZ ALAN EĞİTİM GÖRÜŞÜ
İnsan, var olduğu günden bu yana, kendine, evrenine ve işine ilişkin bilgi toplamaktadır. insana, evrene ve işe ilişkin bilgisi çok olan insan da, toplum içinde saygıyla karşılanmakta ve toplumsal konumunu yükseltmektedir. Bilgili olmak, insana toplumda kimi kayralar (imtiyazlar), üstünlükler ve yararlar sağlamaktadır. Bu yüzden bilgili olmak ve çok bilgi kazanmak, pek çok insanın özlemi olmaktadır.
Ülkelerde bilginin teknolojiye dönüştürülmesi ve teknolojinin üretimde kullanılması, ülkenin kalkmmasım da hızlandırmaktadır. Kimi ülkeler geliştirdikleri teknolojiyi başka ülkelere satarak ekonomik varlıklannı artırmaktadırlar.
Hem insanın, hem ülkenin varlıklı olmasında bir araç olarak kullanılması, bilginin değerini eskisine bakarak daha da artırmaktadır. 1980'li yıllarda, Yirmibirin-ci Yüzyıl'ın bilgi çağı olacağı görüşünün yayılması, eğitimin merkezinin bilgi olması gerektiği görüşüne yandaş olan eğitmenlerin sayısını artırmaktadır. Bu durum, bir bakıma, bilgilerin ezberlenmesine dayanan öğretimi de güçlendirmiştir.
Bilginin, eğitimin merkezi olmasını isteyen eğitmenlerin görüşleri genel çizgileriyle aşağıdadır.
Temel Görüşü
Bilgiler, kuşaktan kuşağa, denenerek, süzülerek gelen, dünyaya, insanlarm yaşa-malaıına, uğraşılanna, işlerine, törelerine, inançlanna ilişkin gerçeklerdir. Bilgiler, insanlarca üretilmiştir; insan yaratıcılığının kanıtlarıdır. Yeni kuşaklar, eski kuşaklardan aktarılan bilgilere yeni bilgileri ekleyerek, geleceğin bilgilerini üretirler.
Bilgi, insana erk (kuvvet) ve üstünlük kazandınr. Bilgi, düşünmenin kaynağıdır. Bir konuda bilgi edinmeden düşünülemez; düşünülür ise önyargıya düşülür. Bilgi, insanın yaşam sorunlannı çözmek; işinde başanya ulaşmak; yaşamını ve soyunu sürdürmek için gereken güçtür.
Bilgi, toplumun düzeni, ilerlemesi, kalkınması için kaynaktır. Toplum, törel bir amaç ve çaba birliğidir. Bilgi, toplumun ortak iyiliği, ortaklaşa davranm*ası, ortak amacı için kullanıldığında, toplumu düzene ve başanya kavuşturur.
Merak insanın en önemli güdüsüdür. Bilinmeyeni bilmeye çalışmak; gizliyi açığa çıkartmak; örtülüyü gün ışığına kavuşturmak insanın doğal özelliğidir. İnsan doğaya, evrene, kendine, ruhsal yaşama, öldükten sonra ne olacağına ilişkin merakını doyurmak için bilgi arar ve üretir. İnsan elde ettiği bilgileri, başka canlılardan daha güçlü olan usunun (aklının) süzgecinden geçirerek kullanır; ve bunlan başkalarına öğretir. İnsan bilginin, bilgi de insanın aracıdır.
Eğitim, insana bilgi kazandırma ve insanı bilgiden yararlandınna işidir. Eğitim, insanın topluma uyumu, işini başarması, törelere (ahlaka) uygun yaşaması, kendine inanç seçmesi ve düzenli çalışması için gereken bilgileri ona aktarma işidk. İnsanın doğası değişmediği için eğitimin niteliği ve yöntemleri de değişmez. Eğitim evrenseldir; evrensel eğitim de evrensel bilgilerle insanın bilişsel gücünü güçlendirmeye yöneliktir. Çok bilmenin yar^uı vardır; zararı yoktur.
Eğitimin Amacı
Bilgiyi merkez alan eğitim görüşünün amacı, kuşaktan kuşağa birikerek gelen bilgiler aracılığı ile insanın bilişsel yetilerini (zihinsel meleklerini) eğitmektir. Bunun için şu hedeflere ulaşılmaya çalışılır:
Uzun zaman alan ve çok öğrenme ödevleriyle eğitilenin istencini (iradesini) geliştirmek. Zor öğrenme konuları ile eğitilenin yargılamasını güçlendirmek. Konuları ezberletme yoluyla eğitilenin belleğini genişletmek. Elem veren, korku salan, kötü ya da yanlış olan durumlarla
karşı karşıya bırakarak eğitilenin duygularını olumla yönde geliştirmek.
İnsanlığın güvenilirliğini, doğruluğunu, geçerliğini sıııayanık biriktirdiği bilgileri yeni kuşaklaıa aktarmak. Çok bilen, çok insan yetiştirmek.
İnsanlığın geçmişte bilgileri nasıl elde ettiğini tanıtmak. Yeni kuşakları geçmişteki bilginlere özendinnek. İleri uygarlıkların bilgi birikimini göstermek. Böylece, yeni kuşakları, var olan bilgi birikimine, ürettiği bilgilerle katkıda bulunmaya özendirmek.
Eğitilmiş bir insanın bilmesi gereken temel bilgileri eğitenlere aktarmak.
Eğitimin İçeriği
Bilgiyi merkez alan eğilim görüşüne göre, eğitimin içeriği, öncelikle matematik (aritmetik, geometri, cebir), fen bilimleri (fizik, kimya, biyoloji) ve doğa bilimlerinden oluşmalıdır.
İkinci derecede felsefe, toplumbilim, ruhbilim, tarih gibi davranış bilimleri, din kültürü, coğrafya gibi-dersler eğitim programında yer almalıda.
Resim, müzik, beden eğitimi, sanat, el işi gibi bilgi ve beceriyi birlikte gerektiren dersler, eğitimin içeriğinde üçüncü sıradaki derslerdir. Bu derslerin öğretilmesi için gereken olanaklar elvermediğinde, yalnızca bilgilerinin verilmesi yeterlidir.
Eğitimin içeriğini, daha çok ezberlenebilecek bilgiler oluşturmalıdır. Bu bilgiler de birbirine geçiş olanağı düşünülmeden oluşturulan dersler (bilim.sel disiplinler) içinde verilebilir. Eğitün prog'^amında asıl
EĞİTİME GİRİŞ
olan derslerdir, bunların bütünleşmesi değil-
Türkçe dersi, iyi okuma, yazma, konuşma, dinleme becerisi vermekten çok, bunlara ilişkin bilgi vermeye yöneliktir. Bunun devamı olarak, edebiyat dersi, geçmişteki edebiyatçılann yaşamlannı ve edebiyat bilgilerini ezberlemeyi hedefle-melidir. Yabancı diller, eğitimin içeriğinde yer almalıdır.
Eğitim için ne tür etkinlik yapılırsa yapılsın, etkinlikler eğitilenin biliş (zihin) gücünü artırmalıdır. Bu bakımdan özellikle eskil (klasik) yapıtların eğitilenlere okutulması yararlı olur.
Eğitin Süreci
Bilgiyi» merkez alan eğitim görüşüne göre, öğretmen, eğitilen kişiye bilgi taşıyan bir önderdir. Eğitilenin öğrenmekle yükümlü olduğu bilgileri, öğretmen karar-laşünr; eğitilen onun önderliğinde öğrenir. Öğrenilecekleri derinliğine aktarma öğretmenin; bunlann olduğu gibi ezberlenmesi de eğitilenin işidir.
Eğitim programında yer alan derslerin, bu derslerde öğretmence sunulan bilgilerin üzerinde tartışma yapılamaz. Bunlar aslında önceki kuşaklardan denenerek gelen ve öğrenciyi hakikate ulaştıracak bilgilerdir. Eğitilenlerin ve eğitenlerin, yeni kültürel değerler üretmesi beklenmediği için, bunların üzerinde tartışmaları da söz konusu değildir. Eğitilenlerin görevi öğretilenleri ezberlemektir.
Eğitilenlerin biliş yetileri (zihinsel melekeleri), ağır matematik problemlerini çözme, şiir ezberleme, ağır çalışma koşul-
ları, ağır yargılama alıştırmalan ve benzerleri ile güçlendirilmelidir. Eğitilen ne denli ağır şartlar altında kalarak eğitimini sürdürür ise o kadar sağlam öğrenir.
Eğitilenin başarısı sürekli izlenmelidir. Eğitilenin başansız olmaması için çalışma koşulları düzenlenmelidir. Ama özellikle eğitilenin tembelleşmesine izin verilmemelidir. Bunun için dinlenme ve uyuma dışında kalan zamanını dolduracak ev ödevleri verilmelidir. Disiplinli öğrenme, başannm baş koşuludur. Çünkü öğrenme zor bir iştir.
Öğrencilerden yükseköğrenime gidemeyeceklerin alt öğrenim basamaklann-dan geçerken elenmesi gerekir. Bu yüzden, smavlann çok sıkı ve eleyici olması zorunludur. Çünkü eğitim seçkin yönetmenleri, bilim adamlannı yetiştiren bir kurumdur; layık olamayanlann geçmesini önlemek için iyi bir seçme düzeni kurulmalıdır. Eğitilenin zihin melekelerini güçlendirecek derslerde yapılacak smavlar daha sıkı olmalıdır.
Eğitim sırasında siyasal, toplumsal konulana üzerinde tartışmak yanlışlara yol açacağı için zararlıdır. Çünkü henüz daha belli bir eğitim düzeyine ulaşmamış, olgunlaşmamış, üstelik yönetimde görevi bulunmayan kişilerin siyasal, toplumsal konulara peşin yargılarla bakması doğaldır. Böylesine ulusal konuların peşin yargılarla tartışılması ülkeye yarardan çok zarar verir. Eğitilenlerin görevi, kendi derslerinin dışına çıkmamaktır. Yönetimin ve öğretmenin görevi de bunu sağlamaktır.
EĞllENLER VE EĞİTİM
Öğrenme, yapma değildir, ama öğrenme öğretileni somurma, emme işidir. Eğitilen, kendine verilen bilgileri tüm incelikleri ile belleğinde saklamalıdır. Öğrenmede bireysel ayrılıklar, öğrenenin ilgisi söz konusu değildir.
Eğitimin Yönetimi
Bilgiyi merkez alan eğitim görüşünün yöneüm anlayışı, sıkı bir disipline dayanan baskıcı bir yönetimdir.
Eğitimi yönetenlere, öğretmenlere, eğitilenlerin koşulsuz itaat etmeleri zorunludur. İtaat etmek eğitilene küçük yaştan öğretilmeli; eğitimi boyunca sürdürülmelidir. Yönetenlerin, öğretmenlerin üstünlüğü, öğrencilerce tartışmasız kabul edilmelidir. Eğitilenlerden en üst yönetmene varıncaya kadar, basamaklandırılmış bir hiyerarşi olmalıdır. Eğitilenlerin ve diğer kişilerin bu hiyerarşiye özenle bağlı ohna-lan gerekir.
Öğrencilerin devamları sürekli izlenmelidir. Devamsızlık, öğrencilerin prog-
ramlarını aksatmaları yönünden ele alınmalıdır.
Eğitimin yönetiminde, eğitilenlerin öğrenmeye zorlanması asildir. Ama eğitilenin elinde olmayan kötü koşulları düzeltmek için eğitilene rehberlik etmek gerekir.
Disiplin, başlıca eğitim aracıdır. Disiplin kuralları, eğitilenlere önceden duyurul-malı; ödünsüz uygulanmalıdır. Bedensel ceza da, bir eğitim aracıdır. Öğrencinin iradesini, direncini güçlendirir. Disiplini ve okulu yönetebilmesi için, yönetmene büyük yetki verilmelidir.
Eğitimin planları, programlan, siyasası, kültürel, ekonomik, siya'^al alanlarda uz- ’ man olan kişilerle eğitimin en üst kademesinde bulunan yönetmenler t^afından yapılmalıdır. Bunlar okul yönetimince koşulsuz olarak uygulanmalıdır. Eğitimin üst makamlarca denetimi ciddi ve sıkı olmalıdır.
BECERİYİ MERKEZ ALAN EĞİTİM GÖRÜŞÜ
Beceriye dayanan eğitim, bilgiye dayanan eğitim gibi insanlığın var olmasıyla başlamıştır. Kimi alanlarda, özellikle teknik konularda, ilkin beceriye dayanan öğrenme, ortaya çıkmıştır. Beceriye, kuramsal bilgilerin eklenmesi, sonradan olmuştur. Sözgelimi, insan ilkin ateş yakmayı öğrenmiş, sonra da ateşin neden yandığına ilişkin bilgi edinmeye başlamış-ür.
Tarımsal ve endüstriyel mesleklerde beceri eğitimi, okuma yazmanın ya da din bilgilerinin öğrenilmesinden öncedir. Ki-
milerine göre beceri öğrenme ya da iş eğitimi, insanın yapıtlar vermesine, geçimini sağlamasına, yararlı olmasına, aynca yapılan işte bilgi de gerektirmesine bakarak, bilgi öğrenmeden daha önemlidir. Bu yüzden, eğitmenlerin bir kesimi beceriyi merkez alan eğitim görüşüne daha çok yandaştırlar. Bu görüşün genel çizgileriyle görünümü aşağıdadır.
Temel Görüşü
Beceriyi merkez alan eğitim görüşüne göre, becerinin anlamı, insanın gerdek ev
EĞİTİME GİRİŞ
reni ve çevresi olan doğanın olayları ile başa çıkabilmesi; doğal olayları ve doğal gücü (eneıjiyi) yönlendirerek ve kullanarak kendine yararlı araçlar ve gereçler yapması; ürün üretmesi ve kültürel değerler yaratmasıdır.
Dünyanın merkezi, insan ve onun tasardan, imgeleri, bilgileri değil; gerçek varlıkları, olayları barındıran çevre, doğadır. Doğa, içinde insanın da bulunduğu bir gerçekler evrenidir. în.san, bu gerçekler evreninde öteki varlıklar gibi, kendine düşen işlevi yerine getirir. İnsanın üstün olan yanı, ürün elde edebilmek için doğa varlıklannı, doğa olaylarını ve in.san yaratması kültürel araçları, değerleri kullanabilmesi, yönlendirebilmesidir. İnsan, bunu yaparken, bedenini, duyu organlarını, usunu ve duygulannı kullanır. Bunlar aynı anda insanın gerçeklere ulaşma araç-landır.
Kültürel değerler, doğa gerçeklerinin insan eliyle yansıtılmış görüntüsüdür. İyi, güzel, doğru gerçekler, doğada gizlidir. İnsanın el ve kala gücü bu gerçekleri ortaya çıkararak yeni değerler yaratır. İnsanın bu yüceliğe ulaşabilmesi için eli ve kafası bir bütün olarak eğitibnelidir. Yeni değerler yaraunak insana özgüdür ve insanı yüceltir. ln.san kendi yaptığını değerli bulduğunda ona kendi ytu-attığı değer olarak baktığında başarının ha/./.ına ulaşıu'ak mutlu olur. İnsan, bir iş aracı değil, kendi üretiminin yaratıcısı olarak görülmelidir.
Toplumun temeli, toplumun sahip olduğu insangucü ve varlıklardır, roplumun zenginliğinin kaynağı i.sc, bu insangücu-nıın. varlıkların kullanılmasıyla yaralıl.uı
yeni değerlerdir. Bu yüzden, bir ülkenin ekonomisi öteki sistemlerin temelidir. Eğitim, bir ülkenin ekonomisini hem yetiştirdiği insangücü ile etkiler, hem de bu ekonomiden etkilenir. Ekonomi ile eğiüm, karşılıklı etkileşim içindedir. Eğitimin yetiştirdiği insangücü, üretime dönüşerek yatırun niteliği kazanır. İnsangücü ise, kendiliğinden değil, eğitimle yetişir.
İnsan, bilmediği becerileri denemek isler; doğada var olan iyi, güzel, doğru nesnelere, olaylara benzer doğallık içinde olmak isler; doğadan yararlanmak; doğaya yararlı olmak ister. Böylece insan ürün üretmeye; iş yapmaya; etkin olmaya; ilgi ve yeteneklerini yeterliğe dönüştürmeye karşı gereksinme içinde bulunur. Yalnız beceri eğitimi, insanın bu gereksinmelerine yanıt verebilir. Gerçek eğitün insana bir meslek kazandıran teknik ve iş eğilimidir.
Eğitimin Amacı
Beceriyi merkez alan eğitim görüşünün amacı, üretim için eğitilene beceri kazandırmaktır. Bu amaca ulaşüracak hedefler ise şunlardır;
Ülkenin ekonomik kalkuunasına gereken malın, hizmetin, düşüncenin üretilmesi için değişik düzeylerde iş yapacak in-.sangücünü yetiştirmek gerekir. Bir ülkenin çalışma yaşıunında değişik düzeyde. değişik türde çaba isteyen işlerin olması doğaldır, b'ğilim. insanlann yeteneklerine göre bu işleri yapacak değişik yeterlikte insangücü yetiştirmelidir
İnsanın zihnini ve bedenini hır butun olanık ele almalı ve >vtiştinnelıdif ll^gı
EĞİTCNLER VE EĞİTİ
türde, hangi düzeyde olursa olsun her işin istediği çaba, hem beden hem de beyin gücüne gereklilUc gösterir. Bu ikisinin, herhangi bir ayırım yapmadan, bir iş için biklikte geliştirihnesi zorunludur.
Gerçekler evreninin yeni kültürel değerlere dönüşerek topluma yansımasını sağlamak için, insanın bunu yapabilecek yeterliğe ulaştırılması, gerekmektedir. Eğitim, insanı eğiterek, onun yeni kültürel değerler üretmesini sağlayabilmelidir. Böylece güzel sanatlarda, folklorda, teknolojide, bilimde yükselme yolunun açılmasına eğitim katkıda bulunmalıdır.
İnsana çalışmanın gururunu, güvenini vermek, insanın emeğini yaraücı kılmak, insanda iş disiplini, ahlakı yaratma eğitimin birincil hedefi olmalıdır.
Eğitimin İçeriği
Beceriyi merkez alan eğitim görüşü, toplumdaki her insanın bir mesleğin gereklerini yerine getirecek biçimde eğitilmesini ister. Bunun için bir ülkenin ekonomik, toplumsal kalkınmasına gereken mesleklerin ve işlerin dökümünün yapılmasını; bu döküme göre hangi mesleğin ve işin hangi düzeyde eğitimi gerektirdiğinin bulunmasını; meslek ve işlerin çözümlenmesi (analizi) ile hangi tür eğitimi gerektirdiğinin ortaya çıkarılmasını önerir.
Bu yolla, her mesleğin ne düzeyde, ne türde, hangi alanda eğitime gereksemesi olduğu ortaya çıkıu'ilmalıdır. Bu eğitim gereksemesi de, her meslek, her iş için bir eğilim programına dönüştürülmelidir.
Meslekler için gereken temel beceriler ve bilgiler, temeleğitımde pek değişme göstennez. Bu yüzden teknik eğitime, iş eğitimine ağırlık veren temeleğitim her yurttaş için zorunlu olmalıdır. Bu okulda Türkçe, matematik, fen bilgileri, sosyal bilgiler derslerinin yanı sıra çocuğun yeteneklerini tanımaya, ona el ile çalışmayı sevdirmeye, meslekleri tanıtmaya, bir işe doğru yönlenmeye yarayacak iş dersleri de konulmalıdır. Her öğrenci, temeleğitim sırasında, çevresinde bulunan, kullanmak zorunda olduğu araçları tanıyabilmeli, kullanabilmelidir. Çocuk böylece kendi teknik dünyasının gereklerini yapacak yeterliğe ulaşabilmelidir.
Ortaöğretim, bu düzeyde meslekleri kazandıracak değişik eğitim programlarından oluşmalıdır. Bu eğitim programlannın ortak yanları bulunmalı, bunlar tüm öğrencilere birlikte verilmelidir. Eğitim programlarında yer alacak genel bilgiler, genel kültür dersleri, öğrencilerin mesleki bilgi ve becerilerini engellemeyecek oranda olmalıdır. Genel bilgi ve kültür dersleri öğrencilerin seçtikleri mesleğe destek olacak bilgileri içermelidir, soyut ve gereksiz bilgiler verilmemelidir.
Yükseköğretim, insanlara yüksek düzeyde beceri, bilgi isteyen meslekleri k:-zandıracak biçimde düzenlenmelidir. Oı-taöğretimi bitiren tüm öğrencilere yükseköğretim açık olmalıdır. Ancak, insan-gücü planı göz önünde tutularak bir meslekte gerektiği sayıda insan yetiştirilmeli bu amaçla yükseköğretime girişte sınavlar konulması düşünülmelidir. Yükseköğre-
eğitime giriş
tim yaparken öğrencileri mesleklerinde derinliğine yetiştirecek her türlü ders eğitim programında yer almalıdır. Bu arada öğrenciler, iş yaşamı ile ilişki kurmalı, işte uygulama ile eğitimi birlikte yürütmeli-dir. Uygulamasız, uygulamaya dönük olmayan eğitim, eksik eğitimdir.
Hemen her meslek ömür boyu eğitimi gerektirir. Bu yüzden meslek adamlannın hizmet içi eğitimi çok önemlidir. Hizmet içi eğitim planlı yapılmalıdır. Okullar, halk eğitiminde, hizmet içi eğitimde görev almalı, ama hizmet içi eğitimin yükümlülüğü işyerinin olmalıdır.
Eğitim süresince, eğitim yerleri ile işyerlerinin sıkı işbirliği yapması zorunludur. Okullar ile halk eğitimi, bir işyerinde çahşan insana eğiüm programları açmalıdır. Üretim için çalışanların, yaşam boyu eğitim gereksinmesini karşılamak, eğitim sisteminin görevi olmalıdır.
Eğitim Süreci
Beceriyi merkez alan eğitim görüşünün benimsediği eğitim süreci yaparak öğrenmedir.
için öğrenmesinin niteliğini yükseltmektedir.
Bir insanın eğitimi, yapacağı mesleğin gereklerini öğreninceye kadar sürer. Hızla gelişen teknoloji bir mesleğin gereklerini de değiştirdiğinden, meslek adamının eğitimi bitimsizdir. Böylece eğitim, insanın ömrü boyunca sürüp giden bir süreçtir.
Üretim için çalışma, disiplin ister. Disiplinli çalışma ve iş ahlakı eğitim sırasında verilmeli, alışkanlığa dönüştürülmelidir.
Eğitilen, öğreneceklerini görebilmeli, okuyabilmen, onlara dokunabilmelidir. Öğretmenin görevi eğitilene ne yapacağını, nasıl yapacağını somut olarak göstermektir. Eğitimde davranışların alışkanlığa dönüştürülmesi gerekir.
Üretim ile eğitimin birleştirilmesi, eğitilenlerin öğrenmeye güdülenmelerine yardım etmektedir. Böylece eğitilen ne için öğrendiğini daha iyi görebilmekte, daha iyi iş yapmak, başansını yükseltmek
Eğitimde eğitilenler için yapay bir öğrenme sürecine gerek yoktur. İnsanın doğal öğrenme süreci eğitimde asıl olmalıdır. İnsanın, bir şey yapmak istediğinde öğrenmesi başlar; işi yapıp bitirdiğinde o işteki öğrenmesi biter. Eğitilen gerek duyduğunda, ona yardım edilmelidir. Bu yardım, göstermek, yaptırmak, alıştmmaktır. '
Eğitimin Yönetimi
Beceriyi merkez alan eğitim görüşünün yönetim anlayışı, iş eğitimini, iş disiplinini, iş ahlakını yerleştinneye elverişli sertçe ama babacıl bir yönetim biçimidir.
Eğitim yerinin, işyerinin düzenli, kurallı bir yönetimi olmalıdır. Araçlara bakmak; onları korumak, düzenli yerleştirmek; her aracı gerektiği yerde kullanmak; işakımım bozmamak; zamanı, emeği savurmamak asildir. İnsanın öğrendiği, çalıştığı yer temiz olmalıdır.
Eğitim yönetmeni eğitimin gerektirdiği araçları ve ortamı hazırlamakla görevlidir. Bunun için yönelmen girişken, ilişkileri iyi, sevilen biri ohnalıdır.
eğitenler ve EĞİTİ
ÇEVREYE UYUMU MERKEZ ALAN EĞİTİM GÖRÜŞÜ
Çevreye uyumu merkez alan eğitimin geçmişi, dini, kültürü, bilgiyi ve beceriyi merkez alan eğitim görüşlerine bakarak, çok yakındır. Psikolojinin gelişmesiyle inşanın, çevreye uyumunun ve kişilik gelişiminin ne denli önemli olduğu anlaşılmış-ür. Bu yüzden, çevreye uyumu merkez alan eğitim görüşü, psikolojinin insanın çevresiyle etkileşiminin önemini ortaya çıkarttığı, Yirminci Yüzyıl'm başındım bu yana gelişmiştir.
1950'lerden sonra, bilimlerde sistem kuramlarının kullanunının yayılması, insanın bir sistem'olarak çevreye uyumunun önemini daha da artırmıştır. Sistem ku-ramlanna göre, çevreyle etkin bir uyum içinde olmayan herhangi bir sistem, yaşayamaz ya da kısa ömürlü olur. Her sistem (dolayısıyla insan da, örgüt olarak okul da), ya kendine uygun bir çevre yaratarak yaşamlanm sürdürürler; ya da çevreye uyum sağlamak zorundadırlar. Çevreye uyumu merkez alan eğitim görüşünün ana çizgileri aşağıdadır:
Temel Görüşü
Çevre, insanın yaşaması için gereken girdileri veren; insanın ürettiği ürünleri alarak bunların yeniden girdiye dönüşmesini sağlayan; ve insanı sürekli ya da dönem dönem etkileyen değişkenlerden oluşan ortamdır. Çevresi ile insan, uyum içinde olmak zorundadır; uyumsuz oldu-• ğunda, ne kendi ne de soyu yaşayamaz ya da kısa ömürlü olur. Başka bir deyişle, insan içinde yaşadığı doğa, aile, toplum, örgüt, ulus, dünya ile uyum içinde yaşamak
zorundadır. Bu uyum süresince insan, çevre.değişkenlerinde oluşacak değişmelere kendini uydurmaya çalıştığı gibi, gerektiğinde çevreyi de kendine uydurur. Uyum, insanın çevresiyle karşılıklı etkileşim sürecidir.
İnsan, çevreye uyumunu sağlayarak özgürlüğüne kavuşur. İnsanın çevresine uyumu, çevresiyle etkileşimini gerektirir. İnsanın çevresiyle etkileşimi, onda kalıcı yaşantılar yaratır. Yaşantılar, yaşamanın araçlandu-. Bunlar, yeterli düzeyde olmadığında, insanın çevresine uyumu sakatlanır.
İnsanın, doğaya ve kültüre uyumunun her ikisi de önemlidir. Bunlar birbirini tamamlayan bir bütünün parçalandır. Eğitim, insanın çevresine uyumunu kolaylaş-tuıcı bir araçür. Bu yüzden eğitim, insanın yaşamasını zorlaştıran uyum sorunlarını kaldırıcı nitelikte olmalıdır.
Dünyada gerçek olan, insanın yaşadık-larıdu-. Yaşamak, gerçeklerin tanınması, bulunması için gereklidir. Yaşanılmayan gerçekler, insan için bir anlam taşımaz. İnsan, kendi yaşantılarının ürünüdür. Bu yaşantıların niteliği, türü, çokluğu, insanın kendine, evrenine ilişkin görüşlerinin hem temeli hem de belirleyicisidir. Bu yüzden gerçek olan insanın yaşantılanyla elde ettiği bilgi, beceri, tutumlandır. Bunlar, her insandan insana değiştiği için her insan, benzeri olmayan bir "kişi"dir. Bu kişi, doğal güçleri olan, deneyen, öğrenen, her yönüyle bir bütün olan bir canlıdır.
Kişi olariik bir insan için güzel, iyi, doğru ne ise değerli odur. Kültürel değerler, insanın yaşantılarına göre değer kazanır ya da değer yitirir. Asıl olan, bir kültürel değerin kişi tarafından değerli bulunmasıdır. İnsan, bu yaıgıya kültür ile etkileşimi sonunda ulaşır. Kültürel değerlerin eğitilence benimsenmesi için, onun kültürel değerlerle etkileşiminin iyi düzenlenmesi eerekir.
Eğitim Amacı
Çevreyi merkez alan eğitim görüşüne göre eğitimin amacı, eğitilenin çevresine uyumuna yardım eünektir. İnsanın çevreye uyumu kendi sorunudur. Ama bu zor sorunun çözülebilmesinde, ona ana babanın, toplumun, özellikle de eğitim sisteminin kılavuzluk etmesi gerekmektedir. Bu kılavuzluk, insan adına, onun uyum so-runlannı çözmek değildir; gereksindiğinde ona sorunlarını çözjnesinde yol göstermektir. Eğitimin bu amaöma ulaşabilmesi için şu hedeflere erişmesi gerekir:
sağlayacağı çevrenin en önemli kesimidir. Kültüre uyumun sağlanması, hem kültürel değerleri özümlemek hem de kültürel değerleri gerektiğinde değiştirmekle olanaklıdır. Uymanın hem özümleme hem değiş-tinne yoluyla olması, sürekli değişen çevrenin getirdiği bir zorunluluktur. Kültürel değerlerin değiştirilmesi, yeni kültürel değerler üretmekle olur. Yeni kültürel değerler ise, o kültürü yaşayan insanlarca, uyumlannı sağlamak için yaratılır. Eğitilen, toplumun bir üyesi olarak bu oluşuma katkıda bulunacak biçimde yerleştirilmelidir.
Çevresine uyumunu sağlamak için insana, eğitim yoluyla elverişli yaşantılar kazandırılmalıdır. İnsan, doğuştan başlayarak bir ömür boyu çevresine uyum sağlamak için uğraşır. İnsanın, bu uğraşısı sırasında çoğu kez karşısına başa çıkamayacağı sorunlar çıkar. Bu sorunla-nnı çözmede, insanın eğitim yoluyla elverişli yeterlikler kazanması gereklidir. Sorunu çözmeye elverişli yeterlikler de yaşanarak öğrenilir.
Eğitilenin, gelişmesine eğitimle yardım edilmelidir. Yaşamak, sürekli değişmek, gelişmek demektir. Çünkü insanın, hem çevresi, hem de değişen çevreye uyum yaparak kendisi, değişmektedir. Bu değişmenin insanı mutluluğa götürebilmesi için insanın olumlu yönde gelişmesi, kendini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bu yüzden eğitilenin tüm yetenekleri içinde kendini en sonuna kadar geliştirmesine yardım, eğitimin amacı olmalıdır.
Eğitimin İçeriği
Çevreyi merkez alan eğitim gömşüne göre, eğitileni çevresiyle etkileştirecek her durum, her konu, her ders eğitimin içeriğini oluşturabilir. Asıl olan eğitilenin ilgi duyarak bunlan yaşamayı benimsemesi, öğrenmeye güdülenmesidir.
Eğitilenin, yeni kültürel değerler ymat-masına yardımcı olunmalıdır. İnsanm içinde yaşadığı toplumun kültürü, uyum
Bu eğitim görüşü, dersleri, konulan içeren belli bir eğitim programı önermez. Ama eğitilenin çevresini tanımasına yarayan her türlü yaşantının eğitim programının içeriğini oluşturacağını savunur
Eğitilen, içinde yaşadığı kültürü, doğayı tanımalıdır. Çevredeki tüm canlı ve cansız varlıklar, ilgi alanına girdiğinde öğremne konusu yapılmalıdır. Eğitilenin ilgilerinden, gereksinmelerinden başlamak, bunları kaynak olarak kullanmak ge-rekmektedii'. Tersi olduğunda eğitilenin kendine sunulan öğrenme durumunu benimseyerek yaşaması olanaksızlaşır.
Bir mesleğe ilgi duyan, o mesleğin gereklerini yapmak isteyen bir insan için eğitim programı, o mesleğin gerektirdiği konular ve derslerdir.
İnsan, hangi yaşta olursa olsun, ilgi duyduğunu, gereksediğini öğrenmeli, eğitim programının içeriği de buna göre düzenlenmelidir.
^ Eğitimin Süreci
Çevreyi merkez alan eğitim görüşüne göre yaşamanın kendisi eğitim sürecidir. Eğitmen, eğitilenin öğrenmesini istiyorsa, ona öğreteceklerini yaşatarak öğretmelidir.
İnsan, olayları, ilişkileri, duygulan, düşünceleri deneyerek öğrenir. İnsan için denenebilenler ancak gerçektir. Eğitilen, deneme yaparak davranışlarını edindiği için, bu davranışlar onun malı olur. Öğrenmede, bir başkasının insana bilgi aktarması olanaksızdır. Öğrenme, kişinin istemine bağlıdır.
Eğitim sürecinde herhangi bir dersin, konunun özel bir yeri, değeri yoktur. Belki bazı dersler, konulaı- eğitilenin eğitiminde daha etkili olabilir. Eğitilenin sorununu çözmeye, gereksinmesini gidermeye yarayan her konu değerlidir. Böylece so-
run çözme, en etkili eğitim ve öğrenme sürecidir. ^
Öğrenmenin planlı yapılması zorunludur. Eğitim süreci, eğitenle eğitilenin ortak çalışması ile planlanmalıdır. Öğrenmede gerektiğinde alıştırmalar yapılmalı, fakat alıştu'malar ezberlemeye, anlamsız yinelemeye dayandırılmamahdır. Öğrenme yöntemi, eğitilenin düşüncelerini bas-tırıcı, biçimlendirici, kalıplara sokucu olmamalı; onu özgür, yaratıcı düşünmeye yöneltmelidir. Eğitilenin yapacağı gözlem, deney, görüşme, araştırma ve benzerleri öğrenmesi için önemlidir.
Küme içinde öğrenme, küme çalışmaları, eğitilenin toplumsallaşması için önemli yaşantılar kazandınr. Bu yüzden eğitim, hem bireysel hem de kümesel bir süreçtir.
Eğitimin Yönetimi
Çevreyi merkez alan eğitim görüşü, eğitimin özgür, demokratik bir ortamda oluşması gerektiğini savunur.
Eğitimin yönetimi, demokratik bir anlayışla, eğitilenlerin gelişmesini engellemeyecek bir disiplin içinde olmalıdır. Eğitilen, başkalarının haklarına dokunmayacak, başkalanna zarar veremeyecek bir çerçeve içinde, olabildiğince özgür bir ortamda eğitilmelidir.
Demokratik disiplin anlayışı, sevgiye, sevecenliğe, ödüllendinneye dayanmalıdır. Bedensel ceza verilmemelidir. Eğitilenlerin gereksemesinin kısıtlanması; ona. zarai' veımeyecek biçimde ceza olarak, kullanılabilir. Ama eğitilenin temel gereksinmeleri asla kısıtlanmamalıdır.
Eğitilenler, yanşma havasına sokulmamalıdır. İşbirliği, bir işin yapılması için gereklidir. Bu yüzden eğitimde işbirliği yanşmaya yeğlenmelidir. Eğitilenin kendi kendisiyle yanşması yararlıdır.
Birlikte yaşamanın gerektirdiği kurallar ile başkalarının haklarına saygı, dayanışma, düzen, özgürlük, eğitilene yaşatılarak
İNSANI MERKEZ ALAN EĞİTİM GÖRÜŞÜ
öğretilmelidir. Demokratik yönetimin amacı, eğitileni giderek kendi kendini yönetmeye ulaştırmaktır. Bu yüzden özyönetim alışkanlığı, eğitilene her fırsatta kazandırılmalıdır. Eğitilen, demokrasinin örgütlenmiş özgürlüğünde yaşamaya ha-zırlanmalıdır.
İnsan, dinin, kültürün (milletin),' bilginin, becerinin (üretimin) ve çevrenin bir aracı mıdır? Yoksa, bunlar insan için mi vardır? Eğer Dünya'nm varlıklarından, nesnelerinden, insanın yaşaması için, pay almak hakkı ise, insan yapısı kültürden pay alması niçin hakkı olmasın? Bunlar, insanı araç olarak kullanacağına; niçin bunlann amacı, insan olmasın ya da insan niçin bunlan daha iyi yaşamak için kullanmasın?
Bu sorulara insan açısından verilecek olumlu yanıtlar, insanı bunların merkezine oturtmaktadır. Böyece, insanın, kendisi ' için, insan olmak için eğitilmesi gerektiği görüşü ortaya çıkmaktadır. Çünkü eğitim de insan yaratmasıdır; insan tarafından yapılmaktadır; ve insanın gereksinmesidir. Bu görüşten yana olan eğitmenlerin giderek çoğaldığı gözlenmektedir. İnsanı merkez alan eğitim görüşünün ana çizgileri şunlardn:
Temel Görüşü
İnşam merkez alan eğitim görüşüne göre insan, başka canlılara bakarak, düşünme ve duygulanma gücü en yüksek olan canlıdır. İnsanın ulaştığı bilişsel, duyuşsal
ve devimsel güce başka canlılar ulaşamamıştır. İnsan bu gücüyle, evren içinde kendine haklar kazanmıştır.
İnsan, evrenin merkezi ve en değerli varlığıdır. Gerçekleri, doğruyu, güzeli gören, dile geüren odur. Tanrı, kendinden sonra, yaratıcılık niteliği ile donanmış olarak yalnız insanı yaratmıştır. Tanrı insanla birlikte tüm doğayı, evreni yaratandu'. İnsan ise kültürel değerleri yalatandır. Bu denli üstün nitelikleri olan insanın kendini tanıması, bilmesi zorunludur.
İnsanın kendini tanıması, bilmesi ise, kendinin evren içindeki yerini ve işlevini tanımasını bilmesini gerektirir. Bu yüzden insan evrenini de tanımak, bilmek zorundadır.
Gerçek, insanın kendisine, evrenine ilişkin elde ettiği bulgulardır. İnsan, kendi kendinin bilincine ulaşması ile toplum içinde, dünya üzerinde kendine düşen yeri, işlevleri, sorumluluklannı görmeye başlar. Var olan nesneler, var olan insan için gerçektir. İnsanın, var olan kendisinin, var olan nesnelerin farkına varabildiğinde gerçeklerle ilişkisi başlar. İnsanın, çevresindeki gerçeklerin en önemlisi; iliş-
EĞİTENLER VE EĞİTİM
103
İdde bulunduğu öteki insanlardır. İnsanın evreni içinde, bunlann büyük önemi vardır. Bu yüzden insan evrene ilişkin gerçekleri araştu-ırken, ilişkide bulunduğu in-sanlan tanunayı, bilmeyi ön plana almak zorundadu-.
İnsanın kendisini, evrenini tanımasına yardım eden her türlü bilgi, beceri, tutum değerlidir. Bunlar insana anlamlı geldiği oranda anlamlı; doğru göründüğü oranda doğrudur. Bir insanın, varlığın, düşüncenin, gerçekliği, doğruluğu, iyiliği, güzelliği görecelidir, insandan insana değişir.
İnsanın kendine özgü davranması hak-kıdu'. İnsan, bu kendine özgü davranmasını yine kendi isteği ile değiştirir. İnsanın davranmasını değiştirmesi, başkalarınca zorlanamaz. İnsan, bu zorlamaya karşı direnme hakkına sahiptir. Bu onun en önemli özgürlüğüdür.
İnsan, bu özgürlüğünü kullanarak, yaratıcılığını geliştirir; eleştirme, yargılama yeterliğini güçlendirir; yeteneklerini işler. Böylece insan, kendini tanıyarak, öğrenerek olgunlaşır. İnsanın olgunlaşması, yaşamasının amacıdır. Yaşamak demek, olgunlaşarak, gelişerek, yetişerek kendini bulmak demektir.
İnsanın, kişiliğini özgürce geliştirebileceği ortam, çoğulcu, özgürlükçü demokrasiyle yönetilen çevredir. Ailenin, toplumun, okulun ve ulusun yönetimi bu nitelikte bir demokrasiyle yönetilmedikçe insan, kişiliğini özgürce geliştiremez. Çoğulcu, özgürlükçü, demokrasiyle yönetilen çevrede, evrensel insan haklan, kadın, erkek. ırk. inanç, düşünce ayrımı yapıl-
maksızın uygulandığından, insan bu haklara karşılık sorumluluklar yüklenir.
İnsanın yükleneceği en önemli sorumluluk, kendine karşı olanıdır. İnsan kendini, yetenekleri içinde yetiştirmekten sorumludur. Bu, hem kendine karşı beslemesi gereken saygının, hem de toplumun üyesi olarak kendine duyulması gereken saygının gereğidir. Öte yandan insan, kendi eylemlerinden sorumludur. İnsan inançlarını özgürce seçmeli; düşüncelerini özgürce.söyleyebilmeli; sorunlarını özgürce çözebilmeli; davranışlannın sonuçlarına kendisi katlanabilmelidir. Bu niteliklerle donanmış üyelerden oluşan bir toplum, bir ulus, uygar, gelişmiş ve güçlü bir birlik oluşturur.
İnsan, üyesi olduğu ailesine, örgütüne, toplumuna, ulusuna ve insalığa karşı da sorumludur. Bu sorumluluk, insan olmanın ayrıcalıklığmdan gelen bir yükümlülüktür. Bu sorumluluk, insan olarak yaşamını sürdürmenin; özgürce kişiliğini geliştirmenin; ve bundan dolayı çevresine olan görevlerini gerçekleştirmenin gerektirdiği sorumluluktur.
Eğitim, insanın kendi kişiliğini gerçekleştirmesinde; kendini bulmasında ve bilmesinde; yaratıcılığının geliştirilmesinde; kısaea insan olmasında yardımını esirgemeyen, bunlar için ortam hazırlayan bir çevre etkenidh. Eğirim, bir büyüme, gelişme ve özgerçekleştirim sürecidir. Eğitim, insanı belli düşünce, inanç, davranış kalıplarına koşullandınnayan; insanın bunları kendi doğasına, kişilik özelliklerine ve gelişimine uygun olarak özgürce seçtiği ortamdır.replika note 4  sundu.

replika samsung note 4

replika note 4

note 4

not 4 replika

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder