Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

bayan çantası modelleri ile tarih bilgileri45

 bayan çantası modelleri


bayan çantası modelleri ile tarih bilgileri45 bugün sizler icin bayan çantası modelleri yazıları yazdı ve sizlere bayan çantası modelleri diyorki Tunuslu (1986: 98) Ha\Teddîn’in hürriyet kavramına btkj^, j tbni Haldun ve Ahmet Cevdet’inki gibi geleneksel dünyagört^ uygundur (Tafsilat, Tlilı 1972). O da adalette tecessüm eden riyeti, ümran olarak ifade edilen sos^'al gelişmenin temdi görür: “Avrupalıların üstünlüğü, adalet ve hürriyet üzerine tanzimattır " Ha\Teddîn, belki de XIX. asır İslâm dünyasında rupa’daki ana ideolojiler lihfralizm ve konsfrvatizmı karşılaştırar^jj değerlendiren tek düşünürdü. Ona göre liberalizm terimi anlamına gelir. Serbesti ve hürriyet ise herkese cazip gelen husuj-lardır. Ancak bu kavramın Avrupalüar tarafından çok farklı anlamlarda kullanışı tehlikeli suiistimallere vol açmıştır. Bu yüzden gnat hükümleriyle değerlendirilerek Osmanlı halkının tabiat ve yapısına u>TU-lanmadıkça bu ideolojinin yıkıcı sonuçlar vermesi kaçınılmaz dir (Çetin 1999:538-42).
Muhammed Abduh’un öncüsü Rifâ’a Tahtâvî, XIX. asırda Arapça literatürde modern Avrupalı anlamda hürriyet kavramını ilk kullanan düşünürdü (Newman 2004: 196, Ayalon 1987; 1989, Zolondek 1964). O da İbni Haldun, Ahmet Cevdet ve Tunuslu HavTeddîn gibi, adalette tecessüm eden hürriyetin sosyal gelişmenin temeh sayıldığı geleneksel vizyonu sürdürür. Tahtâvî, Paris ıc* \'ahatnamesindc Fransız anayasasını tanıtırken, kânun önünde eşitlik ve ferdi hürriyet kavramlarını adalet bakımından ele alır. Ota göre Fransızların hürriyet (liberty) dedikleri ve kavuşmaya can ıt-tıklan şey, Müslümanların adalet ve hakkaniyet dediği şeydir. Fran-sızlann medenî ha)^t tarzında yakaladıklan )üksek terakki derecesi, onlann aralanndaki adaletin göstergesidir, ona göre. Di^r taraftan Tahtâvi, Fransa’da dinden bariz bir uzaklaşma gözler. Om göre burada din, iyi ile kötü olanı ayırmak için aklı kullanan pup-ların veya akıl tarafından caiz görülen tüm eylemlerin doğru olduğunu iddia eden ibahilerin (libertarians) çeşnisidir (Newman 2003: 126). Görüldüğü gibi Tahtâvi de Ahmed Cevdet gibi libertmyr nizm terimini, pejoratif anlamda sapkın bir özgürlük taraftarlığı olarak kullanır.
Osmanb aydınları gibi Abduh (1980: 111/441-42) da ancak ts-vizsiz tevhit inancının insana hakikî ontik hürriyeti kazandırdı^m
Ont göre Iflâm getirdiği tevhit imncıyla kula kul olmak-fan kurtararak imana tekrar hayviyttını kazandırdı. Boylecc artık hiç kimaenın önünde cgilmekaizın yalnızca yerlerin ve gokJenn ytratıası ve butun in^anlann Rabbı olan tek ilah Allah'a inanmaya başladı. Dıj^er taraftan Kemal gibi Abduh, tcv'hıt inancının bütün insanlara hürriyette eşitlik hakkını bahşettiğini ve zımnen bu haklan siyasî adaletle korunacağını belirterek adalehTVy hürriyette eşitlik hakkının ifası anlamına geldiğini hır kez daha dile getirir. O, boricce Osmanlı aydınları gibi prensipte geleneksel Islâmi hurnyet anlayışını savunur. ‘‘Prensipte” diyoruz, zira yakından bakıldığında onun bu konudaki muhakemesinin farklı bir mecraya kaydığı görülür. Bu kayma ise onun ülkesine özgü tarihî tecrübenin sevk ettiği bir tur esaret hissinden kaynaklanır. Kısaca kula kulluğu nelyeden ontik hürriyeti savunurken Kemal, Osmanlı’yı da içeren modern dünyayı etkilemeye başlayan Batı dünyasını, Abduh ise Islâm dünyasını goz önüne alır.
Abduh (1980: 111/441-44) İslâm’ın tevhit inancı sayesinde insana kazandırdığı hürriyetle kula kulluğu önlediğini vurgularken dinî ve siyasî otoriteleri hedef alır. Ona göre İslâm sayesinde insan, kul ile Allah arasına giren ve iradelerinin İlâhî iradeden kaynaklandığı iddiasıyla insanlara hükmetmeye çalışan, kurtuluş ticareti yapan dinî ve siyasî liderlere esaretten kurtularak hakikî hürriyeti kazanır. Münferit istismarlar dışında İslâm’da Batılı ruhban gibi kul ile Allah arasına giren bir ulemâ sınıfının olmadığı malûmdur. Dolavısıyla Abduh’un bu eleştirisinin İslâm dünyasıyla bir ilgisi olmadığı, halkın iradesini hiçe sayan Kilise ve ruhbana tepkiyle hürriyet mücadelesinin başladığı Batı’nın örneğine uyduğu açıktır. Anlaşılan Mısır’daki ulemânın otoritesine duyduğu tepki, onu Batılı bir tarzda bir hürriyet arayışına sevk etmişti. Bu tur bir hürriyet arayışının karakteristiği, Batı’da olduğu gibi beşerî irade ve akla vurguydu.
Abduh (1980: 111/444), ismini vermeden, üstadı Afgânî’nin teşvikiyle L’Histoire de la Civiiisation en Europe [1828] adb eseri 1877 yılında Arapçaya çevrilen François Guizot (1787-1874)’nun Avrupa medeniyetinin entelektüel dinamiklerine ilişkin tespitlerini ak-tanr. Filozofa göre, Abduh aktarır, Avrupa medeniyetinin doğuşu, iki temele dayanır: İrade bağımsızlığı ve görüş ve
sızlı^, kısaca irade ve fıkır hürriyeti. Bunlar, İn^lizcede likers freedom kelimeleriyle ayndığımız iki hürriyet kavramına tclc^^ eder. Ancak çok sayıda kişi bu sayede kendisini bulduktan vç yarlarını kullanma^^’a ve akıUanyla hakikatlere ulaşmaya hakl^ olduğunu anladıktan sonra eyleme geçmiş, araştırma ve duşuuçç surecine girmiştir. İnsanların ancak XVI. v'üz>ıldaki Reforma?yotı döneminde bu irfan sc\nyesine ulaştığını söyleyen Guizot, Abduh un nakline göre, bunda, Endülüs ve Haçlı savaşlan sayesinde Av-nıpa’nın İslâm kültürüyle kurduğu temasın önemli rolü oldujfunu belirtir.
Abduh (1980: 1II/444), hür düşünce (free thinking) de denen Batı’ya özgü bu irade ve fikir hürriyetini, böylece ortogenez teviliyle İslâm dünyasına mal etmeye çalışır. Ona göre daha önce mahrum oldukları, İslâm’ın getirdiği iki büyük, irade ve fikir hürriyeti ijJcc-İcriyle insanlık kemale ermişti. Bu iki ilkeyle insan, Allah tarafından v'aratılan doğasına uygun mutluluğa ulaşabilir hale gelmiştir Onun Batı’da olduğu gibi insan hürriyetini sağlamak için beşerî cüz’î iradeye y^aptığı vurgu, fiilen geleneksel kader inancının inkârıyla neticelenmişti. Vatikiotis (1957) gibi bazı oryantalistler bu tutumu bir “İslâmî hümanizm arayışı^ndan kaynaklanmış görür. İrade hürriyeti yanında fikir hürriyeti için de akla vurgu yapan Abduh, Kur’ân’ın insanları özgürleştiren, akıUanyla doğru yolu bulmaya teşvik eden âyetlerini zikrettikten sonra şöyle der: “Böylccc İslâm, aklın otoritesini, bütün kayıtlarından hür kıldı, onu esir alan bütün geleneklerden kurtardı ve onu kendi hüküm ve hikmetiyle karar vereceği hükümranlık alanına yönlendirdi.”
Fazlur Rahman (1984) da Abduh tarafından aklın rolüne vurguyu “ümmetin kolektif sorumluluk” anlayışını destekleme maksadıyla yapdan, epistemolojikten çok ahlakî, stratejik bir vurgu olarak görür. “Karizmatik ümmet” kavramının da belirttiği gibi nübüvvetin geçişinden sonra İlâhî hidâyetin anlaşılması, peygamber yerine artık onu izleyen ümmetin tamamına düşer. Ancak unutulmamab-dır ki kolektif sorumluluk, Afgânî dâhil XIX. asır âlimlerinin bunalımın teşhisi için en çok zikrettikleri “... muhakkak Allah, bir kavme verdiği (nimeti)ni, onlar nefıslerindckini değiştirinceyc kadar değiştirmez. Allah bir kavme kötülük isteyince de onu giderme
çarTM bulunama?" (Ra’d/11) âyetinde geçen enfüs ketimcsının go«-terdı^i gibi beşeri akJı aşan bir iradeye atfedılmiştır.
Abduh (1980: lII/327-45)’un ongordugiı bu irade ve fıkır hur-nyetınin kullanılışına gelince Mısır’ın siyasî gerçeğinden kaynaklanan kısıtlamalar devreye girer. Bu noktada Abduh (1980: II1/343-45), 28 Kasım 1881 tarihli rl-Vekât'u'l-Mtsriyyedc çıkan “Siyasî Hayat" başlıklı yazısında Roma siyasi gelene^ne yaptı^ atıftan da anlaşılabileceği gibi demokratikten çok cumhuriyetçi bir hürriyet anlayışını benimser. Ona göre hürriyet, toplumca bildirilen ödevin gereğini yerine getirme hakkıdır; bu bakımdan siyasi hürriyet, bireysel ile kamusal hürriyet arasında dengeyi ifade eder. Abduh’a göre siyasi hürriyetler, başlıca, düşünce, ifade ve seçme hürriyetlerini kapsar. Bunların hepsi haddizatında mukaddes haklar olsalar da istismar edilmemeleri için bazı kayıdara tâbi’ olarak kullanılmalıdırlar. Akli ölçülere, hikmet ve hakka uygun oldu^ takdirde ancak fikrin hürriyeti gcçcrlidir. Kamusal maslahata ve evrensel ahlaki ilkelere uygunluk, duyuma deg^l, kesin bilgiye dayanmak ve kişilik haklarına riayet ise düşünceyi ifade özgürlüğünün sınırlarını oluşturur. Oy kullanma ve seçim hürriyetinin ise tek bir sının vardır; Vatanın selameti ve maslahatı.bayan çantası modelleri ve bayan çantası sundular.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder