Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefon ve allah bize yeter


replika telefon ve allah bize yeter Aynı zamanda, böylelikle o günün sosyoloji ve sosyal psikoloji bu ^ nin bölümlenmelerine bir ışık tutmak istedik.Bedi Nuri bu kısımda "kamuo^nı" (efkar-ı amme) kavramını inceleyip, tahlil etı„^ tedir Ona göre herhangi bir çevrede, yani bir toplumun herhangi bir zamanında hiilto ran olan fikri dummun bir genel bütünü vardır ki, bunu “kamuoyu” olarak isimlendi^ riz Siyasi ve idari alanda, bu kamuoyunun etkilerinin mühim ve büyük olduğundan ^ şüphe yoktur. Bedi Nuri, binlerce seneden beri teşekkül eden siyasi topluluklann, hep kamuoyunu okşamak, en müstebid ve en baskıcı hükümdarların binlerce kişiyi katlet, mekte tereddüt etmezken, kamuoyunu da aldatarak yanlarına alma ihtiyacı hissettikle^, ni söylemektedü-.

Sosyologumuz için, kamuoyu, veya sadece düşünce diyeceğimiz fenomen her a, man için durağan ve devamlı değildk; hatta bazen arzu ve heveslerin oyuncağı sayıU. bilecek derecede değişme (tahavvül) ve başkalaşma (tebeddül) kabiliyetine sahıpür. Si-yasi yazarlar veya yöneticiler kamuoyunun bugünkü eğilimlerini inceleyip, mahiyetini keşf ve daha .sonra tashih ederek özel maksatlanna ermek için kuUandıklan vasıtalarla tıpkı bir mürebbiyenin çocuk zihnine ahlak kurallannı işlediği metoda benzer tarzda hareket ederler. Bedi Nuri, sosyoloji bilimi (ilm-i hikmet-i ictimaiye)’nce de tasdik edilmiş olan deneylere göre bu kamuoyu olaylannın iki devrede ortaya çıktığını belirtmektedir. Birincisi suskunluk devresidir: Bu devrede oluşan kamuoyu, uzun süredir değişmemiş (sabit) ve istikrarlı (berkarar) bk manzara arzeden bir sosyal durumu göstermektedu-. Bu dönemde toplum hareketsiz göründüğü gibi; yüzeysel olarak bakanlara göre bu hareketsizliği muhafaza etmek zomndaymış gibi de görünür. Bunu takip eden ve tezahürleri az çok görünen bir heyecanlı devrede ise fikri değişme cereyanlan oluşur. Bu fikn değişme sosyal değişmenin ortaya çıkancısıdır. (Bedi Nuri, (3): 1034].
İlerleme
Tarihi ve kültürel değişmeyi “ilerleme" adı altında ifade etmek -bünyesinde pek çok sakıncayı barındırmasıyla birlikte sosyoloji terminolojisi açısından önemlidir.
Sosyologumuz, her Osmanlı aydını gibi batmakta olan gemiyi kurtanna gayretindedir. Onun için de belki en yoğun biçimde üzerinde durduğu kavramlar: “terakki”, “te-kamül”ve “inkılap"tır.
Bedi Nuri'ye göre ilerleme, genel ilerleme kanununun alçalma ve gerilemeye tezat durumda olan bir safhasıdır. Matematik bir deyimle ifade etmek istenilirse, ya bir kuvvetin şiddetinin fazlalaşması gibi nitel (kalitatiD, yani aıtış olmayarak niteliğinde bir fazlalaşmanın meydana gelmesi; yahut muhtelif kuvvetlerin birbirine katılması (iltihakı) gibi nicel (kanıitatiO, yani muhtelif niceliklerin birbiri üzerine etki etmesi yoluyla oluşan pozitif (müspet) bir kuvvetin ürünüdür.
Betll Nuri
Sosyologumuz ilerleme fikrini ilk ifade edenlerin bunu insana özgü addettiklerini ve mesela hayvanlar zümresinin durağanlığa değişmezliğe ebediyen mahkûm olduğunu beyan- etmek istediklerini belirtmektedir. Belirli bir zamanın geçmesiyle, bir zamanlar insanlığın yeıyüzünde doğuşunu sağlayan yeryüzü değişmeleri, in.sanın yok oluşunu da sağlayacaktır,
Bedi Nuri’ye göre, ilerleme, olayların tamamına uygulanabilir. İnsanlık tarafından gerçekleştirilen gelişmeler (tekemmülat), topltımların her birinin ayrı ayrı gayret ve çalışması sonucunda meydana gelmiştir. Toplumların evriminde, çöküş devirleri ve ilerleme devirleri sürekli birbirlerini takip ederler. İlerleme eğrisi, muhtelif faktör ve etkilere bağlı olduğu için, her biri ayrı milletleri temsil etmek üzere birbirine geçmiş halkalardan oluşmuş olduğu gibi; her halkada ilk anda bir dosdoğru çizgi takip edeceği yerde son derece engebeli ve dalgalı bir şekil gösterir, İ.statistik çizgilerinin arası doldumlursa fisto şekli oluşur. Bu düzensizlik arasında görülebilen öyle bir düzenlilik vardır ki hareketlilik alanı dar bir daire halinde sınırlıdır. Bir toplumun genel tarihindeki olayların gelgitindeki (meddücezirindeki) eşitsizlik önemsizdir.
Ona göre, ilerlemenin diğer bir kanunu da muhtelif ilerlemelerin (terakkiyat) süreklilik halinde birbirine bağlı oluşudur. Güneş ışığı bir prizmadan geçirilinse oluşan mor, lacivert, mavi, yeşil, san... Renkler her ne kadar ayrı ayn görülürse de gerçekte kaynakları aynıdır. Birbirlerine ayrılmaz bağlarla bağlıdırlar. (Bedi Nuri, (4):46).
İnkılâp
Bedi Nuri’ye göre, sürekli inkılaplarla haşır neşir olan sosyal olayların zihninde özellikle “inkılap” isimli, şaşaalı, heyecanlı, dış görünüşü ve görünen yönüyle diğerlerinden farklı bir olgu vardır. Yani “inkılap” da bizzatihi bir olgu olarak algılanmalıdır. İnkılâp, eski olay ve sebeplerin bir sonucudur. Bu olay ve sebepler, belirli bir hedefe doğru hareket ederek, inkılâbı meydana getirmiş ve devamı için uygun çevre ve şartlar hazırlamışsalar, inkılâp kalıcı olur; Siyasi inkılâpların yanı sıra, in.sanhk tarihi sosyal âlemde derin ve esaslı izler bırakmış inkılaplar kaydeder; uygar insanlık, inkılap geçirmiş topluluklar, bu inkılaplann eserini uzun süreden beri koruyor ve koruyacaktır. İşte Fransız büyük inkılabı. Alman siyasi birliğini sağlayan inkılaplar, Amerika istiklali ve inkılabı!.. Bu iki tür inkılâptaki, hatta türleri bile aynı olan siyasi inkılâplardaki farklar nereden geliyor? Birinci tür inkılâplar gelip geçici olan etkili bir kuvvetin, bir keskin kılıncın, bir büyük kumandanın eseridir. Hâlbuki yalnızca bunlar kalıcı bir değişme bırakamazlar. Çünkü toplum istenildiği zaman istenilen şekle sokulamadığı gibi, olaylar da değiştirilemez ve bu yüzden bu tür inkılâplar geçicidir. İkinci tür inkılâplar ise toplumu teşkil eden fertlerin zati özellikleri değiştirilerek meydana gelmişlerdir.replika telefon
Sosyologumuz: “İşte son inkılâbımızın da kaynaklarını araştırır ve kesin olarak belirlersek, coşkun inkılâp nehrini daimi surette akıtacak mahiyette olup olmadığını da öğrenmiş oluruz. OsmanlI inkılâbını yalnız Resne dağlarında vukua gelen ayaklanmanın, Manastır, Selanik ve Siraz’ın şiddetli protestolarına bağlamak büyük gaflet eseri olur. OsmanlI inkılâbı otuz üç sene süren bir esaret yükünden kurtularak, hürriyetin kucağına aülmak üzere bütün Osmanlılığın kalbinin derinliklerinde zorlayıcı bir ihtiyacın sonucuydu.” demektedir.
rilen "Kanun-ı Esasi” askıya alındığı zaman ateşli fikirlerin birkaç sene içinde memlehç, te galibiyet kazanacağı zannedildi. Fakat memleketin % 85 ini oluşturan cahiller, çeyrç^ asır üzerlerine musallat olan zulmü taşıdılar. Bu zulme inanılmayacak bir meskenet vj zilletle tahammül ettiler
Teorik konularda bir pür-sosyolog kesilen Bedi Nuri, Osmanh Devleti nin ree| problemleri karşısında tarafgirlikten kurtulamamaktadır. Daha önce de yeri geldikçe bç. lirttiğimiz gibi, Bedi Nuri yukarıdaki görüşleri ve daha önceki pek çok görüşünde biı sosyolog değil bir inkılâpçı Jön Türk tavnyla belirginleşmektedir. fBedi Nuri, (5):467].
İlerleme Kavramı Çerçevesinde Avrupa’mn Osmanlı’y® Bakışı Bedi Nuri Osmanh Devleti ile Batı arasındaki ilişkileri “Avrupa Bizi Niçin İstiskal Ediyor" isimli makalesinde ele almaktadır. Aşağıda bu konudaki görüşlerini göreceğimiz sosyologumuz, Osmanlı-Batı ilişkilerini son derece objektif ve seviyeli bir şekilde tahlil etmektedir.
O, savaşlar dolayısıyla Avrupa kamuoyunun bizden hoşlanmayıp Cistıskal), düşmanlarımız lehinde sevgi göstemieleri şeklindeki duygunun sebeplerinin yalnız sıyası veya idari olup olmadığını sorgulamaktadır. Bu eğilimleri iktisadi, sosyal başka sebeplerin de etkileyip etkilemediğini araştırmaktadır. Son felaket münasebetiyle uğradığımız utancın derecesi ne olursa olsun, bu konunun gerçek .sebep ve etmenlerini inceleyerek, gelecekteki sosyal hayatımızın ıslahını sağlayacak bir yol bulma zorunluluğumuzdan söz etmektedir. Sosyologumuza göre, ırk, nüllet, mezhep bağlanyla siyasi rekabet ve ihüras-lann etkisiyle, -devletler hukukunun tarafsız kurallannın aslında geçerli olmadığını ispat edebilecek derecede- hasımlarımızdan esirgenmeyen yardımlar, bizden esirgenmektedir. Ona göre Avmpa cidden bir tarafsız hisle hareket etmiş olsa yalnız bir hoşlanmama (istiskal) duygusu, Osmanh ülkesini istila ve yok etme duygusuna dönüşememelidir. Toplumların beka ve devamını garanti eden sosyal kanunlar bıma red cevabı verirler. Çünkü sosyal hayat layık olanlara mahsustur: Layık ve ehil olmayanlar hayata veda etmek mecburiyetindedirler
Bedi Nuri’ye göre, birbirleriyle temas halinde bulunan milletlerin seviyesi birbirlerine yakındır. Dış etki ve diğer engeller arada olmazsa her iki millet er geç yakın seviyeye gelirler. Eski asırlarda batı milletleri ile temas ve yakınlık vasıtası yok gibiydi- kendi muhitimizde, kendi alemimizde yaşıyorduk. Batı ile aramızdaki yüksek Balkan engelleri bizi onlardan adeta tecrit etmiş gibiydi. Bugün Batı ile Doğu arasındaki münasebetler iki seviyeyi bir raddede bulundurmayı icap ettiriyor. Ya yükseleceğiz. Batının bulunduğu yüksek seviyelere ulaşacağız; yahut Batının hücumlan karşısında boğulacağız İn-
Bedİ Nuri
sanlığın atası gelmekle olan sele karşı gemisini hazırlamıştı; gelecekteki Osmanlılarm babası da onlar ı selamet sahiline kavuşturan olacaktır. İnsanlığın babası gemiye her hayvandan bir çift almış idi. Osmanlılığın istikbaldeki kurtarıcısı da kurtuluş gemisine (sefi-ne-i selamet) gelecekteki hayatı kuracak, ziraat, ticaret, maarif, sanayi gibi şeyleri dolduracaktır.replika telefon
Bugünkü (1913 yılı) uygar alem gittikçe ziraat devrinden, sanayi devrine dönüyor. Vaktiyle Amerika Birleşik Devletleri yalnız zirai bir memleket idi. Zirai aletlerini Avrupa’dan alırdı. Yavaş yavaş öyle bir hale geldi ki Amerikan ürünleri bütün pazarları dol-dumıaya başladı. Ziraatın ilerlemesi, bizim için hayati derecede önemlidir. Fakat zirai terakki hâlihazırda iki dönüm arazi fazla ekip biçmek veya biraz daha derin bir saban ile yeri kazmakla olmaz. Gerçek bir zirai terakki elde etmek için, adalet ve asayişin temini, nehirlerin deniz ulaşımına uygun hale getirilmesi, ihracat ve nakliyat için yollann ıslahı, zirai aletlerin temini ve kullanılması şarttır. Bunlann yapım fabrikaları kurulamasa bile tamir fabrikalannın kurulması gerekir. Ama bütün bunlar için de maarifin ilerlemesi lazımdır. Şu halde hayat da ölüm de düşmanlarımızın veya düşman bildiklerimizin elinde değil, yalnız bizim elimizdedir. [Bedi Nuri, (6);366).
Bir Sosyal Sistem Olarak Bireycilik ve Anarşizm
Bireycilik (ferdiyun), Bedi Nuri’nin yaşadığı dönemin en önemli sözlüklerinden olan Şemseddin Sami’nin Kamus-ı Türki’sinde yer almamaktadır. İsmail Fenni’nin Lugat-çe-i Felsefe’sinde (1341-1925) ise mealen şu şekilde yer almaktadır; “Bireycilik (ferdiye) sistemi, esasen ferde ve ferdi olan şeylere, toplumun değerine ve gayr-ı şahsi denilen değerlere önem veren bütün teorileri içine alır.
Bedi Nuri’ye göre, sosyal sistemler “bireycilik” ve “sosyalizm" ismiyle iki büyük ekole aynlırlar. Sosyal incelemeleri, toplumun temel unsuru olarak gördükleri ferde hassaten ve onun mutlak surette düşünce ve hareket özgürlüklerini temin etme noktasından ele alan sosyologlar, “bireycilik" ekolünün içindedirler. Toplumun ilerlemesinin ancak fertlerin eylem ve düşünce güçlerini kendi yarar ve çıkarlanna kanalize etmeleri sayesinde kazanılacağına inanmaktadırlar. Sosyalistler ise ferdin elde ettiği menfaatlerin, geniş ölçüde, toplumun ürünü olduğunu kabul ettiklerinden bu kazançları bireyin kullanmasının caiz olmadığı iddiasındadırlar. Bunlara göre fert topluma hizmet etmelidir.
Bedi Nuri, sosyalizmin, bireyi tam eşitliğe kavuşturma şeklindeki düşüncesinin yaşamakta olduğu çağın kurumlarmı tahribe yol açtığını ve o günün toplumu için bir tehlike teşkil ettiğini belirtmektedir. O, aynı zamanda bireyciliğin bir kısmının da, bireye gerçek özgürlüğünü vermek için hedef gösterilen -ki bunu sosyologumuz hayali olarak nitelendirmekledir- gaye çerçevesinde ifrat vadisine giderek günümüz topluluklarını altüst edecek bir çıkmaz sokağa saptığı görüşündedir. Günümüzün pek çok devletindeki (1325/1909 yılı) sosyal yapılanmalarda fertlerin hürriyetinin yine toplumun selameti için çeşitli kayıtlarla sınırlı olduğunu ve olması gerektiğini; aksi takdirde varılacak noktanın anarşizm ismini alacağını söylemektedir.
Bedi Nuri bireyciliğin son noktası olarak anarşizmi görmektedir. Ama O, toplumculuğun anarşizme ulaşışını da görmezlikten gelemez.replika telefon sundu..

1 yorum: