Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika samsung vesilesi10

 replika samsung


replika samsung vesilesi10 evet bugün de yazılarımıza baslamadan önce sunu belirteyim zemanımızda, minâresinc çıkılıp sünnete uygun ezân okunan bir câmi’ görün-z oldu. Minârede okumamak şehrlere de, köylere de yayıldı. Çok şükr, Diyanet iri başkanlığı, müftîliklere gönderdiği 1.12.1981 târih ve 19 numaralı ta’mîmi ile, çirkin bid’ate mâni’ olmak karârında olduğunu izhâr etmiş, bütün müslimânları indirmişdir. Bid’atin dindeki zararlarını idrâk etmiş olan âlimlerin, sâlihlerin yrlı düâlarına mazhar olmuşdur. Bu ta’mîmin üçüncü maddesinde, (Minâreler, ıslimân halkımızın nazarında, İslâmın temeli olan vahdet inancının maddî birer nbolüdür. Şe’âir-i islâmdan bir unsurdur. Bu sebeb ile, câmi’ ve mescidler için, tbinlerce lira sarf edilerek minâreler inşâ edilmişdir. Ezâmn yüksek bir yerden uııması sünnetdir. Bu sebeb ile, ho-parlör cihâzı kullanılsa bile, ezâmn minâreye ılarak okunması, görev ve çalışma yönetmeliğinin 243/b maddesinde hükme bağ-ımışdır. Ancak, bir kısın din görevlilerinin, yönetmelik hükmüne rağmen, ezânı nâreye çıkıp okumadıkları, yerde veyâ câmi’in içinde okudukları, bu duruma Iftülüklerimizin de göz yumdukları anlaşılmışdır. Müftülüklerimiz, yönetmeliğin kmlerini yerine getirmiyen görevliler hakkında, ilgili disiplin cezâlarını uygulaya-dardır) denilmekdedir.
Ezân okuyanın müslimân, âkil ve sâlih olduğunun bilinmesi lâzımdır. Bunun ı teypden ve radyodan okunan ezân sahîh olmaz. Minâreye çıkıp hoparlörle oku-ık da, sünnete uygun değildir. Birinci kısmda, 61. maddenin sonuna bakınız! tbâ-:1e âdeti ayırd etmek lâzımdır. İbâdet olmayan şeylerde, radyo, hoparlör kullanı-lslâmiyyet, buna birşey demez. Fekat, ibâdetlerde ufak değişiklik yapanın îmânı ler.
Kur’ân-ı kerîm’in ma’nâsının değişerek, küfre sebeb olmasının misâlleri çok-r. Burada birini bildirelim: Yasîn-i şerîf sûresinde seksenbirinci âyet-i kerîmenin tu, (Onun yaratdıklan pek çokdur. O, herşeyi bilir) demekdedir. Hâlbuki, bu *t-i kerîme radyoda, hoparlörde söylenirken ve lâtin harfleri ile okunurken, t’nâsı bozularak, (O berberdir, herşeyi bilicidir), şeklini aldığı vâki’ oluyor ki, uyan ve dinleyip beğenen kâfir olur. Lâtin harfleri ile, bir dürlü yazılan, bir dürlü unan (Hallâk) kelimesi, İslâm harfleri ile yazılması ve okunması, farklı iki başka lime olup, biri yaratıcı, öteki ise, berber demekdir. Arabîde üç (Z) harfi vardır, i kalın (Zı), jkincisi ince okunan (Ze), üçüncüsü (Zâl) dır. Bunların üçü ayrı ayrı /lenir. Ibni Âbidîn üçyüzotuzikinci sahîfede diyor ki, (Rükü’ tesbîhinde (Zı) ile ’îm) denir ki, Rabbim büyükdür demekdir. Eğer ince (Ze) ile (azîm) denilirse, ıbbim benim düşmanımdır demek olur ve nemâz bozulur). Kur’ân-ı kerîmi latin rfi ile öğrenip okuyan, bu üç harfi ayıramıyacağı için nemâzı sahîh olmaz.
Kur’ân-ı kerîmi latin harfleri ile yazmak câiz olmadığı îbni Hacerin (Fetâvâ-yı brâ) sının Necaset bahsinde ve Libya’da (Câmi’at-ül-islâmiyye) nin çıkardığı (El-ıdy-ül-islâmî) kitâbmın [m. 1966] baskısında altmışikinci [62] sahîfesindeki fetvâ-yazılıdır.
Radyodan ve hoparlörden çıkan sesler, şimdi Hıristiyânların ve Yehûdîlerin elinde bulunan, İncil ve Tevrâtlar gibi, Allah kelâmı değildir. Allahü teâlâ tarafın-n nesh edilmiş ve kullar tarafından değişdirilmiş olan mukaddes kitâblara hakâret nek, alay etmek ve bunları okumak, dinlemek câiz olmadığı (Hadîka) kitâbmın zonbeşinci sahîfesinde yazılıdır.
Kâfirlerin kilisede org çalarak okudukları gibi, Kur’ân-ı kerîmi çalgı çalarak okumanın küfr olacağı, mu’teber kitâblarda yazılıdır. [İkinci kısm, kırk [40].cı maddeye bakınız!]. Kur’ân-ı kerîmin radyoda ve hoparlörde söylenen, okunan tâm benzerine de, böyle saygısızlık yapmak küfr olur. Eğer çalgısız ve tecvîd ile okunuyor ise, radyoda sâ’atlerce çalgı ve şehveti harekete getiren şeyler çalıp, birkaç dakî-ka Kur’ân-ı kerîm okunur, sonra yine günâh olan şeylere başlanırsa, bu hâl, kumar, içki, oyun ve açık kadın gibi günâh bulunan fısk meclisinde, bu kimselerin veyâ başka birinin, birkaç dakîka da Kur’ân-ı kerîmi veyâ bunun tâm benzerini okuması gibi olur. Böyle olan radyodaki Kur’ân-ı kerîmi dinlemek, fısk meclisinde okunan Kur’ânı dışardan dinlemeğe benzer. Bunun için, harâmlan kesip, bu aralık zeman-da, okumak da, bunu dinlemek de câiz olmaz. Günâh olur. (Mültekâ) şerhlerinde diyor ki, (Fısk meclislerinde, alay edenler arasında tesbîh, tehlîl, zikr, tekbîr, hadîs, fıkh ve benzerlerini okumak günâhdır). Çünki, Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, böyle okumağı yasak etmişdir. Meselâ, (Kimyâ-i se’âdet) kitâbında diyor ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Rebî’ bin Sü’ûdün evine geldi. Evde, küçük kızlar def çalıyordu ve şarkı söylüyorlardı. Şarkıyı, [çalgıyı] bırakıp, Resûlul-lahı medh etmeğe başladılar. (Beni söylemeyiniz! [önce okuduğunuza devâm ediniz!]. Beni medh etmek [mevlid, İlâhî okumak] ibâdetdir. Def [çalgı] çalarken, eğlence, oyun arasında ibâdet câiz değildir) buyurdu. Def, çalgı çalarak veyâ başka la’b, ya’nî oyun oynayarak Kur’ân-ı kerîm okuyanın kâfir olacağı (Cevâhir-ül-fıkh) da yazılıdır. (Mîzân-ı Şa’rânl), abdesti anlatırken buyuruyor ki, (İslâm âlimleri, çirkin şeyler söyledikden sonra Kur’ân-ı kerîm okuyan kimse, Mıshafı pislik içine sokan kimse gibidir. Bunun küfründe şübhe yokdur buyurdular).
Hadlka) da, dil âfetlerini anlatırken buyuruyor ki, hadîs-i şerîfde (Nikâhı herkese duyurunuz! Bunun için de, câmi’lerde yapınız ve defler çalınız!) buyuruldu. İmâm-ı Münâvî, bunu açıklarken, (Mescidlerde def çalınmaz. Hadîs-i şerîf, deflerin mescidlerde çalınmasını emr etmiyor. Mescidlerin dışında çalınmasını, mescidde yalnız nikâh yapılmasını emr ediyor) diyor. (Hadîka) nın bu yazısından anlaşılıyor ki, çalınmasına açıkça izn verilmiş olan deflerin bile câmi’lerde çalınması yasak olunca, herhangi bir çalgının câmi’de çalınması hiç câiz olmaz.
Muhtasar-üt-Tezkire) deki hadîs-i şeriflerde, (Âhır zemanda, câhil din adamları ve fâsık hafızlar çoğalır), (Öyle zeman gelecekdir ki, o zemanın din adamları, eşek leşinden dahâ çok bozulmuş, kokmuş olacaklardır) buyurdu. Böyle hadîs-i şerîfler, Kıyâmet günü yaklaşınca, fâsık ve bozuk din adamlarının türeyeceklerini haber veriyor. Rusyada husûsî metodlarla yetişdirilmiş komünist ajanlara, anarşistlere, birer sarık ve cübbe giydirilerek, Türkmenistân, Azerbaycân müftîsi... hazretleri denildiğini işitdik. Milletler arası yapdıkları propaganda toplantılarını yayınlayan mecmû’alarında resmlerini gördük. Bu ajanları, din adamı olarak, halkları müsli-mân olan Afrika ve arab memleketlerine gönderiyorlar. Bunlarla anarşi hâzırlıyor, kardeşi kardeşe düşman yapıyorlar. (Sosyalist İslâm cümhûriyyeti) denilen ülkeleri bu sûretle ele geçirdiler. Azîz yurdumuzda, şerefli milletimizin arasında böyle bozuk din adamlarının bulunmadığını şükrânla görmekdeyiz.
Teyp bandına ve gramofon plâğına Kur’ân-ı kerîm almak, kâğıd üzerine yazmak gibidir. Teyp ve gramofon, müzik, şarkı, keyf, oyun ve eğlence için kullanılıyor ise de, kâğıd da, roman, açık resm, eğlence ve fuhş dergileri olmakdadır. Kur’ân-ı kerîm kâğıda yazılınca (Mushaf) olur. Mushaf, Kur’ân-ı kerîmin okunmasına ve öğrenmesine ve ezberlenmesine sebeb ve vâsıta olduğu için kıymetlidir.



replika telefonlar, replika samsung, replika s4, iphone replika, samsung replika s4, note 3 replika, replika s5,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder