Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefonlar vesilesi32

 replika telefonlar


replika telefonlar vesilesi32 evet arkadaslar kısa bir aradan sona ben ve replika telefonlar sizler icin en güzel yazılarımızı yazmaya devam ediyoruz.Tasfiye |sülûk) ve tezkiye [cezbej, ou yoıua eyr-i enfüsîde, seyr-i âfâkî dahî yapılmış olur.Tasfiye içinde, tezkiye de hâsıl olur.ezbe, sülûkü de hâsıl eder.Âfâk, cıifüsün içinde bulunur.Fekat, latîfeleri temizle-rıek cezbeden önce ve tasfiye, tezkiyeden öncedir.Bu yolda, göz önünde olan enfüs-lür.Âfâk değildir. Bunun için, bu yol ile çabuk varılır.Hattâ, diyebilirim ki, bu 'Oİ, elbette kavuşdurur.Kavuşdurınamuk ihtimâli yokdur. Allahü teâlâdan istikâ-net ve fırsat dilemek lâzımdır.
Bu yol, elbette kavuşdurur dedim, (,'ünki, bu yolun başlangıcı cezbedir ki, el-)ette kavuşdurur. Sâlikleri yolda bırakan, yâ sülük konaklarıdır veyâ sülûkü bulun-nayan kuru cezbelerdir. Bu mâni’lerin ikisi de, bu yolda yokdur. Çünki, sülük, cezbeye bağlıdır. Cezbe ile berâber, cezbenin içinde hasıl olur. Burada, halis sülük olmadığı gibi, kuru cezbe de yokdur. Onun için, sâlikin yolu kesilmez. Bu yol. Peygamberlere “aleyhimüssalevâtii veticsIîmât” mahsûs ohın caddedir. Bu büyükler, çeşidli derecelerine göre, bu yoldan vâsıl olmuşlardır. Âfâkı ve enfüsü bir adımda geçmişler, ikinci adımı, âfâk ve enfüsün ilerisine koymuşlardır. Sülük ve cezbeyi geride bırakmışlardır. Çünki, sülûkün nihâyeti, Seyr-i âfâkînin sonuna kadardır. Cezbenin nihâyeti, Seyr-i enfüsînin sonuna kadardır. Seyr-i âfâkî ve enfüsî temâm olunca, sülük ve cezbe de temâm olur. Bundan sonra ne sülük kalır ne cezbe. Bu sözümüzü sülük ve cezbe sâhibleri anlıyamaz. Çünki, onlara göre, âfâk ve enfüsün üstünde yol yokdur. İnsanın ömrü sonsuz olup, hep seyr-i enfüsî yapsa, yine temâmlı-yamaz. Bu büyüklerden biri buyuruyor ki, fârisî beyi tercemesi:

Eğer bütün ömrünce yürüse de insan.

Kendinden dışarı çıkmağa bulmaz imkân.

Bu yolu bana gösterenler o kadar biiyiikdür ki, onların sâyesinde gözümü aç-dım. Onların sâyesinde bunları söyliyebiliyorum. Tesavvufun cliflıâsını onlardan öğrendim. Mevleviyyel derecesine onların teveccühü ile kavuşdunı. Eğer ilmim varsa, onların ilim deryalarından birkaç damladır. Eğer ma’rifet sâhibi isem, onların il-tifâtlarının eseridir. Nihayetin başlangıcda yerleşmiş bulunduğu yolu onlardan öğrendim. Kayyûmluk cihetine çeken ipin ucunu onlardan aldım. Onların bir bakışı ile, öyle şeylere kavuşdum ki, başkaları kırk gün çile çekmekle göremez. Onların sözünden öyle şeyler edindim ki, başkaları senelerle çalışmakla ele geçiremez. Fârisi iki beyt tercemesi:

Şemseddînin bir bakışına Tebrîzde kavuşan kişi.

Çile çıkaranlara güler, ayblar dâim herkesi.

Nakşibendiyye, nasıl kâfile sürücüdür?

Kâfilesini gizlice maksada götürür.

Bu büyükler, yola, seyr-i enfüsîden başlıyor. Seyr-i âfâkîyi bununla berâber yapmış oluyor. Bu hâle, (Sefer der vatan) sözü ile işâret ediyorlar.

Bu büyüklerin yolu pek kısadır. Maksada çabuk ulaşdırır. Başkalarının yolunun sonu, bu yolun başlangıcına varır. Bunun içindir ki, (Biz, nihâyeti, başlangıca yerleşdirdik) buyurmuşlardır. Velhâsıl, bu büyüklerin yolu, başka tesavvuf yollarından çok yüksekdir. Diyebilirim ki, bunların huzûru ve âgâh olmaları (Allahü teâlâ ile her ân beraber olmaları], onların çoğunun huzûrunun üstündedir. Bunun içindir ki, (Bizim bağlılığımız, bütiin bağlılıkların üstündedir) buyurmuşlardır.

Seyr-i âfâkî lüzûmlu değildir. Maksad, gâye bu seyre bağlı değildir. Çünki, âfâka düşkünlük, nefse düşkün olmakdan ileri gelir. İnsan, herşeyi, kendini sevdiği için sever. Çocuğunu, malını sevmek, onlardan istifâde edeceği içindir. Seyr-i enfüsîde, insanı, Allahü teâlânın sevgisi kaplıyarak, insan, kendini sevmekden kurtulduğu için evlâd ve mal sevgisi de, bununla berâber yok olur. O hâlde, seyr-i enfüsî muhakkak lâzımdır. Seyr-i âfâkî, buna bağlı olarak, bununla berâber müyesser olur. Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” seyrleri, yalnız seyr-i enfüsî idi. Seyr-i âfâkî, bununla berâber yapılıyordu. Evet, seyr-i âfâkî de, ara yerde, hiç durmadan, devâmlı yapılır. Sonuna varılırsa, bu da iyidir. Fekat, arada takılıp kalınırsa ve sonuna varılmazsa, hemen hemen fâidesiz olur. İstenilen gâyeye mâni’ olan şeylerden biri sayılır.

Seyr-i enfüsî ne kadar ilerlerse, o kadar kârlı olur. Bu seyri temâmlıyarak en-füsden dışarıya çıkmak, çok büyük ni’metdir. Enfüsdeki değişiklikleri âfâk aynasında görmeğe, kendindeki değişmeleri âfâkda görmeğe ne lüzûm var. Kalbin temizliğini âlem-i misâlde anlamak ve bu temizliği, âlem-i misâlde kırmızı nur olarak görmek de böyledir. Niçin kendi vicdânına bırakmıyor ve değişikliklerini ve temizliğini kendi firâseti ile anlamıyor. Meşhûrdur ki, birisi oniki sene tabîbe muhtâc olmamış, hâllerindeki değişikliği kendi vicdânı ile anlamışdır. Sıhhatini ve hastalığını kendi firâseti ile bilmişdir. Evet, seyr-i âfâkîde, ilmler, ma’rifetler, tecellîler ve zuhûrlar çok olur. Fekat, bunların hepsi zillerin görünüşüdür. Misâllerle, hayâllerle avunmakdır. Ba’zı mektûblarda bildirdiğimiz gibi, seyr-i enfüsî zillere, akslere bağlıdır. O hâlde, Seyr-i âfâkî, zillerin zilline bağlı olur. Çünki, âfâk, enfüsün zilleri gibidir ve enfüsü gösteren ayna gibidir. Enfüsdeki değişiklikleri, âfâk aynasında görmek ve latîfelerin temizlenmesini ve sıfât-ı ilâhiyye ile sıfatlanmasını âfâk aynasından anlamak, insanın rü’yâda, âlem-i misâlde kendini pâdişâh görmesine veyâ zemanın kutbu görmesine benzer. Hâlbuki, ne pâdişâhdır, ne de kutb olmuşdur. Bu rü’yâdan, onun, hâ-ricde, uyanık iken de pâdişâh ve kutb olabileceği anlaşılır. Tezkiye [latîfelerin temizlenmesi] seyr-i enfüsîde olur. Seyr-i âfâkîde görülen bu tezkiyenin kâbil ve mümkin olmasını haber verir. Seyr-i enfüsîde kendini temiz görmedikçe ve vicdânı ile, kendini temizlenmiş bulmadıkça, Fenâ hâsıl olmaz. Makâmât-i aşereye kavuşamaz. Yedi hâlden eline ancak hava girer. Görülüyor ki, Seyr-i enfüsî de, Seyr-i ilallahın içindedir. Seyr-i ilallahın temâmlanması ile, Fenânın hâsıl olması, Seyr-i enfüsînin temâm olmasına bağlıdır. Seyr-i fillah, Seyr-i enfüsîden çok sonra hâsıl olur.

Ey mes’ûd insan! Seyr-i enfüsîde, insanın kendine olan bilgisi ve sevgisi kalmadığı için, kendine bağlılığı da kalmaz. Bunun sonucu olarak, başkalarına bağlılığı da yok olur. Çünki, kendine bağlı olduğu için, başkalarına da bağlanmışdır. O hâlde, Seyr-i âfâkî, Seyr-i enfüsînin altında yapılmakdadır. Sâlik, yalnız Seyr-i enfüsîyi yapınca, hem kendine bağlılıkdan, hem de başkalarına bağlanmakdan kurtulur, işte bu söylediklerimizden, Seyr-i enfü.sînin ve Seyr-i âfâkînin ma’nâsı kolayca anlaşıldı. Çünki, enfüsde seyr, âfâkda da seyrdir. Kendine olan bağlılıkları yavaş yavaş ortadan kaldırmak, enfüsde seyrdir. Seyr-i enfüsî yaparken, âfâka olan bağlılıkların çözülmesi de, seyr-i âfâkîdir. Hâlbuki başkalarının anlatdığı seyr-i âfâkî ve Seyr-i enfüsîyi açıklamak gücdür. Evet, doğru olan şeylerde güdük olmaz.

Seyr-i enfüsîde, sâlikin latîfeleri aynasında, Allahü teâlânın ismleri ve sıfatları görünüyor diyorlar. Buna tahliyeden [boşaltmakdan] sonra doldurmak diyorlar. Bu görünenler, hakîkatde ismlerin ve sıfatların zillerinden bir zillin görünüşüdür, önce ismlerin ve sıfatların zillerinden bir zil, tâlibin aynasında görünür. Onun zulmetlerini ve kötülüklerini temizler. Ya’nî, tasfiye ve tezkiye yapar. Bu tasfiye ve tezkiye.



replika samsung, replika s4, replika iphone, replika samsung s4, hp replika, replika note 3, replika s5, paper replika, replika saat, galaxy s4 replika,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder