replika samsung vesilesii evet arkadasalar güzel yazılarımıza devam ederken sözlerime söyle baslıyorum çünki, kalbin ve rûhun, Arşın üstündeki (Âlem-i er-vâh) ile bağlılığı vardır. Maddesiz, ölçüsüz olan o âlem, hüsn-ü cemâl, güzellik âlemidir. Güzelliğin temeli ise (tenâsüb, uygun, düzgün) olmakdır. Bu dünyâdaki bütün güzellikler, o âlemin güzelliğinden gelmekdedir. Güzel, düzgün, âhenkli sesler de, o âleme benzemekdedir. Şerî’ate uyanların kalbi temiz olur. Kuvvetli olur. Böyle kalblerin (Alem-i emr) ile bağlılıkları kuvvetlidir. Bunlara müzik te’sîr edip, harekete getirir. Böyle olan kalb, bir şeye tutulmuş ise, meşgûl olduğu şeyi harekete getirir. Rüzgârın ateşi tutuşdurmasma benzer. Kalbde, Allah sevgisi varsa, güzel ses, bu sevgiyi artdırır. Fâideli olur. Bir kimse şerî’ate uymaz, nefsine uyarsa, kalbi bozulur. Nefsi kuvvetlenir. Hasta kalb müzikden zevk alamaz. Müzik bunun nefsini harekete getirip zararlı olur, harâm olur. Kalbde Allah sevgisi olabileceğini anlamıyan-lar, güzel sese hep harâm der. Bunlar, insan kendi cinsini sevebilir. İnsanın kalbi, kendi cinsinden başka şeye bağlanamaz diyerek, Allah sevgisine inanmıyor. Bunlara, şerî’at, Allah sevgisini emr ediyor denince, bundan maksad, emrlerini seve seve yapmakdır diyorlar.
Güzel ses, kalbe, dışardan birşey getirmez. Sağlam kalbdeki halâl olan bağı harekete getirir. Hasta olmıyan kalbin tegannî dinlemesi halâl olur. Kalbde bir bağlılık yoksa, güzel sesden lezzet alması, kuş sesi dinlemek, yeşillik, akar su, çiçekler seyr etmek gibi olur. Bunları seyr, göze lezzet verdiği gibi, güzel koku, burna hoş geldiği gibi, lezzetli yemek ağza tatlı geldiği gibi ve lise bilgileri, fennî buluşlar, akla hoş geldiği gibi, güzel ses de, kulağa lezzet vermekde olup, onlar gibi mubâh olur.
Kalbi hasta olanın nefsi, yabancı bir kızı veyâ oğlanı ister. Müzik dinlediği ze-man, nefsinde bunlara kavuşmak arzûsu artar. Bunlarla buluşması harâm olduğundan, her çeşid tegannîyi dinlemesi de, harâma sebeb olur.
Kalbi hasta olmıyan kimse, kız, aşk, şehvet anlatan sesleri işitince, kalbi bunlardan zevk almaz. Sıkılır. Kalb hasta ise, bunlardan nefs zevk alıp bu yola hareket eder. Böyle kimselerin müzik dinlemeleri harâm olur. Erkek ve kız, bütün gençler böyledir. Şerî’atin, sönmesini emr etdiği nefs âteşini tutuşduran herşey harâmdır. Hasta olmıyan kalbin, halâl şeylere olan sevgisini, bağını artdıran sesleri dinlemek de, ba’zı şartlarla mubâh olur.
Hacca gidecek olanm Kâ’be, hac, Mekke, Medîne şarkılarını dinlemesi, askerlerin harb, kahramanlık şarkılarını dinlemesi mubâh, hattâ sevâb olur.
(Mevâhib-i ledünniyye) de diyor ki, (Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Mekkeye girdiği zeman, önünde İbni Revâha beytler okuyarak gidiyordu. Ömer “radıyallahü anh” bunu görünce, Resûlullahın önünde şi’r okunur mu? diyerek darıldı. Resûlullah da, Bırak yâ Ömer. Mâni’ olma! Bu beytler kâfirlere, ok atmakdan dahâ çok te’sîrlidir buyurdu). Buradan anlaşılıyor ki, nefsi azdıran şi’rleri okumak câiz olmayıp, harbde kâfirlere zarar verici, onları üzücü şi’rleri okumak câizdir.
Günâhları, kusûrları, azâbları anlatan kasîdeleri, İlâhîleri dinliyerek, üzülmek, tevbeye sebeb olmak sevâbdır. Fekat, ölüme, kazâ kadere karşı üzülmeğe sebeb olan İlâhîleri, kasîdeleri dinleyerek üzülmek harâm olur. [Bunun için, mevlidlerde vefât bahsini okumamalıdır].
Düğün, ziyâfet, sünnet, bayram, sefer dönüşü gibi sevinmesi lâzım olan yerlerde halâl olan ses ile neş’elenmek mubâhdır. Bu sesler, nefse değil, kalbe kuvvet verir. Kalbi kararmış olanların, kalbimde Allah sevgisi var diyerek ses, İlâhî dinlemeleri insanı ekseriya aldatır. Kalbin temiz, kuvvetli olup, nefsi ezmiş olduğunu, yâhud kalb hasta olup, nefsin azmış olduğunu ancak Mürşid-i kâmil anlar. [Bunun içindir ki, imâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh”, ikiyüzaltmışaltmcı [266] mektûbunda, gençlerin toplanarak kasîde, İlâhî okumalarını uygun görmemişdir].
[Zâhir bilgilerinde derin âlim ve bâtın marifetlerinde ârif ve kâmil olan Maz-har-ı Cân-ı Cânân buyuruyor ki, (Simâ’ ya’nî Kasîde, İlâhî, mevlid dinlemek hasta olmıyan kalbe rikkat verir, yumuşatır. Yumuşak kalbli müslimâna Allahü teâlâ merhamet eder. Allahü teâlânın merhametine sebeb olan şey niçin harâm olsun? Çalgıların harâm olduğu sözbirliği ile bildirilmişdir. Yalnız, düğünlerde def (davul] çalmak mubâh ve ney çalmak mekruh denildi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sel-lem”, yolda giderken ney sesi işitdi. Mubârek kulaklarını kapadı. Yanında olan, Abdüllah bin ömerin de kapamasını emr buyurmadı. Demek ki, işitmemek takvadır, azîmetdir. Simâ’ için, âlimler arasında ihtilâf vardır. Câiz diyenler de, değil diyenler de oldu. İhtilâf edilmiş olan birşeyi yapmamak dahâ iyidir. Takvâ ehli, bunun için, yüksek sesle zikr etmemiş, sessiz zikri âdet edinmişlerdir. Mazhar-ı Cân-ı Cânâ-nın bu sözleri, (Makâmât-ı Mazhariyye) de yazılıdır.
Dürr-ül me’ârif) in dördüncü sahîfesinde diyor ki, (Simâ’ ancak, Allahü teâlâ-ya müteveccih olanlara câizdir. Herşeyi Allahü teâlâdan bilirler, lhtiyârî olmıyan raksa (Vecd) denir. İrâdî ve ihtiyârî olarak raks etmeğe (Tevâcüd) denir. Nizâmüddîn-i Evliyâ hazretlerinin meclisinde Simâ’ vardı. Fekat çalgı yokdu. Kadın ve oğlan da yokdu. El şaklatmak bile yokdu. Aletsiz, çalgısız olan sese (Simâ’) [ya’nî (Tegannî)] denir. Âlet ile, çalgı ile birlikde olan insan sesine (Gınâ) [ya’nî (Müzik)] denir. Gmânın harâm olduğunu bütün âlimler sözbirliği ile bildirmişlerdir. Isrâ sûresinin altmışdördüncü âyetinin, gınâyı harâm etdiğini bildiren âlimler vardır. (İlk tegannî eden şeytândır) ve (Gınâ, kalbde nifak hâsıl eder) hadîs-i şerifleri de gınânın harâm olduğunu göstermekdedirler. Âlimler, simâ’ın harâm olmasında ihtilâf etdi. Gınânın harâm olduğunda ihtilâf yokdur. Kadın ve oğlan sesi gmâya dâhildir. Simâ’a halâl diyen âlimler de, buna şartlar bildirdiler. Bu şartlar bulunmıyan simâ’ da sözbirliği ile harâm olur). (Dürr-ül-me’ârif) den yapılan bu terceme de gösteriyor ki, islâmiyyetde müzik, çalgı yokdur. Son zemanlarda işitilen (İslâm müziği] sözünün islâmiyyetde yeri olmadığı anlaşılıyor. Harâma halâl diyenin kâfir olacağ bildirildi. Bunun için, harâmı ibâdete karışdıranın, hem kâfir olacağı, hem de islâ miyyeti yıkmak, bozmak için uğraşan zındık olacağı hâtıra gelmekdedir. Kur’ân-kerîmi, tekbîrleri ve İlâhîleri çalgı ile, ney çalarak okumak, bunun için çok tehlükel bid’atdir.
Kur’ân-ı kerîmi güzel ses ile, tecvîd ile okumalıdır. Tegannî ile, kelimeleri değiş dirip nağmeye uydurarak okumak harâmdır.
Genç hâfızların, genç kadınlar, kızlar arasında, Kur’ân-ı kerîm, mevlid, ilâl okuması da gınâ olur. Harâm olur. Bir kimse, bir yere şehvet ile bakarsa, kalbi oraya takılıp lekelenir, hastalanır. Kalb hastalanınca, nefs kuvvet bulur, azar.
replika samsung, replika s4, iphone replika, samsung replika s4, note 3 replika, replika s5,

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder