Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefonlar,dan islam bilgisi

 replika telefonlar

replika telefonlar,dan islam bilgisi bugün sizlere replika telefonlar islam bilgilerini sizler icin hazırladı ve arkadaslar sizlerin bu yazılarımızı  okumanızı istiyoruz allah hakkında islam hakkında güzel ve faydalı yazılarımızı okumanızda fayda var ve sizler icin replika telefonlar diyorki  nitekim Sevgili Peygamberimiz (Allahü teâlâ buyuruyor ki, üstünlük ve azamet, bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehenneme atarım, hiç acımam) buyurdu. Fakat kalbinde zerre kadar îmân olan, Cehennemde sonsuz kalmayacak, Cennete girecektir. Büyük günah işleyip de tövbe etmeyen, şefaata, affa kavuşamıyan mü’min. Cehennemde günahlarının karşılığı olan azâpları çektikten sonra çıkarılacak. Cennete sokulacaktır.
Cennete giren, oradan hiç çıkmayacaktır. Hadîs-i şerîf-de (Kibri, hıyaneti ve kul borcu olmayan mü’min, hesapsız Cennete girecektir) ve (Kul hakkı, mü’minin aybı, kusurudur) buyuruldu.İnsanlardan cahil olanlar, yedi şeye kavuşunca, kendilerini başkalarından üstün, büyük görürler. Büyüklenmeye sebep olan yedi sıfat şunlardır: Din ve fen bilgilerinde yükselmek, yapılan ibâdetler, mensup olduğu ailenin soyu-so-pu, güzellik, kuvetli olmak, mal ve mevki-rütbe sahibi olmak. Bunlar, iyi niyetlerle yapılırsa herbiri, Allahü teâlânın rızasını kazanmaya da sebep olur, insanlara faydalı olmaya yarar. Bu sıfatları ile büyüklük, üstünlük taslayanları Allahü teâlâ sevmez. Haset, kin tutmak ve riya (gösteriş) da büyüklenmeye sebep olur.Büyüklüğün ilâcı tevazudur. Tevazu alçak gönüllü davranmak, büyüklenmemek demektir. Yüce Rabbimiz, (Bü-yüklenenleri sevmem, tevazu edenleri severim) buyuruyor. Sevgili Peygamberimiz de, (Allahü teâlâ tevazu üzere olmayı bana emretti. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye büyüklük, üstünlük göstermeyiniz.) buyurdu.
Cebele ibni Eyhem, Gasânî meliklerinin sonuncusudur. Daha önce müslüman olmuştu. Hicretin birinci senesinde Medine’ye geldi. Melik olduğu için hizmetçileri, eşyaları çoktu. Kendisi ve hizmetçileri çok güzel giyinmişlerdi.
Onu da beraber götürdü. Kâ’be’de tavaf esnasında yoksul bir müslüman kalabalık ve sıkışıklık dolayısıyla yanlışlıkla Cebelenin eteğine basarak yırttı. Cebele de çok kızarak, o yoksul müslümana bir tokat vurup, burnunu kırdı. O da Hazret-i Ömere giderek şikâyetçi oldu. Hazret-i Ömer Cebeliyi çağırdı. Aralarında şu konuşma geçti:
Ya'hasmını razı et, yahut kısas ederim.
Ben bir melikim. O şahıs ise yoksul bir adamdır. Onun için bana nasıl kısas edersin.
İslâmiyet sizin aranızdaki ayrılığı kaldırmıştır. Kanunlar önünde, herkes birdir.
Ben Islâmdan çıkarsam, aramızdaki ayrılık kalkar mı?
Suç cezasız kalmaz.
Hıristiyan olursam ne olur?
Hıristiyan olursan boynunu vururum.
Bunun üzerine Cebele, Hazret-i ömerden düşünmek için izin aldı. O gece adamlarıyla beraber Medine’den kaçtı. İstanbul’a gitti. Hıristiyan oldu ve orada öldü. Kibir ve gururu yüzünden hem yurdundan, yuvasından oldu, hem de dîninden olarak sonsuz felâkete yuvarlandı.
İslâm âlimlerinden Muhammed ibn-i Semmâk Abbasi halifelerinden birisinin huzuruna girdi. Halife, bir bardak ile su içiyordu. Bu sırada halife İbn-i Semmâk’a:
Bana öğüt ver, dedi. İbn-i Semmâk:
Sen şiddetli suzuluğa yakalandığın vakit, bu suyu ancak sana bütün servetin karşılığında verecek olsalar ne yapardın? diye sordu. Halife:
Bütün servetimi verir, bu suyu alırdım, dedi. Bunu
O halde, bir bardak su değerinde olan servetinle sakın böbürlenme! dedi.
Kötü insana, kendi kötülüğü yeter. Başka bir şey yapmaya gerek yok!” derler. Ne güzel söz, değil mi? dedi.
Evet efendim! Gerçekten öyle.
Biraz sonra, vezir dairesine gitti. Birçok iş sahibi. Onu bekliyordu. Hepsinin işini sıkılmadan, güler yüzle halletti.
Akşam evine vardı. Hanımı, çocukları ve hizmetçileriyle birlikte yemek yedi. Hep beraber yatsı namazı kıldılar. Herkes yatağına çekildi.
îyi kalbli Vezir, uzun müddet Kur’ân-ı kerîm okudu, yüce Allah’a şükretti. Duâ etti.
Ertesi gün, bir arkadaşı ziyaretine geldi. Kendisini, Sultanla konuşturmasını rica etti. Vezir de;
Hallederiz, dedi.
Biraz sonra arkadaşı, sultanın huzurundaydı.
Muhterem Sultanımız. Sizin bu Veziriniz, benim arkadaşımdır. Fakat maalesef kendisini, sizden bile büyük görüyor. Çok kibirli...
Ne diyorsun?
İnanmazsanız dikkat edin. Sizinle konuşurken, burnunu tutacaktır. Kibrinden, gururundan, başını öbür tarafa çevirecektir!..
Olur mu öyle şey?.
Deneyin, göreceksiniz efendim...
Konuşması bitti, dışarı çıktı. Vezir gülüyordu. Arkadaşı ona dedi ki:
insanlara zarar verendir) buyurdu. O halde her müslüman, îmânı düzelttikten sonra, iyi insan olmağa, insanları sevindirmeğe çalışmalıdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
Bir kimse, bir mii’ınin kardeşini sevindirirse, Hak leâlâ o kimsenin kalbini kıyamet gününde ferahlandırır).
Her kim dünyada bir ınü’min kardeşinin işini görürse, Hak leâlâ, o kimsenin yetmiş işine kolaylık ihsan bııymur. O yelmiş işin on tanesi dünyada, altmış tanesi kıyâmet gü-nündedir. Bir kimse, bir mü’min kardeşinin aybmı kapatırsa, Allahü teâlâ o kimsenin bütün ayıplarını kıyâmet günü kapatır).
Bir insanın kendini, iyiliklerini 've ibâdetlerini üstün görmesi, kötü bir huydur. Allahü teâlâ, kendini başkalarından üstün görmeyi ve üstün bilmeyi haram etmiştir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (Kalbinde zerre kadar kibir “büyüklük” bulunan kimse Cennete giremez) buyurdu. İnsanlardan, Allahü teâlâya karşı bile üstünlük taslayanlar oldu. Nemrud ve Firavun böyleydiler. Tanrılığını ilân ettiler. Allahü teâlânın nasihat vermek için gönderdiği peygamberini, Nemrud ateşe attı. Firavun da öldürmek istedi. Her ikisi de aciz, zavallı bir insandı. Allahü teâlâ Nemrudun canını, burnundan beynine giren bir sinek ile aldı. Firavunu da Kızıl Denizde boğdu. Her asırda böyle ahmaklar gelmiştir. Tarihte bazı zalimler, milyonlarca insanı öldürerek ve işkence yaparak, din adamlarını ve müslümanları, din kitaplarını yok ederek, milletlerini sindirmişler, korkutarak kendilerine tap-tırmışlardır.
Peygamberlere karşı büyüklük gösterenler oldu. Şeytan, ilk peygamber Âdem aleyhisselâma secde etmeyerek ilk kibirli kimse oldu. Sevgili Peygamberimiz îslâmiyeti açıkladığı ve yaymaya başladığı zaman, (Bu din, Mekkenin ileri gelenlerine indirilseydi daha iyi olurdu) dediler. Büyüklük ve azamet, Allahü teâlâya mahsustur. Evet bugün replika telefonlar yazılarına burda son verirken yarın aksamdan sizler icin kaldıgı yerden devam edece replika telefonlar sizler icin elinden gelen gayreti vgösteriyor.






replika telefon, replika, replika telefonlar, replika samsung,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder