Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

lcd ekran tamirinden islam bilgisi3

 lcd ekran tamiri

lcd ekran tamirinden islam bilgisi3 evet arkadaslar sizler icin güzel yazılarımızı yazan
lcd ekran tamiri sizlere herzaman oldugu gibi yine lcd ekran tamiri diyorki Meryem’in (r.anhâ) ismi, Kur’ân-ı kerîmde çok zikredilmiş. Enbiyâ sûresinin 91. âyet-i kerîmesinde ismi geçmeden, fakat ona işâ-retle, ırzını çok güzel koruduğu bildirilmiş, Mâide sûresinin 75. âyet-i kerîmesinde ise “Sıddîka” diye övülmüştür.Hz. Meryem’in fazîletleri, diğer insanlar arasında mümtaz, ayrı bir yeri olması, gönderilmesi.
3-Kerâmetlere nâil olması.

4-Cebrâil aleyhisselâm ile kc görüşmesi.

5Hz. îsâ’nın kundakta iken konuşı böylece, Hz. Meryem’in iftirâlardan olduğunun ^âbit olması.

6-Kendinin ve oğlu Hz. îsâ’nın, âler ve misâl kılınması.


Hz. Meryem’e, îsâ aleyhissi müjdelenmesi: Hz. Meryem on beş ulaştığında, Yûsuf-i Neccâr isminde nişanlanmıştı. Fakat onunla evlen Allahü teâlâ, Hz. Meryem’e babasız olı çocuk vereceğini müjdelemişti.
Rivâyete göre, Hz. Meryem, E Makdis’te kendisi için Zekeriyyâ aleyh tarafından tahsis edilen odada bulun yaç hâlinde dışarı giderdi veya ibâdetir yapar, şâir zamanlarda Zekeriyyâ aleyl mm hanımının yanında bulunurc hususta rivâyetler muhteliftir. Böyle b ile, evinin veya Beyt-ül-Makdis’in doğ bir yerde bulunurken veya güneşlenirken Cebrâil aleyhisselâm geldi. Her âzâ düzgün bir genç insan şeklinde idi. A ünde değil de böyle bir insan şeklinde ç Hz. Meryem’in onu aslî şekliyle’ g tahammül edemiyeceği içindir.
Hz. Meryem, birden karşısında böy görünce, kemâl-i edebinden ve iffetiniı ğundan pek fazla endişelendi, kalbine geldi. Bulunduğu yer tenhâ idi. Buna perde de çekmişti. Böyle iken oraya { kimsenin gelmesi onu telâşa düşü Hemen; "Ben senin bana bir zarar verir kullarını böyle zararlardan korumaya I her nimet ve ihsânın sâhibi olan Allahü sığınırım. Benim yanımdan çekil. Eğeı teâlânm azâbmdan korkar, günah işle sakınırsan, herhangi bir fenâlık yap Yanımdan git ve bana taarruz etme.
Genç bir delikanlı sûretinde gelen aleyhisselâm, ona, kendinin melek ol ve endişelenmemesini bildirio;
Allahü teâlânın rızâsını iinmaktan başka bir şey olmamalıdır, di iyiliklerini ve başkalarında gördüğü jr ve kabahatleri örtmeli, unutmalı, gör-:likten gelmeli; işlediği hatâ ve günahları aslâ unutmamalı, devamlı tövbe ve istigfâr elidir.
fefsîr âlimleri, Âl-i İmrân sûresinin 37. l-i kerîmesinde; “...Rabbi onu güzel bir }ât gibi büyüttü.şeklinde zikredilen nı tefsir ederlerken buyuruyorlar ki: "Rabbi I güzel terbiye ile terbiye edip, yetiştirdi. )bi onun yaratılışını, noksansız ve eksiksiz şekilde tam, düzgün yaptı. Allahü teâlâ onu )ğlunu (îsâ aleyhisselâmı) âlemlere bir âyet li kudretine alâmet ve delîl kıldı.
Hz. Meryem’in faziletleri: Hz. Mer-n, Dâvûdaleyhisselâmınneslindendır İbn-i âkir'ih (r.aleyh) rivâyetine göre, Hz., ıryem’in, Dâvûd aleyhisselâma kadar olan sebi şöyle bildirilmiştir; Meryem. İmrân’ın idır. İmrân, Mâsân’ın oğlu, o Azer’in. o Yûd'
Ahnez’in, o Sâduk’un, o lyâzûz’ün, o fâkîm’in, o Eybûd’un, o Zeryâbil’in, o Şaltâl o Yûhînâ’nın. o Berşâ’nın, o Amûn’un, o şâ’nın, o Hazkiyâ’nın (Hazkıyâl'ın).
Musâm’ın, o Azriyâ’nın, o Yevârim’in, o Yûşâ-:’ın, o îsâ’nın. o îbân’ın, o Rec’âm’ın,
Süleymân’ın, o da Dâvûd'un (aleyhis-ılâm) oğludur. Bu silsile hakkında ha değişik rivâyetler de vardır. Fakat, Dâvûd îyhisselâmın neslinden olduğunda ihtilâf ıktur. Babası İmrân, zamânında, çok namaz makla tanınmıştı.
kızı idi. Fâkûd, Kâbîl’in oğlu idi. Annesi de zamânın çok ibâdet edenlerinden idi.
Meryem (r.anhâ) gece-gündüz hep ibâ-îtle meşgûl olurdu. O kadar çok ibâdet lerdi ki. ibâdeti Benî İsrâil arasında darb-ı esel hâline geldi. Hâli ve hareketi, yaşayışı 5k güzel idi. Allahü teâlâ ona bir çok kerâmet-r, güzel hâller ihsân etmiş idi.
Yâd eyle şu vakti ki; melekler (yâni Cebrâil aleyhisselâm. Hz. Meryem’e şifâhen) şöyle demişti; Ey Meryem! Muhakkak ki Allahü teâlâ (çok ibâdet etmenle ve tertemiz olmanla) seni seçti ve seni (kötü hasletlerden ve kabîh, çirkin âdetlerden) pâk etti. Ve seni âlemdeki (zamânındaki) bütün kadınlara mümtaz küdu (Hz. Meryem, Allahü te-âlânın pek çok lütuf ve ihsânına kavuştu. Allahü teâlâ bunu beyân buyurduktan sonra, bu nîmetlere şükür olarak ibâdet ve tâatını arttırmasını ona vâcib kıldı ve buyurdu ki:)
Ey Meryem! (Şükür için) Rabbin teâlâ hazretlerine tâate devâm eyle! (Veya O’na şükür için namazında kıyâmını uzun eyle!) Rabbine secde eyle! Rükû edenlerle berâber rükû eyle (namaz kılanlarla namaz kıl).” (Âl-i İmrân sûresi; 42-43)
Bu emirden sonra Hz. Meryem’in ibâdet ve tâate devâmı daha çok arttı. İmâm-ı Evzâ’î (r.aleyh) buyurdu ki; "Vaktâ ki Meryem (r.anhâ) bununla emrolundu, namazda çok durmaktan, çok namaz kılmaktan ayakları şişti.Hz. Meryem, o zamanda bulunan bütün kadınların en faziletlisi idi. Nitekim BuhârFde Hz. Ali’nin rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfde. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sel-lem ; '*İmrân kı n Meryem, zamânında dünyâda bulunan bütün kadınların hayırlısıdır. Ru ümmetin kadınlarının en hayırlısı da lladîce*dir (r.anhümâ) buyurmuşlardır.
Te'îsîr âlimleri yukarıda meâli verilen Al-i İmrân sûresinin 42. âyet-i kerîmesini tefsîr ederken buyuruyorlar ki; Hz. Meryem’e gelerek, söz söyleyen Cebrâil aleyhisselâm idi.Benim hiç çocuğum olur mu? Ben evli değilim. İffetsiz bir kimse de değilim ki, başkasından hâmile kalmış olayım. Bana hiç bir erkek dokunmadı. Bir erkek ile bir araya gelmedim. Günah da işlemedim. O hâlde benim nasıl çocuğum olur ki?" dedi.
Cebrâil aleyhisselâm ona; "Evet iş dediğin gibidir. Sen evli değilsin. Şer’îhudûdun dışına taşarak bir iffetsizlik de yapmadın. Fakat Hak teâlâ sana, babasız bir çocuk ihsân edecek. Böyle yapmak O’na pek kolaydır. Zîrâ O, her dilediğini yapmaya kâdirdir" dedi.
Hz. Meryem, Allahü teâlânın, bir çocuğu babasız olarak halketmeye kâdir olduğunu elbette bilir ve tasdik ederdi. "Benim nasıl çocuğum olur ki...” diye sorup, kendi durumunu îzâh etmesi, buna inanmamasından değil, bu işin nasıl olacağını anlamak istemesindendir.
Daha sonra, Cebrâil aleyhisselâm bu işin takdir edildiğini, tamâm olduğunu; çocuğun, babasız olarak Allahü teâlânın “Kün=OI’’ emriyle yaratılacağını ve isminin Meryem oğlu Mesih îsâ olduğunu bildirdi. Ayrıca çocuğun, Allahü teâlâ katında mertebe ve derecesinin pek yüksek, makbûl bir kul olduğunu söyleyerek, onun sıradan bir çocuk olmadığını insanlara hak ve hakikati bildireceğini de haber verdi.
Mesih; meshedilmiş, meshedilen demektir. îsâ aleyhisselâma niçin Mesih dendiği hususunda tefsîr âlimlerinden muhtelif rivâyetler gelmiş olup, bunlardan bâzıları şöyledir:

1-Her türlü pisliklerden uzak, günahlardan temizlenmiş olduğu için ona bu isim verilmiştir

2-Hangi hastaya dokunsa, Allahü teâlânın izni -ile hasta iyi olurdu. Bunun için Mesîh denilmiştir.

3-îsâ aleyhisselâm yeryüzünde çok seyahat ederdi. Buna işâretle Mesîh denilmiştir.

4-Mesîh. İbrânîdilinde mübârek mânâsına-dır Hz. îsâ’nın şerefinin ve fazîletinin üstünlü-
oeoraıı aıeynısseıamm ünde Hz. Meryem’e gelere müjdelemesi ve bu esnâd; konuşmalar husûsunda, A 45-47. âyet-i kerîmelerindi ki: **Melâlke (Cebrâil aley Ey Meryem! Allahü t bir kelimeyi ("Ol ” emri çocuğu) sana müjdeliyi ismi, Meryem oğlu Met yâda da âhırette de ve kadri yüce) dir. (Denildi olması, peygamberliği; âhı ise şefâatidir.) Ve o mut teâlâ indinde yüksek derec lardandır. O beşikte il de, yetişkin iken de ins çaktır. O sâlihlerden (b ve bütün yasaklardan kaçı Hak teâlânın emirlerine uyı den) dir.Melek böyle söyleyinc **Ey RabbimJBana hiç i mamışken benim n olabilir?** dedi. (Bunun û ona Cebrâil (a.s.) vâsıtasıy buyurdu ki: Evet öy kimse dokunmamıştır, teâlâ neyi dilerse yarat yince ona sâdece.
Allahü teâlâ eşyâyı, i zâhirî sebepler ve maddelö safha yaratmaya kâdir olchi ler hiç olmadan, bir defâda maya da elbette kâdirdir. '
Yine bu hususda Meryeı âyet-i kerîmelerinde de  kerîmde Me da zikret. Hani o, âit\ şark tarafında, (evinii Makdis’in doğu tarafında)’ mişti. (Bir rivâyette hayZdı etmeğe gitmişti.Bu durum karşısında ne yapa-ısıl tavır alacağını bilemiyor, fakat çözemediği için de âdetâ aklını kaçı-oluyordu. Nihâyet bir yolunu bulup, m'e dedi ki: “Ben sende çok garib bir orum. Bu mes’eleyi saklayıp, ken-:ara götürmeyi yâni ölünceye kadar iye. bahsetmemeyi istediysem de olamadım.” Hz. Meryem ona; "Söy-Kjiğini söyle” dedi. Yûsuf-i Neccâr; ler misin? Hiç tohum ekmeden ekin dedi. O; “Evet biter" dedi. Yûsuf; mur yağmadan ağaç yetiştiği olur i. O; “Evet olur” dedi. Yûsuf; “Erkek çocuk meydana gelir mi? Babasız :uk doğar mı?” dedi. Bunun üzerine y.anhâ), şöyle dedi: “Evet doğar, ilâ tohumu ilk yarattığında, tohum-'attı? Elbette tohumsuz yarattı. Bunu ısun? Allahü teâlâ, ağacı ilk yarattı-mur ile mi yarattı? Elbette yağmur-I. O, yağmuru da, suyu da, ağacı da. la kendi İlâhî kudretiyle ve sâdece ile yarattı. (Yine ezelî takdîri ile bu ır şeyin sebepler ile meydana gelme-iğinden, meselâ yağmuru, ağacın için bir sebep kıldı. Böyle sebepler la elbette yaratır. Fakat yine O, hâdi->epler ile vukû bulmasını dilediği için, sebepler ile cereyân etmektedir, eşi yakmaya, bıçağı kesmeye sebep •akat dilerse bunlarda te’sir halket elâ; ateşin, İbrâhim aleyhisselâmı 51, bıçağın, Hz. jsmâil'i kesmerne^.i Yoksa sen. tohum ile yağmur sebep-a, Allahü teâlâ ekin ile ağaç yetiştireli mi zannediyorsun?” jryem’in bu sözlerine karşı Yûsuf-i fayır öyle bir şey demliyorum. Bilakis ilâ dilediği her şeyi yapmaya kâdir-,k kudret sâhibi yalnız O’dur. Bir lasını dileyince yalnız “Ol” emrlht y de hemen oluverir diyoruu ' dedi.olmadan meydana geldiğini iyice anlayan Yûsuf-i Neccâr, artık bu hususta daha fazla soru sormanın, fikir yürütmenin ve çeşitli zan-larda bulunmanın yersiz olduğunu düşündü ve yanlış karar vermekten kaçındı:Hz. Meryem’in hâmileliği belli olup, açığa çıkınca, ortalıkta bu mes’ele konuşulmaya ve herkes tarafından dedikodusu yapılmaya başlandı. Yahudıler çeşit çeşit iftirâlarda bulunuyor, akla gelmeyecek ve ağıza alınmayacak şeyler söylüyorlardı. Hz. Meryem gibi, iffet ve nâmûsun, edeb ve hayânın zirvesinde olan tertemiz bir hanım için bu şekildeki sözler ve dedikodular elbette tahammülü mümkün olmayan bir sıkıntı, acısı çok şiddetli olan bir dert idi.
Bu hususta Meryem sûresinin 22. âyet-i kerîmesinde meâlen şöyle buyrulmaktadır:"... Bununla (karnındaki bu çocuğu ile) ailesinden uzak bir yere (bir dağın ardında ve Beyt-i Lahm denilen bir yere) çekildi." (Beyt-i Lahm, Kudüs’ün 10 kilometre güneyinde bir kasaba olup, o zaman sâkin, tenhâ bir yerdi.)
Hz. Meryem’in bu şekilde ayrı bir yere çekilmesi tabiî ki, sıkıntıları gidermiyor, belki sâdece azalmasına sebep oluyordu. Lâkin insanların böyle ileri geri konuştuklarını düşündükçe, üzüntü ve sıkıntısı artıyordu. Zâten hâmilelik hâli başlı başına, çok zahmetli bir durum idi. Bununla berâber, insanların yalan yanlış, uygunsuz lâflar konuşmaları da bu zahmetin üzerine ikinci bir sıkıntı ve zahmet oluyordu. O ise, bütün bunların, Hak teâ-lânm dilemesi ve takdîri ile olduğunu düşünerek tahammül etmeye çalışıyordu. Günleri hep böyle üzüntü ve sıkıntı içinde geçiyordu.Doğumun ilk alâmetleri belirdiği sırada, bulunduğu yerin bahçesinde yürürken, kurumuş bir hurma ağacının altına gelmişti. Doğum sancıları şiddetlendiğinden, mecbûren bu ağaca yaslandı. Çok büyük sıkıntı ve darlık içinde idi.Diup, hurma ağacı da, dalları ve baş kısmı almayan kuru bir hâlde idi.Doğumdan sonra, iftirâ ve dedikoduların yoğalması ihtimâli muhakkak olduğundan, Döyle durumlara karşı Hz. Meryem’in mahcû-)iyetı. ruhî elemi de artıyordu. Nihâyet Hz. /leryem’in aşağı tarafından Cebrâil aleyhisse-âm veya bir irhâs olarak Hz. îsâ nidâ edip dedi d; "Sakın mahcûb olma. Üzülecek birşey yok-ur. Bilakis sevin, haz duy ki, öyle muhterem )ir oğula nâil oluyorsun. Muhakkak ki, Rabbin aâlâ hazretleri, senin ayağının altında küçük )ir nehir yarattı. Böyle yapmakla senin mertebeni yüksek eyledi. O nehirden bedeninde ve Ibisende yıkanması îcâbeden yerleri yıkarsın, ilinle tutunduğun kuru hurma ağacını ken-line doğru çek, silkele! O kuru ağaç, hem de /U kış mevsiminde yeşillenecek, tâze hurma erecektir. Bu da başka bir hârikadır, bir iyilik-r. Bundan istifâde et.Arlık o tâze hurmalardan ye! Akarsudan :erek harâretini gider. Gözün aydın olsun. Jen tebrîke lâyıksın. Mânevî bir lezzet ile yaşa! ısanlardan herhangi bir kimseyi görürsen; 3en, bana bu nîmetleri ihsân eden kerîm Rab-'im. Allahü teâlâ hazretleri için orucu nezret-m. Sükût etmek (susmak) için veya sükût mek sûretiyleoruç tutmak için adakta bulun-jm. Artık bu husûsu size işâretle haber verdik-*n sonra, bu gün hiç bir insan ile jnuşmayacağım. Ben ancak melekler ile înuşurum. Sırf Rabbime niyâz ve yalnız O’na unâcâtta bulunurum" diye söyle” (Kâdı aydâvî hazretlerinin beyânına göre, onlar uçlu oldukları gün konuşmazlardı.)Hz. Meryem de. kendisine yapılan bu nidâ-tn ve bu sözlerden sonra, ayağının altında ıçük bir su arkının aktığını gördü. Hurma lacını sallayıp silkelemek sûretiyle kuru aç, Hak teâlânın izni ve emri ile bir anda şeriverdi. O anda ağaçta; dallar, yapraklar i olgun tâze hurmalar peydâ oldu. Meryem anhâ) hurmalardan yeyip, sudan içerek irâretini giderdi. Biraz sâkinleşmiş, hüznü almış, sıkıntısı hafiflemişti.Hz. Meryem’in doğum sancıları i hurma ağacının yanına gelmesi v sonraki durum hakkında. Meryem 23-26. âyet-i kerîmelerinde buy "Derken doğum sancısı onu hurma ağacına dayanmaya mecbûr etti. (Mevsim kış idi. doğum esnâsında kendisine yardın birisi de yoktu) Bu hâlden ve dc sonra insanların ayıblama ve lan düşüncesinden dolayı; "l bundan evvel ölmüş ve tamâm tülmüş olaydım, unutulup git dedi. (Doğum olup, Hz. Meryem’in r iftirâlar düşünerek mahcûbiyeti ve ka arttığında) aşağı tarafından (Cel yeni doğan îsâ aleyhisselâm) ona şö etti: "Tasalanma. Mcdızân olma, teâlâ senin ayaklarının altınd bir nehir hajketti, yaratıp akıttı hurma ağacını da kendine do^ hareketlendir, silkele ki, ond rine, tâze hurma düşecektir.Acıktığında o hurmalard Su.sadığında nehrin tatlı suyur Oğlunla gözün aydın olsun. Ri merâk etme (insanlar, ayağının altın rın akmaya başlamasını, kurumuş huı cinin, hem de vaktinden evvel yi meyve vermesini görünce, bunları y kâdir olan Allahü teâlânın sana da bat rak bir evlâd vermeye kâdir olduğum Senin iffetini, temizliğini de bildikleri i kında şüpheye düşmekten uzak dürt l^âyet insanlardan birini gö de o senin babasız çocuk getirdi suâl ederse, cevâbında sen, iş "Bugün ben Allahü teâlânın rızt orucu nezr ettim (oruca niy dim.) Bugün ben hiç bir insana söz söylemem" de!" (Onların şe oruç.terk-i taâm ve kelâm idi. Yâni.lcd ekran tamiri sizler icin hazırladı ve sundu yarın kaldıgımız yerden devam edecegiz.




tablet ekran tamiri, tablet ekranı tamiri, ipad ekran tamiri, ipad tamiri, lcd ekran tamiri,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder