Sayfalar
- Ana Sayfa
- Sıkca Sorulan Sorular
- İletisim
- kore malı telefonlar
- Replika telefonlar
- Tablet Ekran Tamiri
- reklam panosu fiyatlari
- Cep Telefonu Fiyatlari
- cep telefonu
- Seo Fiyatlari
- Seo calismasi
- Spot İphone
- Spot Samsung
- Spot Telefon
- Replika samsung note 3
- Replika samsung note 4
- Replika samsung note 5
- Replika samsung s6
- Replika samsung s5
- birebir ürünler
- sahibinden
- replika telefon
- replika telefon google link
- ikinci el satilik cep telefonlari
- replika saat
- Replika LG G4
- Replika Samsung s4
- Replika İphone 6s Plus
- Replika İphone 6s
- Replika Sony xperia z4
- Replika Çanta
- Dokunmatik ekran tamiri degisimi ucuz fiyatlari
- cep telefonu samsun iphone modelleri ucuz fiyatlar...
- İkinci El Cep Telefonu > Samsung, İphone, Htc, Ucu...
- Uzerlik tohumu yagi
- Lcd Ekran Tamiri
- İpad Ekran Tamiri
- Basaksehir Vize > Basvurusu İsin Gerekli Evraklar
- Toptan Kuru Fasulye Fiyatlari > Kuru Bakliyat Piya...
- Toptan Bebek Bezi Fiyatlari > En İyi, En Ucuz Cocu...
- Replika İphone 8 > Cep Telefonu, Fiyatlari
- Replika İphone 8 Plus > Cep Telefonu, Fiyatlari
- Replika Samsung S8 Edge Cep Telefonu Fiyatlari
- Replika Samsung S8 Cep Telefonu Fiyatlari
- Replika Telefon > Cep Telefonu, Modelleri, Faceboo...
- Muadil Toner > Brother, Canon, Epson, Hp, Toner fi...
- Replika Kopya Cep Telefonu
- Toptan Giyim Ucuz Fiyatlari İhracat Fazlasi Toptan Giyim
- Replika Kopya Cep Telefonlari
- Kusadasi Satilik Kiralik Daireler
- Replika cep telefonlari
- Sahibinden catalca satilik arsa tarla
- Replika cep telefonu modelleri
- Hemoroid Kremi > Fiyatlari, Basur Kremi, Tedavisi
- Catch > Pantolon, Gomlek, T shirt Fiyatlari
- Gizli Kamera > Kalem, Kol Saati, Anahtarlik Casus ...
- Replika Telefon Video Serisi
- Replika telefon modelleri fiyatlari
- Satilik Keci Fiyatlari, Honamli Kecisi, gğlak Fiya...
- Replika İphone x Kopya Cep Telefonu
- Replika Samsung Note 8 Kopya Cep Telefonu
replika samsung,dan islam bilgisi6
replika samsung,dan islam bilgisi6 bugün replika samsung sizler icin güzel yazılarını sizlere sunarken replika samsung diyorki altıncı delil: îsâ aleyhisselâmın defn edildiği zemân ve kı-yâm etdiği zemân, şâkirdlerinden kimsenin hâzır bulunmadığı, Arimetalı Yûsüfün defn etdiği ve sonradan Mecdelli Meryemin onu diri olarak gördüğü bildiriliyor. Bu habere karşılık olarak, (Arimetali Yûsüf çarmıha gerilen kimsenin yanına gelince, bunun ölmediğini görmüş olabilir. Ölmediğini söylerse, öldükden sonra tekrâr dirileceğini bildiren İncîl haberinin inkâr edilmesine sebeb olacağından korkarak, gördüğünü saklamış olabilir) düşüncesi hâtıra gelebilir. Bu şübheyi gidermek için papazlar ne cevâb verebilir?
Yedinci delil: Arimetalı Yûsüf, Mattaya göre, îsâ aleyhisselâ-mm şâkirdlerinden zengin bir kimsedir. [Matta: 27-57] Lukanın ifâdesine göre, meclis a’zâsından, Pilatus nezdinde yüksek bir derecesi olan, sâlih bir kimsedir. [Luka: 23-50] Bu zât, çarmıha gerilen kimseyi kabre koyduğunu bildiriyor. Kabre koyması muhakkak ölmüş olduğuna alâmetdir. Tekrâr gördüm diyenlerin, yalan söyle-miyeceklerine göre, bir hayâl görmüş olmaları düşünülebilir.
Sekizinci delil: Çarmıha gerilen kimse, ölmeksizin çarmıh-dan kurtuldukdan sonra, şâkirdleri onu gördükleri zemân, öldükden sonra dirilmişdir zan etmeleri mümkindir. -
îsâ aleyhisselâmın, çarmıhda ölmüş olduğunu ve defn edildiğini isbât etmek için papazlar. Matta İncîlinde yazılı olan, (İnsanoğlu üç gün üç gece arz içinde duracakdır) âyetini delîl getiriyorlar. [Matta: 20-40] Evet, çarmıha gerdikleri kimse ölmüş ve defn edilmişdir. Bunu isbât etmeğe lüzum yokdur. Papazların bu delili ileri sürmeleri, öldükden üç gün sonra tekrâr dirildiğini isbât içindir. Fekat, çarmıha gerdikleri kimse, kabrde üç gün ve üç gece kalmamışdır. Cesedi Cum'a günü akşam haçdan indirilip hemen defn olunduğu ve pazar günü güneş doğmadan önce cesedin
çarmıhda öldükden sonra dirilen kimsenin, yehûdflerden kork-duğunu göstermekdedir. Hâlbuki, yehûdflerce, çarmıha gerilip ölmesi ile Isâ fitnesi ortadan kaldırılmış, zihnlerinde böyle bir şey kalmamışdı. Kudüsde görüşüp konuşmak, mümkin idi. Yehûdî-lerden korkmasına sebeb yokdu. Bu rivâyetin de, İncillere sonradan ilâve edilmiş olduğu meydândadır.
Beşinci delîl: İncîllerde, kıyâmından sonra, Kudüsde ba’zı şahslara görünüp, havârîlerine, bilhâssa annesine görünmediği yazılıdır. Bu sözler, Isâ aleyhisselâmın onlarla görüşmeği istemediğini ve onları kendi semtine uğratmadığını anlatmakdadır. Onlara i’timâdı kalmadığından, yehûdîlerin haberi olur korkusu ile, mülâkâtını, önce birkaç kimseye hasr eylediği anlaşılıyor. Bunun ise, çok yanlış olduğu meydândadır.
Altıncı delîl: îsâ aleyhisselâmın defn edildiği zemân ve kı-yâm etdiği zemân, şâkirdlerinden kimsenin hâzır bulunmadığı, Arimetalı Yûsüfün defn etdiği ve sonradan Mecdelli Meryemin onu diri olarak gördüğü bildiriliyor. Bu habere karşılık olarak, (Arimetali Yûsüf çarmıha gerilen kimsenin yanına gelince, bunun ölmediğini görmüş olabilir. Ölmediğini söylerse, öldükden sonra tekrâr dirileceğini bildiren İncil haberinin inkâr edilmesine sebeb olacağından korkarak, gördüğünü saklamış olabilir) düşüncesi hâtıra gelebilir. Bu şübheyi gidermek için papazlar ne cevâb verebilir?
Yed/nc/de///; Arimetalı Yûsüf, Mattaya göre, îsâ aleyhisselâ-mm şâkirdlerinden zengin bir kimsedir. [Matta: 27-57] Lukanın ifâdesine göre, meclis a’zâsından, Pilatus nezdinde yüksek bir derecesi olan, sâlilî bir kimsedir. [Luka: 23-50] Bu zât, çarmıha gerilen kimseyi kabre koyduğunu bildiriyor. Kabre koyması muhakkak ölmüş olduğuna alâmetdir. Tekrâr gördüm diyenlerin, yalan söyle-miyeceklerine göre, bir hayâl görmüş olmaları düşünülebilir.
Sekizinci delîl: Çarmıha gerilen kimse, ölmeksizin çarmıh-dan kurtuldukdan sonra, şâkirdleri onu gördükleri zemân, öldükden sonra dirilmişdir zan etmeleri mümkindir. -
îsâ aleyhisselâmın, çarmıhda ölmüş olduğunu ve defn edildiğini isbât etmek için papazlar. Matta İncîlinde yazılı olan, (İnsanoğlu üç gün üç gece arz içinde duracakdır) âyetini delîl getiriyorlar. [Matta: 20-40] Evet, çarmıha gerdikleri kimse ölmüş ve defn edilmişdir. Bunu isbât etmeğe lüzûm yokdur. Papazların bu delili ileri sürmeleri, öldükden üç gün sonra tekrâr dirildiğini isbât içindir. Fekat, çarmıha gerdikleri kimse, kabrde üç gün ve üç gece kalmamışdır.
Allahü teâlâ, hiçbir şey ile ittihâd etmez, birleşmez. Hiçbir şey de, Onunla birleşmez. Ona hiçbirşey hulul etmez. O da, birşeye hu-lûl etmez. Allahü teâlâ, ayrılmaz, parçalanmaz, tahlîl [analiz], ter-kîb [sentez] edilmez. Onun benzeri, eşi yokdur. Kadını, çocukları yokdur. O, bildiğimiz, düşünebileceğimiz şeyler gibi değildir. Nasıl olduğu anlaşılamaz, düşünülemez. Benzeri, nümûnesi olamaz. Şu kadar biliriz ki, Allahü teâlâ vardır. Bildirdiği sıfatları da, vardır. Fekat kendisinde, varlığında ve sıfatlarında akla gelen, hayâlimize gelen herşeyden münezzehdir, uzakdır. İnsanlar Onu an-lıyamaz. Fârisî bcyt tercemesi:
Allahü teâlânın ismleri (Tevkîfî)dir. Ya’nî islâmiyyetin bildirmesine meykûfdur, bağlıdır. İslâmiyyetin bildirdiği ismleri söylemelidir. İslâmiyyetin bildirmediği ismler söylenemez. Ne kadar kâmil, güzel ism olsa da, söylenmemelidir. Cevâd denir. Çünki islâmiyyet, Cevâd demekdedir. Fekat, yine cömert ma’nâ-sında olan (Sahî) ismi söylenemez. Çünki islâmiyyet Ona sahîde-memişdir. [Şu hâlde, tanrı da denemez. Hele ibâdet ederken, ezân okurken, Allah ismi yerine, tanrı demek, çok günâh olur.
Kur ân-ı kerîm, Allah kelâmıdır. Onun sözüdür. Sözünü, İslâm harflerinin ve seslerinin içine sokarak. Peygamberimiz Muham-med aleyhisselâma göndermişdir. Bununla kullarına emrlerini, nehylerini, ya’nî yasaklarını bildirmişdir.
Biz mahlûklar, boğazımızdaki ses iplikçikleri, dil ve damağımız ile konuşuyoruz. Arzûlarımızı harf ve ses şekline sokuyoruz. Allahü teâlâ da, ses zarları, ağız, dil olmaksızın, kendi kelâmını^ büyük kudreti ile, harf ve ses içinde kullarına göndermişdir. Emrlerini, nehylerini harf ve ses içinde meydâna çıkarmışdır. Her iki kelâm da, Onundur. Ya’nî harf ve ses içine sokulmadan evvelki (Kelâm-ı nefsî)si ve harf ve ses içinde bulunan (Kelâm-ı laf-zî)si, hep Onun kelâmıdır. Her ikisine de kelâm demek doğrudur. Nitekim bizim de, nefsî ve lafzî kelâmımızın ikisi de, sözümüzdür. Kelâm-ı nefsîye hakîkî deyip, lafzîye mecâz demek, ya’nî kelâm gibi dernek, yanlışdır. Çünki, mecâz olan şeyler, red edilebilir. Allahü teâlânın kelâm-i lafzîsini red edip buna, Allah kelâmı değildir demek, küfrdür. Evvelce gelen Peygamberlere “âlâ nebiyyi-nâ ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât.
Allahü teâlânın kâmil sıfatları vardır. Bu sıfatları: Hayât, İlm, Semi% Basar, Kudret, İrâde, Kelâm ve Tekvindir. Bu sıfatları da, kadîmdir, ezelîdir. Varlıkları, Allahü teâlâ iledir. Mahlûkların sonradan yaratılması ve onlarda her ân meydâna gelen değişiklikler, Onun sıfatlarının kadîm olmasını bozmaz. Sıfatların bağlandığı mahlûkların sonradan var olması, sıfatların ezelî olmasına mâni’ olmaz. Felsefeciler, yalnız akla güvendikleri için, aklla-rı da noksan olduğundan, müslimânlardan mu’tezîle fırkası da, iyi göremediğinden, eşyâ hâdis olduğu için, bunları var eden ve idâ-re eden sıfatlar da hâdisdir deyip geçdiler. Bu sûretle kadîm olan (Sıfât-ı kâmile)yi inkâr etdiler. İlm sıfatı, zerrelere kadar işlemez. Ya’nî Allahü teâlâ, ufak tefek şeyleri bilmez. Çünki, eşyâdaki değişiklikler, ilm sıfatında da değişiklik yapar. Kadîm olanda ise, değişiklik olamaz, dediler. Hâlbuki bilmediler ki, sıfatlar ezelîdir. Bunların eşyâya te’allukları, bağlantıları hâdisdir.
Noksan sıfatlar, Allahü teâlâda yokdur. Allahü teâlâ, maddelerin, cismlerin, arazların, ya’nî hâllerin sıfatlarından ve bunlara lâzım olan şeylerden münezzehdir, uzakdır. Allahü teâlâ, ze-mânlı değildir, mekânlı değildir, cihetli değildir. Bir yerde, bir ta-rafda değildir. Zemânı, yerleri, cihetleri O sonradan yaratmışdır. Câhil bir kimse. Onu, Arşın üstünde sanır, yukarıda bilir. Arş da, yukarısı da, aşağısı da. Onun mahlûkudur. Bunların hepsini, sonradan, O yaratmışdır. Sonradan yaratılan birşey kadîm olana, her zemân var olana, yer olabilir mi? Ancak, şu kadar var ki. Arş, mahlûkların en şereflisidir. Herşeyden dahâ sâf ve dahâ nûrludur. Bunun için, ayna gibidir. Allahü teâlânın büyüklüğü orada görünür. Bunun içindir ki. Ona (Arşullah) denir. Yoksa, Ailahü teâ-lâya göre. Arş da, diğer eşyâ gibidir. Hepsi, Onun mahlûkudur. Yalnız Arş, ayna gibidir. Diğer eşyâda bu kâbiliyyet yokdur. Aynada görünen bir insana, aynanın içindedir denilir mi? O insanın aynaya olan nisbeti, diğer eşyâya olan nisbeti gibidir. İnsanın, hepsine olan münâsebeti aynıdır. Yalnız, ayna ile diğer eşyâ arasında fark vardır. Ayna, insanın sûretini gösterebiliyor, diğer eşyâ ise, göstermiyor.
Allahü teâlâ, madde değildir, cism değildir, araz, hâl değildir. Hudûdlu, boyutlu değildir. Uzun, kısa, geniş, dar değildir. Ona, (Vâsi’) ya’nî geniş deriz. Fekat, bu genişlik, bizim bildiğimiz, anladığımız gibi değildir. O, (Muhît)dir. Ya’nî herşeyi çevirmiş-dir. Fekat, bu ihâta, çevirmek, bizim anladığımız gibi değildir. O, (Karîbdir) yakındır ve bizimledir. Fekat, bizim anladığımız gibi
Ya’nî, Zeyci, aynı anda hem hareketli, hem hareketsiz olamaz. Yâ hareketlidir yâhud hareketsizdir.]
İki ilâhın fi’lleri, yek-diğerinin aynı olursa, aralarında muhâ-lefetin bulunması, yâ mümkin olur veyâ olmaz. Muhâlefet müm-kin olamaz. Çünki ikisi, aynı şeyi irâde etmekdedirler. İkinci şeklde ya’nî muhâlefetin mümkin olması ise, ikisinden birisinin âcizliğini îcâb etdirir. Acizlik ise, mahlûkluk, sonradan olma, ya’nî yaratılma alâmetidir. Bu ise, ilâhlığın şânına yakışmaz. Sonradan yaratılan ilâh olamaz.
2— Âlemin yaratıcısının [hâşâ] iki olduğu farz olunsa, ikisinden biri, tedbîrinde ya’nî dilediğini yapmakda yâ kâfî olur veyâ olmaz. İki ilâhdan birincisi, yaratıcı olarak, dilediğini yapmakda kâfî ise, ikinci ilâhın zâyi’ ve zâid ya’nî lüzûmsuz ve fazla olması îcâb eder. Bu ise, noksanlıkdır. Noksan olan ise, yaratıcı, ya’nî hâlık olamaz. Eğer ikinci ilâh, dilediğini yapmakda kâfî gelirse, birinci ilâhın yok ve âtıl olması îcâb eder.
3— Âlemin yaratıcısının [hâşâ] iki olduğu farz olunsa, kudretlerin [mahlûklara] te’sîrinde, yâ birbirlerine muhtâcdırlar veyâ değildirler. Yâhud, biri diğerine muhtâc olup, diğeri ona muh-tâc değildir.
Birinci sûretde, ikisi birbirine muhtâc olduğundan, noksan olmaları lâzım gelir. Noksan olan ise, ilâh olamaz. İkinci sûretde, ya’nî ikisi de birbirine muhtâc değilse, ikisinin de ilâh olmaması lâzım gelir. [Çünki her biri, diğerine göre, fazla ve lüzûmsuz olması îcâb eder. Bu da, ilâhlık vasfına zıddır.] Çünki ilâh, her şeyin kendisine, her an muhtâc olduğu ve her şeye kâfî olan bir varlık olup, buna ihtiyâç duyulmaması olamaz. Üçüncü sûretde ise, muhtâc olan nâkıs olacağından, sâdece muhtâc olmıyanın ilâh olması ya’nî ilâhın bir olması lâzım gelir.
Kâdî Beydâvî “rahmetullahi aleyh”ni buyuruyor ki, âlemin yaratıcısının iki olduğu kabûl edilse, her iki ilâhın, bütün mümkinâ-ta kudretlerinin kâfî gelmesi, müsâvî [eşid] olur. Çünki, kudreti kâfî olmak, imkânın, ya’nî var ve yok etmenin sebebidir. Var ve yok olabilmek, ya’nî mümkin olmak ise, bütün varlıklar arasında müşterek bir vasfdır. Buna göre, âlemde hiçbir varlığın olmaması îcâb eder. Çünki mevcûd olacak, yaratılacak şeyin vücûdunda, yaratılmasında, iki ilâhdan her ikisi de te’sîr etmez veyâ biri te’sîr edip, diğeri te’sîr etmez. Her iki sûretde de (tercîh-i bilâ mü-reccih) olması lâzım gelir..replika samsung sizler icin sundu.
replika samsung, samsung replika,
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder