Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefonlar,dan islam bilgileri7

 replika telefonlar


replika telefonlar,dan islam bilgileri7 evet bugün ben ve replika telefonlar ile birlikte sizlere güzel yazılarımızı yazmaya devam ederken replika telefonlar diyorki îsâ aleyhisselâm sâdece Allah rızâsı için oruç tutulmasını emr etmiş ve riyâdan nehy buyurmuşdur. İslâmiyyetde riyânın kötülüğü ve riyâdan sakındırmak için vârid olan âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerden ba’zılarını yukarıda bildirdiğimizden, burada tekrar etmemize lüzûm yokdur. Dikkat edilecek husûs şudur ki, İncîlin bu âyetlerinde, oruç tutmak, açıkça emr edildiği hâlde, îsâ aleyhisselâmdan çok sene sonra, onun yüzünü görmeyen ve onun eshâbına nice ihânetler yapdığını hıristiyanlarm dahîi’tirâf etdik-leri Pavlos, sonradan İncîldeki diğer ahkâmı değişdirdiği gibi, bu orucu da değişdirmişdir.

21 — Matta İncîlinin altıncı bâbında, (Mal toplayıp, kalbinizi bağlamayın. Ne yiyeceğiz, ne giyeceğiz diye keder [kaygı] çekmeyin. Hakka tevekkül ve i’timâd ediniz) denilmekdedir. Ve kuşların yaşayışları ve kır zambaklarının tabîî kisveleri gibi ba’zı misâller verilmekdedir. [Matta bâb altı, âyet yirmibeş ve devâmı.j

Kur’ân-ı kerîmde dünyâya rağbet etmemek husûsunda vârid olan, ba’zı âyet-i kerîmeleri ve Peygamberimizin hadîs-i şerîfle-rini yukarıda zikr etmişdik. Tevekkül ile ilgili âyet-i kerîmeler de pek çokdur. Burada bir kaçını zikr etmekle iktifâ edelim.

Talâk sûresinin ikinci ve üçüncü âyetlerinde meâlen: (Kim ki, Allahü teâlâdan korkarsa, Allahü teâlâ ona [darlıkdan genişliğe] bir çıkış yolu ihsân eder ve ona ummadığı yerden rızk verir. Her kim, Allahü teâlâya tevekkül ederse, Allahü teâlâ ona kâfîdir) bu-yurulmuşdur.

[Tevekkül ile ilgili âyet-i kerîmelerin temâmı bir araya getirilse, incîlin temâmından çok olur. Mâide sûresinin yirmiüçüncü âyetinde meâlen: (Eğer îmânınız varsa, Allahü teâlâya tevekkül ediniz) buyurulmuşdur. Âl-i imrân sûresinin yüzellidokuzuncu âyetinde meâlen: (Allahü teâlâ, tevekkül edenleri sever) buyurulmuşdur. İbrâhîm sûresinin onbirinci âyetinde meâlen: (Tevekkül ediciler yalnız Allahü teâlâya tevekkül etmelidir) buyurulmuşdur.

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyuruyor ki, (Ümmetimden bir kısmını, bana gösterdiler. Dağları, sahrâlan doldurmuşlardı. Böyle çok olduklarına şaşdım ve sevindim. Sevindin mi dediler, evet dedim. Bunlardan ancak yetmişbin adedi hesâbsız Cennete girer dediler. Bunlar hangileridir diye sordum. İşlerine sihr, büyü, dağlamak ve fal karışdırmayanlar ve Allahü teâlâdan başkasına, tevekkül ve Ptimâd etmeyenlerdir buyuruldu.) Dinli-yenler arasında Ukâşe “radıyallahü anh”, ayağa kalkıp, (Yâ Re-sûlallah! Düâ buyur da, onlardan olayım) deyince, (Yâ Rabbî! Bu-

hi ve sellem”, mubârek kızı seyyidet-ün-nisâ Fâtımaya “radıyal-lahü anhâ”, (Kıyamet günü, Allahü teâlânm izni olmadıkça benden dahî sana bir fâide olmaz) buyurdu. [Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” kıyâmet günü şefâ’at-ı uzmânın sâhibidir. İnsanlar mahşer yerinde sıra ile Adem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ ve en son îsâya “aleyhimüsselâm” şefâ’at etmeleri için gelecekler. îsâ aleyhisselâm da, hıristiyanlann kendisini Allahü teâlâya ortak koş-duklarını, onun için Allahü teâlâdan utandığını bildirerek, hâtem-ül-enbiyâ [Peygamberlerin sonuncusu] olan Muhammed aley-hisselâma gönderecek ve Resûlullah, âlemlere rahmet olduğu için, bütün insanlara, mahşer azâbının kaldırılması için şefâ’at edecek ve bu şefâ’ati de kabûl olunacak, mahşer azâbı hepsinden kal-dırılacakdır.

Hadîs-i şerîflerde: (Kıyamet günü, en önce ben şefâ'at edeceğim) ve (Kıyamet günü, mezârdan önce çıkan ben olacağım ve en önce şefâ’at eden ben olacağım) ve (Eshâbıma dil uzatanlardan başka, her müslimâna şefâ’at edebilirim) ve (Ümmetimden, günâhları çok olanlara şefâ’at edeceğim) buyurdu.]

Şefâ’at husûsunda, müslimânların i’tikâdı budur. Fekat hı-ristiyanlar, îsâ aleyhisselâmın göğe kaldırılmasından sonra. Babanın sağ tarafına oturtulup, bütün İlâhî kuvvetleri eline aldığı ve kıyâmetde hâkim-i mutlakm hazret-i îsâ olacağı inancındadırlar. [Matta bâb yirmisekiz, âyet ondokuz. Markos bâb onaltı, âyet on-dokuz ve diğer İncîller.] Bu i’tikâdm [inancın] İncîl âyetlerine açıkça mugâyir olduğuna dikkat etmezler. îsâ aleyhisselâm, İncîlde ha-vârîlere hitâben (Allahü teâlânm emrlerine itâat etmiyenlere benden fâide olmaz. Bana yalvarıp çağıranlara ben imdâd edemem) [Matta bâb yedi, âyet yirmibir ve devâmı.] derken, hıristi-yanlar, (Hazret-i Isâ kendini bizim için fedâ etdi. Biz Cehennemden kurtulduk) şeklinde fâsid bir zanna sâhibdirler.

25 — Yine îsâ aleyhisselâm, (Kimseden va’za mukabil para almayınız) diye tenbîh etmiş iken, protestan misyonerleri senelik binlerce lira ücret alarak hıristiyanlığı yaymağa çalışdıkları ve diğer hıristiyan fırkalarındaki papazların da belli bir ta’rife üzerinden, her günâhı, belli bir ücret karşılığı afv hattâ ba’zı hıristiyarı-ların kendi mülkü olan arazîlerini, boş arsalarını, günâhlarının afv edilmesine karşılık parça parça papazlara vermeleri ve bu ticâret sebebi ile binlerce papazın, asrlardan beri refâh ve zenginlik içinde yaşamaları, akllara hayret verecek hâllerdendir. Burada şaşılacak husûs şudur ki, fen ve teknikde ve akllılıkda dünyâ milletlerine üstünlük iddiâsında bulunan AvrupalIların üçde biri, hâlâ bu fâsid inanca sâhibdirler.
28— Matta İncilinin onuncu babının kırkıncı âyetinde îsâ alcy-hisselâm şâkirdlerine: (Sizi kabûl eden beni kabûl eder ve beni ka-bûl eden beni göndereni kabûl eder) demekdedir.

Bu âyetde, îsâ aleyhisselâm, kendisinin Allahü teâlâ tarafından gönderilmiş olduğunu ve Ona itâat edenin Allahü teâlâya itâ-at etdiğini tasdîk eder. Bu husûsda Kur’ân-ı kerîmde Resûlulla-ha “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” itaatin Allahü teâlâya itâat olduğu bildirilmekdedir. Nisâ sûresinin sekseninci âyetinde me-âlen: (Resule itâat eden, Allahü teâlâya itâat etmiş olur) buyurul-muşdur.

29— Matta İncîlinin onikinci bâbınm kırkaltıncı âyeti ve de-vâmında, (îsâ halka henüz söylemekde iken, annesi ve kardeşleri onunla söyleşmek isteyerek dışarda durdular. Ve biri îsâya dedi: İşte, annen ve kardeşlerin seninle söyleşmek için dışarda duruyorlar. îsâ cevâb verip, kendisine söyleyene dedi: Benim anam kimdir? ve kardeşlerim kimlerdir? Ve elini şâkirdlerine doğru uzatıp: İşte benim anam ve kardeşlerim. Çünki, her kim semâvâtda olan pederimin irâdesine uygun iş yapar ise, birâderim ve kardeşim ve vâlidem odur dedi) demekdedir.replika telefonlar sizin icin sundu.





replika telefon, replika telefonlar,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder