Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefon,dan islam bilgisi34

 replika telefon


replika telefon,dan islam bilgisi34 bugün yine replika telefon sizlere islam yazılarını sunuyorve arkadaslar sizinde bildiginiz gibi replika telefon sizin icin diyorki
Başka biri dahâ ayağa kalkıp, aynı düâyı isteyince, (Ukâşe senden çabuk davrandı) buyurdu.Bir hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlâya tam tevekkül etseydiniz, kuşların rızkını verdiği gibi, size de gönderirdi. Kuşlar, sabah mi’deleri boş, aç gider. Akşam miMeleri dolmuş, doymuş olarak döner) buyurdu. Bir hadîs-i şerîfde, (Bir kimse, Allahü teâlâya sığınırsa, Allahü teâlâ, onun her işine yetişir. Hiç ummadığı yerden, ona rızk verir. Her kim, dünyâya güvenirse, onu dünyâda bırakır) buyurdu.İslâmiyyetde tevekkül, çalışmayıp her şeyi Allahü teâlâdan beklemek değildir. Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, herşeyi bir sebeb ile yaratmakdadır. Sebebleri O yaratdığı gibi, onların te’sîr ederek, işin meydâna gelmesini de, O yaratmakdadır. İslâmiyyet, herşeyin sebebini araşdırmamızı ve bu sebebe yapışmamızı emr etmekdedir. Her şeyin ma’lûm olan, meşhûr olan, sebebine yapışmamız ve bu sebebin te’sîrini halk etmesi için, Allahü teâlâya düâ etmemiz, yalvarmamız lâzımdır. Sebebe yapışmadan işin yapılmasını Allahdan beklemek, Allahü teâlâya karşı gelmek. Onun âdetini bozmağa kalkışmak olur. Tevekkülün ma’nâsı ve çeşidleri hakkında (Tam İlmihâl SE’ÂDET-İ EBEDİYYE) kitâbında geniş ma’lûmât vardır.]

22— Matta tncîlinde, (Niçin kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de, kendi gözündeki merteği görmezsin) demekdedir. [Matta bâb yedi, âyet üç.]

Kur’ân-ı kerîmde Hucurât sûresinin onikinci âyetinde meâlen: (Ey îmân edenler, zannın çoğundan sakınınız. Çünki zannm ba’zı-sı günâhdır. [Müslimânların ayblarını] araşdırmayınız ve birbirinizi gıybet etmeyiniz [ya’nî, bir kimsenin arkasından, onu zem etmeyiniz], Sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yimeği sever mi? [Bu teklîf olunsa] ikrâh edersiniz [tiksinirsiniz]. Allahü teâlâdan korkunuz. Muhakkak ki, Allahü teâlâ tevbe edenlerin, tevbesini ka-bûl eder ve çok merhametlidir) buyurulmuşdur. Resûlullah “sal-lallahü aleyhi ve sellem” (Kim insanların ayblarını, kusûrlannı örterse, Allahü teâlâ da, onun ayblarını, kusûrlannı örter) buyur-muşdur. Başka bir hadîs-i şerîfde, (Kendi nefslerinizin ayblarını araşdmnız, başkalarının ayblannı araşdırmayınız) buyurmuşdur.
Diğer bir hadîs-i şerîfde, (Gîbet zinâdan dahâ büyük günâh-dır) buyurmuşdur. İslâmiyyetde gîbet şiddet ile yasak edilmişdir. Ateşin odunu yakıp yok etdiği gibi, gîbet de hasenâtı [iyilikleri] yok eder. Hadîs-i şerîfde, (Kıyâmet günü, bir kimsenin sevâb defteri açılır. Yâ Rabbî! Dünyâda iken şu ibâdetleri yapmışdım. Sahîfede bunlar yazılı değil, der. Onlar defterinden silindi, gîbet etdiklerinin defterlerine yazıldı denir) ve (Kıyamet günü bir kimsenin hasenât defteri açılır. Yapmamış olduğu ibâdetleri orada görür. Bunlar, seni gîbet edenlerin sevâblandır, denir) buyuruldu. Gî-betden men’ eden ve gîbete mâni’ olmağı bildiren pek çok hadîs-i şerifler vardır. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem”, (Din kardeşine, onun haberi olmadan yardım eden kimseye, Allahü teâlâ dünyâda ve âhiretde yardım eder) ve (Yanında, din kardeşi gîbet edilince, gücü yetdiği hâlde, ona yardım etmiyen kimsenin günâhı, dünyâda ve âhiretde kendisine yetişir) buyurdu.]

23— Matta İncîlinde, (Dar kapıdan girin, zîrâ helâke götüren kapı geniş ve yol enlidir. Ve ondan girenler çokdur. Fekat hayâta götüren kapı dar ve yol ensizdir. Onu bulanlar ise azdır) denil-mekdedir. [Matta bâb yedi, âyet onüç ve ondört.]

Kur’ân-ı kerîmde, Âl-i imrân sûresinin ondördüncü âyetinde meâlen: (Nefsin arzûlarma muhabbet, insanlara güzel gösterildi) buyurulmuşdur. Güzel olan şeye rağbet etmek tabu olması hasebiyle bu geniş bir yoldur. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” (Cennet nefsin istemediği şeylerle. Cehennem ise, nefsin arzûla-rı, şehvetleri ile ihâta olundu) buyurmuşdur. Hâsılı, Cennet yolu dar ve meşakkatli. Cehennem yolu, geniş ve zînetlidir.

24— Matta İncîlinde îsâ aleyhisselâmın (Bana: Yâ Rab, yâ Rab diyen her adam göklerin melekûtuna giremez. Ancak göklerde olan babamın murâdını yapan girer. O gün çok kimseler bana: Yâ Rab, yâ Rab, biz senin ismin ile peygamberlik etmedik mi? Ve senin ismin ile cinleri çıkarmadık mı? Ve senin ismin ile çok mu’cizeler yapmadık mı? diyecekler. Ve o zemân ben onlara: Ben sizi hiç tanımadım, benim yanımdan gidin. Ey zulm ediciler! diyeceğim) dediği yazılıdır. [Matta bâb yedi, âyet yirmibir ve devâmı.

Burada zikr edilen melekût protestan papazların anladığı gibi, kilise idâresi olmayıp, bil’aks kıyâmet günü görülecek (Mahkeme-i Kübrâ) ve o esnâda zuhûr edecek olan, Allahü te-âlânın adâlet ve intikâmıdır. İncîlin bu âyetleri gibi Kur’ân-ı kerîmde pek çok âyet-i kerîmeler vardır. Bekara sûresinin ikiyüzel-libeşinci âyetinde meâlen: (Göklerde ve yerde olanların hepsi, Allahü teâlânın mülküdür. Allahü teâlânın izni olmadıkça, mahşerde şefâ’at edip başkasını kim kurtarabilir?) buyurulmuşdur. [Zü-mer sûresinin kırkdördüncü âyeti, (Onlara söyle ki, Allahü teâ-lânm izni olmadan hiç kimse şefâ’at edemez) diye tefsîr olunmuş-dur. Müddessir sûresinin kırksekizinci âyet-i kerîmesi, (Şefâ’at etmelerine izn verilenler kâfirlere şefâ’at ederlerse, şefâ’atleri onlara fâide vermez) demekdir.replika telefon icin icin sundu.




replika telefon, replika telefonlar,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder