Sayfalar

gizli kamera

replika telefon

maca bitksi

replika telefon ve allah bilgileri34

replika telefon ve allah bilgileri34

 vet arkadaslar en güzel yazılarımızı yazan replika telefon diyorki Ebû Eyyub (radıyallahu anh)’\n naklettiği hadîsde:
O yalnız Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’\e, Ebu Bekr (radıyalla-hu anh)'ya yetecek kadar yemek yaptı. Peygamber (aleyhisselâm) ona:
—Haydi Ensar eşrafından oluz kişi çağır, buyurdu. Onları çağırdı, geldiler yediler ve doydular.
—Haydi altmış kişi çağır! buyurdu. Altmış kişiyi de çağırdı.
—Yetmiş kişi daha çağır buyurdu. (Çağırdı, geldiler, hepsi) yediler, içtiler o yemekten de, hâlâ bitiremediler. Çağırdıklarımdan hiçbiri Müslüman olup biat etmeden çıkmadılar.
Ebû Eyyub dedi ki:
—“O gün yemeğimden tam yüz seksen kişi yedi.” (851).
Semure b. Cündeb (radıyallahu anh)*dan\

“Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e içinde et bulunan bir çanak getirildi. Sabahtan akşama kadar, bir grup yeyip kalktı, diğer bir grup oturdu (yemek için) da hepsine bol bol yetip arttı.” (852).
Abdurrahman b. Ebû Bekr (radıyallahu anhuma)’nın naklettiği hadîs de bu kabildendir;
“Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) le beraber yüz ptuz kişi idik. Bir ölçek buğdaydan hamur yoğruldu, bir koyun kesildi. İçindeki ciğer ve benzeri kısımları kızartıldı, kavruldu, Allah'a yemin ederim ki, yüz otuz kişinin hepsine ondan bir parça verildi ve yediler. Sonra ondan (o koyundan) iki büyük çanak yemek yapıldı. Hepüniz doyasıya yedik. Sonra o iki tabakta hâlâ yemek kalmıştı onu da deveme yükledim.” (853).
Buna benzer bir hadîs de, Abdurrahman b. Ebi Amre el- Ensarî babasından. Seleme b. el- Ekvâ\ Ebu Hüreyre, Ömer b. el- Hanâb (radıyallahu anhumj'dan da nakledilmiştir. Şöyle anlattılar:
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ’in seferlerinden (harp seferlerinden) birinde, ashab son derece acıkmıştı. Bunun üzerine Peygamber (aleyhisselâm):
“Herkes yanındaki azık artıklarını getirsin!” emrini verdi.
Bir adam bir avuç dolusu kadar bir buğday getirdi. Kimisi bundan bi-
(851) Taberanî ve Beyhakî tahriç etmişlerdir. '“Süyûtî Menahil. 39”.
tiSlfİmam Tırmızi. Sünen. Ebvabû. Mcnakıb, Babün fi Isbati Nübüvveti'n- Nebiyyi (s.a.v.) ve ‘‘Ma KüdHusah- Allahu bihı" de 3639 No.lu metni Scmûre b. Cündûb (r.a.)'dan tahriç eylemiştir. “İmam Bryhikî de tahriç etmiş. Nesaî de sahihlcmiştir.
(W) İmam Buharı. Sahih. Kitabü’l- Hibe, 28. Babu Kabuli'l-Hediyyeti mmc’I- Müşrikin" de İmam Miiilım: Sahih. 32. Babu Ikrami'd- Dayf ve fadli lysarihi, 175, (2056) No.lu hadis metnini Abdumh-nunb Ebu Bekir (r.a.) rivayet etmişlerdir.
jraz daha çok (bir jjcy) getirdi. En çok getirdikleri, bir ölçek hurma idi. On. ların hepsini deriden bir yaygı üzerine topladı.
Seleme dedi ki;
“Hepsini bir dişi keçinin cüssesi kadar olarak tahmin ettim. Sonra herkesin kaplarını getirmesini emretti. Hepsi geldiler ve orduda kabım doldurmadık tek bir insan kalmadı. Buna rağmen yine de o bitmemiş, ti.” (854).
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)’dan:
“Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine, Ehl-i Suffe')ida. vet etmemi emretti. Gittim hepsini bir bir çağırdım. Toplayıp Resûlul-lah (sallallahu aleyhi ve sellem)"ın evine getirdim önümüze bir tabak je. mek kondu. Hepimiz istediğimiz kadar yedik ve doyduk. O hâlâ kon duğu gibi duruyordu. Parmak izleri bile (o yemeğin) içinde belli idi” (855).
Ah b. Ebi Talih (radıyallahu anh)'dan:
“Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Abdulmutlalip oğullannı davet etti. Kırk kişi idiler. İçlerinden bir deve ve büyük bir kap su içebilecek kabiliyette insanlar vardı. Peygamber (aleyhisselâm) onlara bir mud (iki rıtl = iki avuç) kadar bir yemek yaptı, yediler, doydular; \^ mek hâlâ olduğu gibi duruyordu. Sonra büyük bir maşraba su getirtti, onu da kana kana içtiler. (Baktım ki) O, sanki hiç içilmemiş gibi duruyordu.” (856).
Enes (radıyallahu anh) dedi ki;
Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) Zeyneb ile evlendiğinde.bana:
— Falan, falan kimseleri ve yolda kimi görürsen çağır, gelsinler! dne emretti.
Bunun üzerine gördüğüm herkesi çağırdım, geldiler ve ev oda(lar) dolmuştu. Onlara içinde bir mud kadar hurma yemeği bulunan bir tabak takdim etti:
“Kendi önüne koyup, içine üç parmağım batırdı. Sonra toplulukye^ı^
(SŞAtlmum Müslim. Sahih ,t| Kıiabü’l- Lukata. Babu Istıhhabı HaUri- E?vadı Iza Katla \c'I M.-vasalû ll\ha”(ia 19. (1729ı No.lu melnı Se/eniıVu-bnu lyas'm baba\ı Se/t‘nic-/ıj-bnu7-£ha(r Jli' nvaycııtesbıl ve lahriç cylemi^lir. Ayrıca l'Kıtabü'l-lyman, 10 Babud- Delil alâ enne Men .MacAı Tevhıd Dahale'l- Cennete Kat'an" da 44 (27) No.lu ve 45 ( ) No.lu metni £hu Hureyre(r.jlılıi
lahrıç etmiştir
"İmam Ibn Sa’d Tabakat’ında Abdurrahman b. Ebi Emre’l-Ensari'den Bey haki de ondan uhn;t miştir. Ebu Yali’I-Mavsili ceyyid bir scncdle Hz. Ömerû‘I-Farûk (r.a.)’dan tahriç ctmışıir" ''Sıitii .19 ••
(855)"İmam Ibn Ebi Ştybe: Musannef inde, Taberani. Mu cemü'l- Evsai’da ceyyid bir isnaJlıBs Hüreyre (rM.)'dan tahriç etmişlerdir” Süyûıi: 39.
(856)"İmam Ahmed b. Hanhel ve Beyhaki Hz.Ali (k »,)’den tahriç etmişlerdir Sıiyilli;39 ceyy iddir.
9Q0
MÜSTECAB DUASI SAYESİNDE YEMEĞİN...
ye haşladı, yeyip kalkıyorlardı. (Bir de bakiım ki) tabak oldu&u gibi duruyor. Davetliler yetmiş bir, yahut yetmiş iki kişi idiler.” (857).
Bir rivayet.
Bu ve benzeri kıssalarda, yemek yiyenlerin üçyüz kadar oldukları ve hepsinin yiyip doydukları anlatılmakladır ve şöyle gc<;mektedır.
Bana dedi ki:
— Haydi kaldır! Bilmiyorum, konduğu zaman mı — içindeki yemek — çoktu, yoksa kaldırıldığı zaman mı?”.
Ca'fer Sâdık b. Muhammed babasından o da Ali (radıyallahu anh)’dan rivayet ediyor;
Fatıma (radıyallahu anha) bir tencere yemek pişirdi. Ali (k.v )’yı Resû-lullah (sallallahu aley hi ve sellem)'\n kendileri ile yemek yemesi için çağırmak üzere yola koydu. (Peygamber (aleyhisselâm) geldi) ve ona kendi hanımlarına da tabak ayırmasını emretti. Bunun üzerine Fatıma (radıyallahu anha) tencereden Peygambere (sallallahu aleyhi ve sellenı), sonra Ali (k.^ .)'ye sonra kendisine (çocukları ile birlikte) (birer tabak) yemek ayırdı. Tencere hâlâ (içi dopdolu olarak) kaynıyordu.
Fatıma (radıyallahu anha) dedi ki;
“Hepimiz Allah'ın dilediği kadar yedik, doyduk.” (858).
(Yine) Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ömer b. el- Hattâb'a. Ahmes’ten dörtyüz süvariyi azıklandırmasını emretmiştir.
Ömer (radıyallahu anh) dedi kı:
—Ey Allah'ın Resulü, yanımızda birkaç ölçekten başka bir şey yok kı!
—Dediğimi yap! buyurdu.
Bunun üzerine Ömer (radıyaUahu anh) gidip onları azıklandırdı. Onlara verdiği (sanki) zayıf bir deve kadar (pek az) bir şeydi. Ve ölçekler sanki hiç ilişilmemiş gibi yerinde duruyordu (859).
IH57) İmam Buhüri. Sahih 67. Kıtabu'n- Nikah, 68. "Bahu'l- Vdınıeıi velev hı-$jı'ın" Enes(r a l’dan uhru'. Müslim'de. 16. Kıiabu'n- Nikah. 15 Babu Zıvaci Zeyneb b Çatısın vc Nuzulu'l- Hicab” 89. (1428)90 ( )9I () tuhrıç eylemiştir /mam Buhar/, ayrıca 65 Kıiabu'ı-Tefsir; Surciû'l-Ahzab
8 Babu Kavlıhı ' La Tedhulu Büyüle n- Ncbıs vı" üyeli tefsirinde İmanı Muslini, asm kıiab, aşnı bab 92 I I N'o lu meiınlc İmanı Buhari. aynı hadisin "Tcksır-ı Taamı" rivayet eden uzun meınını, 70 Kıiabu l- El ime. 59. Babu K.ıslıhı Icâlü; "Feıza laamium Fcnlcşıru" İmanı Müslim. 16 Kiiabu'n- Nikah. 16 Babu Zıvaci Zeyneb b. Catı.sın ’' 93 ( ) de yine Enes b Malık 'den, İmanı Buharı. 67 Kıiabu'n-
Nıkahi.64 Babu I- Hedıyyciı. Lı'l-Arus" de fcnes Cr.a./'dan. \fus/ım. aynı kıiab. aynı babda 94 ( .) N(i lu metinle lahriç etmiştir /manı Nesai. Kıubu'n- Nikah. Babu Ihlali'l- Fcrcc el- Hedıyetû Lımen Arasa'da Enes b Malık (r aj'dan (ahrıe cimışnr.
(858)“IbnSaâd, Tabakat'ında nıUnkan bir senedlc/rrjj/n .\li (k.\.)’deı\ latırıç etmiştir" “Süyûıî; Mûtuhil, 39 "
(859)İmam Ahmed b. Hanhel; Müsncd'ınde Beyhaki de tahriç etmiştir. “Süyûıî, Menahılü’s-Safa;
Nu’man b. Mukarrin de aynı şey rivayet etmiştir. Yalnız O “Mûzeyot. den dörtyüz süvari” demiştir.
Cabir (radıyaJlahu anh)’dan nakledilen hadîs de bu kabildendir: Babası öldükten sonra birçok borç bırakmış. Alacaklılara malının a$lı% bezlettiği halde kabul etmemişler. Bostanındaki meyveleri de borçlan kip^ ramıyordu. Bunun üzerine Peygamber (aleyhisselâm) ona;
—“Sen meyveleri topla, ağaçlarının altına küme küme yap! ema-; verdi.
Sonra, geldi, dua etti (ve onun o mübarek duası bereketiyle) Cabir(nj}. yallahü anh) babasının alacaklılanna rahatça ödemeyi yaptı. Ve her scnevtr. diği kadar meyve (burada meyveden murad hurmadır) yine de arttı.
Bir rivayette, “Geride artıp kalan, onlara verdiği kadardı. AlacakJıUrıst Yahudilerdi. Buna hayret etmişlerdi” (860), şeklinde geçmektedir.
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) dedi ki:
İnsanlar açlık içinde kıvranıyorlardı. Allah'ın Resulü (sa/laJfahu aJeyhit; sellem) bana:
—(Yiyecek) bir şey var mı? diye sordu.
—Mizved’de biraz hurma var!
—Onu getir!
(Getirdim) içinden bir avuç çıkardı, yaydı ve bereketli olması için dia tt yurdu; sonra:
—On kişi çağır! dedi. (Çağırdım, geldiler) doyuncaya kadar yedile. Sonra bir on daha, bir on daha (derken) bütün asker yedi ve doyık.
—Getirdiğini al, elini içine sok, ondan bir avuç çıkar, kımıldatmı. Getirdiğimden fazla aldım ve ondan yedim, Hazreü Osman'ın öldûnü.-
şüne kadar, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebu BeJkr veÖmer(r> dıyallahu anhüma)’\ann hayatı boyunca ondan yedirdim. Sonra o beote kayıp olup gitti...replika telefon yazdı ve sundu...

1 yorum: